Kutsalıma dokunma


Bu makale 2012-09-16 23:03:31 eklenmiş ve 327 kez görüntülenmiştir.
Fatoş Tekbaş

İnsanın fıtratında var, rahat durmuyor...

İllede maraza çıkarmak istiyor.

İllede insanlar birbirine kırdırılsın istiyor.

Dünya tarihi bu tür acı savaşlarla doludur.

Özellikle din savaşları kıran kırana olmuş.

İnsanoğlu bunlardan ders almamış..

Tahrike, kışkırtıcılığa ve prokasyona hep açık olmuş. 

***

Yunan mitolojisindeki gibi,

Dünya üçe bölünse...

Zeus’a Amerika’nın bir bölümü, Avrupa’nın bütünü...

Poseidon’a biraz Asya, biraz Uzakdoğu...

Hades’e biraz Amerika, biraz Asya ve Afrika’nın tamamı düşse...

Bu kardeşler arasında adil dağılım olur muydu sanırsınız...

İşte dünyalılar, refah seviyesi yüksek rakımlılar...

Hades’i daha ölmeden ölüme mahkum etmiş...

Adalet dünyada terazisini kaybetmiş. 

Gök tanrısı Zeus bütün kararları verse...

Poseidon’un gücü dengelemeye yeter mi?

Hades ağına düşenleri afeder mi?

Gönderir cehennemine...

***

Müreffeh ülkeler yoksul ülkelere sahip çıksa...

Sorun kalmayacak ama...

İşine gelmediği için hem sağır, hem kör rolünü oynuyor. 

***

Çin ve Hindistan en kalabalık ülke,

Yani dünyanın üçte biri burada yaşıyor.

Üretim araçları devletin.

Çalışan halk ise,

Boğaz tokluğuna emek sarfediyor.

Hades kendi kanında boğuluyor. 

***

Hindistan çok kültürlü, zengini tam zengin.

Yoksulu tam yoksul.

Ganj Nehri kenarlarında milyonlarca insan sokakta yaşar..

Lakin insanlık bu dramları çözememiş...

Problemler yumağı almış başını gidiyor.

Refah seviyesi yüksek Batılılar!

Hem sağır, hem kör, hem de vicdanları askıda.

Silah üretmekle meşgul..

Ayrıca gelişmemiş ülkelerin dinlerini sarakaya alır..

Maraza çıkarır.

Rahatlık batmış ya...

Durmadan bişeyleri kaşır durur!

***

İnsanlar aç kalabilir, yoksullukla mücadele edebilir..

Her şeyden vazgeçer...

Ama tek şeyden vazgeçmez, laf söyletmez...

İnançlarından...

***

Önce basit bir soru; din nedir?

Din Allah tarafından peygamberler aracılığıyla ile insanlara ulaştırılan ilahi bir kanundur. Dinin kurucusu Allah, muhatabı insandır.

Dinin amacı nedir?

İnsanlara iyi ve kötüyü, doğru ile yanlışı, güzel ile çirkini bildirmektir, onları dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşturmaktır. 

***

ABD’de, “Müslümanların masumiyet”i adı altında bir film oynatılıyor. Bunun arkasındaki gücü sorgulamak, hedefinin ne olduğunu saptamak, kehanetlerde bulunmak, kimseye bir şey kazandırmaz...

ABD seçimleri mi provake ediliyor, yoksa, siyonist İsrail, Arap Baharı'nı yeniden cehennem rüzgarlarına mı çevirmek istiyor? Her türlü olasılık tartışılıyor.. Bu sadece tetikte bekleyen Hades’in işine yarıyor. 

Amaç islam dünyasını sarsmak, kaos çıkarmak, provake etmek, ayaklandırmak ise çok başarılı oldukları kesin!

***

İslam dinin hiçbir dinle alıp veremediği yok. Allah peygamberine: “Sadece sen tebliğ edicisin” diye habibini uyarmış. İslam asla Museviliği, Hıristiyanlığı karalamaz, tartışmaya açmaz, küçük düşürücü beyanlarda bulunmaz, onların temsilcisi peygamberlerini de, bizim peygamberimiz kadar sever, sayar. 

***

O filmi yapanlar milletleri düşünmüyor mu? Kutsallara savaş açmak, küçük düşürmek ifade ve inanç özgürlüğü içinde tanımlanamaz, göz yumulamaz, tıpkı başbakan gibi düşünüyorum. Kaos yaratıp, şöhret rantı sağlamaksa, bunda da başarılı oldular. 

Ayrıca yine bu iş silah tüccarllarının işine yaradı. 

***

Mısır, Libya, Sudan, Tunus, Bangladeş, Endonezya, Irak, Yemen, Suriye, Keşmir, Filistin, Katar ve Afganistan’da kan gövdeyi götürüyor. 

Şimdi bir batılı gibi düşünüp, galeyana gelmeyelim diyoruz. Hıristiyan sağ duyulu güçlü bir figür çıkıp: “Siz neler yapıyorsunuz? “ diye sorgulasa...

Bu olayın fitilini kim ateşlemiş, onun üzerine yürüyeceklerine, müslüman ülkelere sağduyu çağrısı yapılıyor. 

***

ABD Başkanı Obama Başbakan Erdoğan’ı arayarak islam ülkelerine çağrıda bulun diyor. 

Sen güçlü bir lidersin, çık islam ülkelerinden özür dile, bu filmi yasakla. “Kutsallar kırmızı çizgi dahilimizdedir” de. Özgürlük savına sığınma.

Bu fikir özgürlüğü değildir. 

Bu filmi yasakla ve o pornocudan kitleleri ayaklandırdığı, kaos yarattığı ve kan döktüğü için hesap sor. 

Nasıl ki 11 Eylül’de çıkan yangında binlerce kişi öldü, bunu halkına göstermedin. Tek nedeni vardı, Amerikalıların psikolojisi bozulmasın, diye... 

Peki müslüman ülkelerin psikolojileri ne olacak? 

Böyle hasas ve kutsal şeylerin tartışması olmaz, kimse tanrıyla boy ölçüşemez. 

O ne yaptığını çok iyi bilir, bilmeyen biz Ademoğllarıyız. 

***

Bütün ülkeler tıpkı Kyoto Protokolü gibi bir araya gelip; ‘kutsalar kitap ve inançlar’ için kırmızı çizgileri netleyebilse..

Kendini bilmez meczuplar ortaya çıkıp, ne idüğü belirsiz etkinlikler düzenleyip, karalayıp, görselleyip ortaya süremez, cüret edemez.

Cezai müeyyede şart. 

***

Aksi takdirde bir deli daha çıkar, yine böyle şeyler yapar, o zaman kimse kimseyi durduramaz, milyarlarca insan bu uğurda gözünü kırpmadan ölüme rahatlıkla gider.

Başbakan Medeniyetler İttifakı eş başkanı...

Bu rolü üstlenebilir.

Bir ateş çıkarsa, sadece bulunduğu yeri yakmaz, bütün dünyaya sıçrayabilir, bunu engellemenin yolu, bütün inançlara saygıdan geçer, geçmeli...

Kazanan Hades olmasın. 

 

NEDEN ÜÇ KİTAP?

Allah’ın hakkı üç’tür derler.

Şans kapıyı üç defa çalarmış...

Tabi bu bir teselli sözcüğüdür.

***

Bazıları: “...neden 3 kitap...” diye soruyor. ”Ne çabuk yazdınız, nasıl yazdınız, aa bilmiyordum...” diyenlerde oldu.

***

Okuyanlardan müthiş tepkiler alıyorum, ama artık hiçbir şeyi zorlamıyorum.

Zaman bana sabretmeyi, terbiyeyi ve sinirlerimi törpülemeyi öğretti. 

Buraya kadarmış dediğim şeyler vardı. 

Evet, evet yanlış okumadınız buraya kadar dediğim çok şeyler oldu.

Zorlamıyorum artık. Her şeyi oluruna bıraktım. 

Sıfırdan başlamam için çok geçti, ümitlerimi kaybetmem içinde çok erken! 

Annem; 'Allah istemezse ağaçtan bir yaprak düşmez' derdi. Buna amentü gibi iman etmişim. 

***

Ben çocukluğumdan beri yazarım, ama her yere yazardım. Okumayı ve seyahat etmeyi çok severim. İmkanlarım ölçüsünde zaman zaman bunu gerçekleştiriyorum. 

Merak edenler için söylüyorum. 

“İtin Tekiydi Yoldaşlarım” 2004 Yılının Kasım aynda yazma fikri doğdu, o gün gök yarılmış, bardaktan boşalırcasına yağmur yeryüzünü coşturuyordu. 4 yıl sürdü. Bu arada hikayeler yazdım. Gezi yazılarını kaleme aldım. Birini en son sizler okudunuz. ‘Kudüs’e Yolculuk’ diye... 

Mesela ‘İtin Tekiydi Yoldaşlarım’ kitabını 2008 yılında bitirdim. Ölen köpeğimi yazıp finalini yapmadım, bişey eklemedim, yaşadıklarımı yazdım. 

Bir süre yazmayı bıraktım. Sonra aklıma bir eren geldi, isimsiz ama halkın kahramanı sayılıyordu. Onun için Adıyaman’a gidip daha geniş bilgiler topladım. Bu yolculuğum üç dört gün sürdü. Yıl 2010 idi. Kitabın yarısını yazmıştım, bilgisayarım çöktü. Yazlıkta beynimi yeniden çalıştırdım ve yeni, yeni baştan sabırla yazdım. O yılın sonuna doğru Ap Cano’yu bitirdim.

Çocukluğumda okuduğum ilk kitaptı Şahmeran, gece yatakta uyurken Adana’yı sel basacak diye çok korkardım. Bir de trenin acı sesi korkuturdu beni.

Lokman Hekim efsaneleriyle büyümüştük. 

Hiç üşenmeden her ikisini araştırdım, defalarca Tarsus’a gittim, Misis’i su yolu yaptım, hatta taa Mardin’e kadar uzandım. Şahmeran’ın silueti adeta orada ruh bulmuştu.

Bende şu kanı oluşmuştu.

Camsab, yani Lokman Hekim Şahmeran’a aşıksa, öyle toplu yusyuvarlak birine aşık olamazdı diye düşündüm. O bir Afrodit kadar, o bir Nefertiti kadar narin güzel bir ay parçası idi. Bir erkek ancak bu kadar güzel olağanüstü varlığa aşık olabilirdi. İnsanların beynindeki şablonu bu kitapla değiştirmeyi düşündüm. Ve 2011 Yılının sonunda “Şahmeran ve Lokman Hekim” kitabını bitirmiştim. Benim şansızlığım bütün kitaplarımın yazma aşamasında ortalarına geldiğimde bilgisayarım çöküyordu. Bunda da aynısı oldu ve ikinci defa yazmak zorunda kaldım. 

***

İşte hikayelerini okudunuz...  

Üçünü aynı anda basmaya karar verdim, öylede yaptım. Sanki üçü aynı anda yazılmış gibi oldu. 

Okuyan herkesten çok ama çok güzel tepkiler alıyorum. 7 Eylül’de İstanbul’a gittim, yayıncım ile konuştum. Sakın sizler şansınızı denemek için İstanbul’a kadar gidip kitap bastırmayın. Hayal kırıklığı yaşarsınız. Sizin paranızı almak için size güzel tekliflerde bulunurlar. İllede orada bastıracağım diyorsanız, size önerim, yayıncının adresini, oturduğu yeri iyice öğrenin, sözleşme öyle yapın ve kitaplarını bastırın. Kılı kırk yarın, size bedeva basmıyorlar. 

Aksi takdirde benim durumama düşersiniz. En azından ben denedim. Kader işte... Hayatımda ilkkez kendimi çok ciddi olarak yenilmiş hissediyorum, bu duygu beni epeyce daha takip eder, yakamdan düşmez...

***

Bir çok yazar ve çizerlerden örnek vermek isterdim, Ben yazmaya devam edeceğim, belki bir elli veya yüz yıl sonra insanlar beni anlayacaklardır, şimdi anlamasalarda olur...

Belki bir gün bir ömrü nasıl heba ettiğimi de yazarım, kimbilir? 

Yazı Tarihi :16.9.2012 

Okunma Sayısı :946


 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

Anket
Adana Belediyelerinden Hangisinin İcraatlerini Daha Çok Beğeniyorsunuz ?
Seyhan Belediyesi
Çukurova Belediyesi
Ceyhan Belediyesi
Kozan Belediyesi
Pozantı Belediyesi
İmamoğlu Belediyesi
Saimbeyli Belediyesi
Aladağ Belediyesi
Feke Belediyesi
Adana Büyükşehir Belediyesi
Yüreğir Belediyesi
Sarıçam Belediyesi
Yumurtalık Belediyesi
Karataş Belediyesi
Tufanbeyli Belediyesi
Karaisalı Belediyesi

Adana doruk Gazetesi
© Copyright 2013 Tüm hakkı www.adanadoruk.com'a aittir..
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
CapsLockTR Türkiye'nin Yeni Sosyal Ağı
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
Öneriler
Halı Yıkama
Perde Yıkama
Acıbadem Halı Yıkama
Ataşehir Halı Yıkama
En Kaliteli Halı Ve Perde Yıkama Siteleri
Sancaktepe perde yıkama
Ataşehir Halı Yıkama
Sancaktepe Halı yıkama
Sancaktepe Halı yıkama
Öneriler