Azerbaycan'ın kalbi Bakü (3)

Azeriler hem sarayı hem de eski şehri çok iyi korumuşlar. Bu arada Eski Şehir’in ara sokaklarında mola verip yemek yiyebilir; çay kahve içebilirsiniz. Otantik pek çok mekan bulunuyor. Bakü’ye ait hediyelik eşyalarda, objeler bularda satılıyor. Tabii bu sokakları gece gezmek ayrı bir keyif…
Bu haber 2018-01-28 17:55:21 eklenmiş ve 240 kez görüntülenmiştir.

Gazeteci, Fatoş TEKBAŞ

BAKÜ’NÜN KALBİ  NİZAMİ CADDESİ

Bakü’nün  Nizami Caddesi, burayı görmeden Bakü'yü gezdim demeyin.

Azeri şair Nizami Ganjavi’nin adı ile anılıyor. Araç trafiğine kapalı yaklaşık 3,5 kilometrelik bir cadde. Cadde boyunca neredeyse tüm Türk ve uluslararası markalara rastlamanız mümkün.

Tam bir piyasa yeri yapmışlar burayı. Ciddi bir sosyal yaşam merkezi olmuş. Büyük alışveriş merkezleri ve mağazalar, restoran ve kafeler, dinlenme parkları ile İçeri Şehir’ in dışarısında bir Avrupa caddesi yaratmışlar. Işıklandırma caddeyi geceleri de gündüz gibi yapıyor.

 

Kız kulesi

Kız Kulesi de deniyor Kız Kalesi de. Eski bir Zerdüşt Tapınağı olduğu düşünülen, çağlar boyunca deniz feneri, savunma kalesi ve rasathane olarak kullanılan Kız Kulesi, 12. yüzyılda inşa edilmiş. İçeri Şehir’in güneydoğu bölümündeki 1. katta duvar kalınlığı 5 metreyi bulan, 8 katlı kulenin her katı yоntma taşlarla yapılmış. Kalenin altından Şirvanşahlar Sarayı’na bir geçit olduğu söyleniyor. Tarihi hakkında pek çok hikâyenin anlatıldığı kulenin yapımı Sümerlere dek gidiyor olarak görünse de çok ilginç bir ayrıntı var; Kız Kulesi’nin üstten görünümü Arapça’ da Allah’ın 94’üncü ismi “El Bâki” biçiminde. Bu da şehrin özgün adını hatırlatıyor.

***

Bir günüm böyle bitti, Mahmut adlı bir Bakü’lü gençle birlikte sohbet ede ede otelime döndüm.

İki gündür namaz kılmıyordum. Önce marketten aldığım ekmek, peynir ve yoğurdu dolaba koydum, çay ve kahve her zaman hazırdı.

Kazaya bıraktığım bütün namazları kıldım, sonra bilgisayarın başına geçip, önce kardeşim Zeynel’i aradım, internetten görüşme yapabiliyordum, ayrıca internette ücretsizdi. Kızkardeşim Rabia ile konuştum. Köpeklerim Yumoş ve Ares çok iyiydiler, onları da cep telefonundan gördüm. Dünyalar benim oldu.

Çektiğim fotoğrafları ve notları bilgisayara aktardım. Otelin lobisi sayılan mutfakta tam dört saat oturdum. Yazılarımı yazdım, Bakü şehir açısından  beni çok etkiledi. 

Yatağıma geçerken, bütün yol yorgunluğumu atarak, ayaklarımı uzatarak uyudum. Allah’tan havalar çok iyi gidiyordu. Ya yağmur yağarsa, ben ne yapardım öyle.

İlk gün rüyamda babamı, ölen kızım Yumoş ve Minik’imi gördüm. En son İran Şiraz şehrinde ikisini birlikte görmüştüm.

Sabahleyin lobi görevlisi, gezebileceğim bir kaç yer söyledi.  Ben aslında Bakü’yü gezmek istiyordum. 

Üzerimi giyip, dışarı çıktı, hemen otelin arka sokağında, bir adres sormak için girdim, akıllı telefonaü ait her şey satıyorlardı. Bende bu arada cep telefonumun camını değiştirdim. 

Adamlarla tanıştık, Talih İsrafilzade, yanhında Rafi diye bir genç çalışıyor, soy ismini bilmiyordu, meğer Aliyev imiş. Bana bir şoför ayarladı, pazarlık yaptık, 40 Manata beni bazı ören yenrleri gezdireceğini söyledi.  Adı Ferid Mehmetaliye,.

Ferid bey ekonomist, işini kaybetmiş, ailesini geçindirmek içinde mecburen taksicilik yapıyormuş. Çok konuşuyordu. Rehberede ihtiyaç kalmadı, bana gezdiğimiz yerler hakkında bilgiler verdi.  

Kaldığımız otele yakın Bakü Petrol Yüksek Okulu,  diğeri ise Haydar Aliyev’in okuduğu Fakülte. 

Bakü şehir olarak çok büyük ve düzenli, büyük muhteşem binaları var, hele müze ve statyum harika. Yollar otoban gibi. Surekan’a doğru yol alırken, şehirden çıkarken hemen  küçük bir kale görüyor, beni oraya götürürken yasak olan petrol bölgesinin fotoğraflarını çekiyorum. Her yerden adeta petrol fışkırıyor. Beni şoför uyarıyor, ‘yasak çekme’ diye, aldıran kim? 

Etkilenmemek mümkün değil, bu kadar zengin petrol bölgesine sahip insanlar nasıl düşük ücret alırlar, nasıl gelirleri az olur, diye kafa yormadım değil.

Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı, 1.768 km uzunluğunda, Azerbaycan Bakü yakınlarındaki Sangaçal terminalinden gelen petrolü, Türkiye Akdeniz kıyısında Ceyhan deniz terminaline ulaşıyordu.

Hazar denizin hemen her yerinden petrol çıkarıyorlardı. 

*** 

Kimse bir şey soramıyor, tek adam olduğu içinde, herkes sessiz.

Her şeyi paraya çevirmişler, iki adımda biten kuleyi gezme teklifi 5 manat deyince vaz geçtim, içine girip çıktım.

Tekrar yolumuza devam ediyoruz, Merdeneke doğru… Yollarına bayılıyorum, hız yak, herkes trafik kurallarına uyuyor.

Şehir dışına çıkınca yoksulluk biraz daha gözünüze batıyor.

Devlet Başkanı İlhan Aliyev havalana gidip gelirken bütün trafik duruyormuş, yollar  beş şeritli, hayran kalmamak mümkün değil. 

Azerbeycan 7 yüzyıl da müslüman alunca, ülkede bulunan bütün ateşleri ortadan kaldırmış, sadece bu kendi kendine kalmış.

Şimdi turizm olarak kullanıyorlar.

Daha önce Azerbeycan halkı da Zerdüşmüş…

Ateş halen Mukaddes

Yöre halkı ateşi mukaddes görürmüş. “Müslümanız ama ateşe geçmişten kalan bir saygı var. Örneğin ateşi suyla söndürmezler.  Ateşe ant içenler dahi var. Işık hakkı ateş hakkı diyenler var. Hiç kimse onu kötü niyetle söndürmeye çalışmaz. Çünkü burada yaşayanlar İslam’dan önce ateşperestmiş. Onların Zerdüşt adında bir peygamberleri vardı. Onun mukaddes kitabı Avesta’ya göre Hürmüz adındaki Tanrı Gökte yaşıyor. Güneş onun gözü sayılır. Yerdeki alev ise onun yansıması. Buraya halen gelenler oluyor. Dua ediyorlar. Şaman manileri gibi maniler söylüyorlar. “  diye konuşanlar var. 

Zerdüşlerin Tapınağı Yanardağ

Giriş 2 manattı, alıp girdim. Basit sade, mini bir tepenin etekleri kendi kendine yanıyordu. Bence buralardada petrol olduğu için yanıyordu. Bir adam dikkatimi çekti, kendi kendine ateşin önünde ilahiler okuyordu.

Havea serin olduğu için yanına bir metreden faczla yaklaşılmıyordu, epey sıcaktı. Merkalı gözlerle etrafı kolaçan ettim, tepeye bile çıktım, her yer yeşil bitki örtüleriyle kaplanmıştı. 

***

Yanardağ Milli Parklar Genel Müdür Yardımcısı Rauf Cabbarov, Yanardağ ile ilgili ilk belgenin 5. Asırda yazıldığını ifade ederek, “Bizans tarihçisi Panili Priskin’in Kafkasya Albanyası kitabında yanan dağlar, kayalar ve taşlar hatta su olduğu bahsediliyor. Geçmişte Ateşperestlerin ibadet yeri olmuştu. İran, Hindistan, Pakistan’dan Zerdüştler buraya gelirdi. Burası sanki onlar için Mekke gibiydi. Ama 7. Yüzyılda Azerbaycan İslam dinini kabul edince, Ateşperestlere ait ne varsa her şeyi dağıtmış, geriye sadece burası kalmıştır. Bu dağın doğusunda sönmüş tepeler de var. Onlarda 19. Yüzyılın sonuna kadar yanmaya devam etmişler. 18. Yüzyılda ilk defa seyyahlar bunları görüp kitaplarına aktarmışlar. 20 yüzyıl başında petrol çıkarılınca bu tür dağlar söndürülmüş. Bazıları ise petrol çıkarılınca kendiliğinden sönmüştür. Şimdi Dünya çapında tek yanan Doğalgaz yanardağı olarak sadece burası kaldı.” diye konuştu.

2007 yılında Milli Park ilan edildiğini dile getiren Cabbarov “Civardaki vatandaşların arazileri de alınarak buralar daha doğal haline çevrilecek. “ dedi.

Orada en fazla 10 dakika kaldım,  çıktık, beni başka bir zerdüşlerin yeri olan yere götüreceğini söyledi.

 

ATEŞGAH

Ben kaleyi hep tepede bildiğim için, kaleyi düz bir yerde görmek insana biraz garip geliyor, İran’da öyle idi.

Kalenin surları yeniden restore edilmiş, şansıma bitimiş ve ziyaretçilerine açıktı. 

Surların dibine hediyelik eşya satan sıralı dükkanlar var, tekrar bir kapıdan geçip, tam avlunun ortasında bir anıt gibi bir şey, ortasında yine yanan bir ateş…

***

İçeriye girmek 2 manat…

Ateşgah’ta Zerdüşt dinine inananlar, geçmiş dönemde çilehane olarak kullanılan şimdi müzeye çevrilmiş odaları ziyaret ediyorlar.

7. yüzyıla kadar Mecusilerin tapınağı olarak kullanılan Ateşgah, o dönemlerde buradan geçen kervanların konaklama yeri olmuş. Mecusilere göre çok mukaddes olan Ateşgah 7 asırda Azerilerin İslam’ı kabul etmesiyle önemini yitirmiş. 19. Yüzyıla kadar bir kahin burada hizmet etmiş. 19. Yüzyılın başında Ruslar burada petrol olduğunu fark edince 100 metre uzakta bir petrol kuyusu kazmış. Petrol işçisi Rus Kokayef buradaki doğalgazı borularla fabrikaya taşımış. Bir süre sonra ateş sönünce, baş kahin bu ateşgah’ı terk etmiş. Nevruz günü buraya dünyanın dört bir yanından binlerce kişi geliyor. Zerdüştlük inancına göre burası Mekke kadar kutsal bir mabed. Dünya’da İran, Hindistan ve Azerbaycan’da bulunan 3 mabed. 

***

Odaları tek tek dolaşırken, mumyalar o kadar sahici yapılmış ki, ürkmedim dersem yalan söylemiş olurum. Çok korkunç tasarlanmış, kefenleme, atlar, zincire vurulan insanlar, hekimler, ateş etrafında toplanan zerdüşler… 

Devam edecek

ETİKETLER : Fatoş Tekbaş Doruk Gazetesi Azerbeycan Bakü ateşgahlar
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Kültür-Sanat haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

Anket
Adana Belediyelerinden Hangisinin İcraatlerini Daha Çok Beğeniyorsunuz ?
Seyhan Belediyesi
Çukurova Belediyesi
Ceyhan Belediyesi
Kozan Belediyesi
Pozantı Belediyesi
İmamoğlu Belediyesi
Saimbeyli Belediyesi
Aladağ Belediyesi
Feke Belediyesi
Adana Büyükşehir Belediyesi
Yüreğir Belediyesi
Sarıçam Belediyesi
Yumurtalık Belediyesi
Karataş Belediyesi
Tufanbeyli Belediyesi
Karaisalı Belediyesi

Adana doruk Gazetesi
© Copyright 2013 Tüm hakkı www.adanadoruk.com'a aittir..
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
Work and Travel
Yurtdışı Eğitim
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
Öneriler
Öneriler