Bu ülkede kadın olmak!


Bu makale 2012-05-30 21:46:50 eklenmiş ve 312 kez görüntülenmiştir.
Fatoş Tekbaş

İlk defa Tayyip Erdoğan’ı dinlerken içimden soğuk birşeyler akıp geçti. 

Uludere de öldürülen 34 insanla kürtajı eşdeğerde tutmasını doğru bulmadım. Uludere olayını gündemde tutan basının dikkatini başka yere çekmekse, doğrusu başardı da.
Devlet ve hükümet olarak ‘Kadın cinayetleri’ni engelleyememesi, aile içi şiddeti önleyememesi, üzerine kürtaj ve sezeryan eklemesi...
Doğrusu içinden çıkamıyorum.
Ak Parti’de siyaset yapan kadınlar gerçekten başbakan gibi mi düşünüyor, samimiyetle bunu öğrenmek isterdim...
Ekonomi, pahalılık, alım gücü, memura, işçiye reva görülen artışlar bir kenara itilmiş...
Yoksulluk, işsizlik almış başını gidiyor...
Ortalık süt liman, çözüm noktası sadece kürtaj ve sezaryan kalmış!

Başbakan’a bişey hatırlatmak isterim.
Bu tehlikeli çıkış, başka yönlere çekilebilir, iş ahlåkla ahålksızlık arasında tanımlanabilir...
Bu sakıncalı bir durum!
Ülke insanlarını kamplara bölmek, kimseye bir fayda sağlamaz!
***
Bu ülkede her gün kadın cinayetleri işleniyor, sosyolojik olarak araştırıldı mı?
Cinayet işleyen koca veya sevgili ağzı salya-sümü saçarak; ‘namus cinayeti’der.
Kimisi; ‘beni aldattı’, kimisi de; ‘Yan gözle baktı’ der...
Aslında hepsinin tek nedeni ekonomiktir.
***
Bu köşenin bir yazarı olarak; size iki öykü anlatacağım.
O kürtajın insan hayatına neler katıp, nelerin götürdüğünü de...
***
Buralarda taşralarda ara sokaklarda yaşanan, dar gelirli bir aile, diğeri ise şu an Adana’nın tanıdığı bir sima....
İsim vermiyorum, her ikiside komşumuzdu.
İki genç insan çocukluktan daha yeni çıkmış, 15-16’lılar yaşlar.
Birbirlerine sevdalanmışlar...
Ardından genç kız hamile kalıyor.
Sokak sakinleri toplanıyor...
Belki ki linç girişimi yapılacak.
Allah’tan ki sokağın ekåbirleri aklı selim davranıyor.
Çevreye hemen haber salınıyor, bir hafta içerisinde orta yaşlarda bir adam bulunuyor. Cezaevinden yeni çıkmış, içi gücü yok, kısa boylu, kamburu var ve sonradan mesleğinin ayakkabı boyacısı olduğu öğreniliyor.
Gencecik güzeller güzeli bu kızı adama veriyorlar. Yalan ve bahane hemen hazır. “Kocası askerde öldü...” diye açıklaması yapılıyor.
Ailenin namusu temizlenmiş, genç kadın ise aklanmış ve bu arada hayatı da kurtulmuş oluyordu(!)
Bu suçun ortağı erkek ise hiç bir şey olmamış gibi hayatına devam ediyor ve yıllar sonra o sokaktan çıkıyor, kendilerine yepyeni bir hayat kuruyorlar. Ardından bu aile oğullarına sükseli bir düğün yaptı.
Biri tanımadığı, pis kokan, sicili temiz olmayan bir adamın koynuna...
Diğeri ise Adana’nın gözde ailelerinden güzel bir kıza!
Hangisi daha adil!
Toplumun değer yargıları böyle bir çözüm buldu.
En azından kan akmadı.
Kızın anne ve babası bu olayın ardından kahırlarından peşpeşe öldüler.
Namusu temizleyecek erkek çocuğu ise reşit değildi.
O zamanlar böyle düşünülüyordu.
***
Gözü açık güngörmüş bir aile olsaydı, kızın hamile kaldığını anne anlayabilseydi, kızına kürtaj yaptırır, el aleme rezil olmaz, kahırlarından ölmezdi.
Toplumlarda gelenek ve töreler yasalardan daha ağır basar. Kadın yaparsa orospu, erkek yaparsa elinin kiri.
***
Kız daha oniki yaşlarında evlendiriliyor, hergün kayınvaliden azar işitiyor, ev işi bilmiyor diye bir posta da dayak yiyor.
Ondört, onbeş yaşına gelince dayaktan gına geldiği için, çareyi kaçmakta buluyor.
Kız ve oğlan tarafı kızı epeyce arar durur. Bulursa namusları temizlenecek, önüne düşen başları yerden kalkacak!

Kız birine sığınır... Günün geçtiğini öğrenincede hamile olduğunu öğrenir. Bebek 4 haftalık olunca aldırmaya karar verirler.
Kız o çocuğu doğursaydı, bir gün belki yakayı ele verecekti. Çocuk için bir araya gelinecek, erkeğin ise kafasındaki şüpheler hiç gitmeyecek, bu defa erkek sorgulamaya başlayacak, yeniden başa dönülecek, cinayet kaçınılmaz olacaktı. Karnındaki cenini aldırmakla kendince doğru olanı yapmış oluyor ve hayatı kurtuluyordu. Yıllar sonra karşısına sevebileceği biri çıkıyor, evlenerek huzurlu bir yuva kuruyor.
***
Kürtaj yasaklanırsa, bu tür vakalar merdiven altına inecek, geçmiş yıllarda olduğu gibi çocuk nasıl düşürülür, şişler, demir çubuklar denenecek, karı koca ilaçlarından medet umulacak. Belki kan kaybından, belkide başka şeyden hayatlarını kaybedecek!
Hangisi doğru?
Kadın üzerinden siyaset yapmak, kadının işlediği varsayılan günah, kendi ile Allah arasında. Kürtaj yapılarak belki hayata yeniden başlamak istiyordur. Herkesin ikinci bir şansa ihtiyacı var. Bir kadın kendi bedeni üzerindeki her türlü tasarrufa ve özgürlüğe sahip olabilmeli diye düşünüyorum. Bazı ülkelerde ötenazi bile var. Elbette cenin şekil alırsa bunu yapmak cinayettir, günahtır. Önemli olan daha başındayken istenmeyen bir hamileliği önlemek daha doğru bir davranıştır.
Ben kürtaja ve sezeryana karşı değilim, kadının içinde bulunduğu psikolojik ve diğer sıkıntılardan kurtarıyor. Eğer o evlilikte veya ilişkide huzur ve saadet varsa, kadın neden gidip durduk yerde kürtaj yaptırsın... hiç kimse yaptırmaz.
Hamilelikte ikinci ayına giriliyorsa, bebek aldırılıyorsa, bu elbette suç olmalıdır. Bazı zaruri haller vardır ki, bunu ne devlet çözebilir, ne aileler... 

Bunlarda düşünülmelidir.
***
Bu açıklamayı yapmadan önce Sayın başbakan Dünya Sağlık örgütünü davet etse, bir panel düzenlese, bütün ilgili uzman kişileri davet etse, istatistikleri, araştırmaları, verileri ortaya koysa, kamuoyu açıklamasının da bir lisanı olsa, kim ne diyebilir?
O zaman hiç kimse size bunu sormaz, soramaz. Sırf Uluderede 34 insanın hayatının kaybetti, bu soruluyor diye, dikkatleri başka yöne çekmeye, kadınlar üzerinden siyaset yapmaya hiç kimsenin hakkı ve hukuku olmamalı diye düşünüyorum.
Hükümetsiniz, iktidarsınız, muktedirsiniz, elbette ki eleştriye açık olacaksınız. Elbette ki sorgulanan ve sorgulayan halk olacaktır. Soran biz, cevap veren makam siz olacaksınız...
Hele bu ülkede kadın olmak başlı başına bir risktir sayın başbakanım.
Kendini aciz hisseden, devletin desteğini yanında göremeyen şiddet gören kadınların hamisi de koruyucusu da önce Allah, sonra devletin temsilcisi olarak siz olacaksınız. Onları korumak size düşer...
Onları kahpe felek vurmuş, bi de siz hırpalamayın Sayın Başbakanım...
Şeyh Edebali’nin sözleriyle noktayı koymak istiyorum.
“Ey Oğul!
Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana… Güceniklik bize; gönül almak sana… Suçlamak bize; katlanmak sana… Âcizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adâlet sana… Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana… Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana… Üşengeçlik" bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana…
Diye devam eder, bilirsiniz…

Yazı Tarihi :30.5.2012 

Okunma Sayısı :964

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

Anket
Adana Belediyelerinden Hangisinin İcraatlerini Daha Çok Beğeniyorsunuz ?
Seyhan Belediyesi
Çukurova Belediyesi
Ceyhan Belediyesi
Kozan Belediyesi
Pozantı Belediyesi
İmamoğlu Belediyesi
Saimbeyli Belediyesi
Aladağ Belediyesi
Feke Belediyesi
Adana Büyükşehir Belediyesi
Yüreğir Belediyesi
Sarıçam Belediyesi
Yumurtalık Belediyesi
Karataş Belediyesi
Tufanbeyli Belediyesi
Karaisalı Belediyesi

Adana doruk Gazetesi
© Copyright 2013 Tüm hakkı www.adanadoruk.com'a aittir..
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
CapsLockTR Türkiye'nin Yeni Sosyal Ağı
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
Öneriler
Halı Yıkama
Perde Yıkama
Acıbadem Halı Yıkama
Ataşehir Halı Yıkama
En Kaliteli Halı Ve Perde Yıkama Siteleri
Sancaktepe perde yıkama
Ataşehir Halı Yıkama
Sancaktepe Halı yıkama
Sancaktepe Halı yıkama
Öneriler