Altın Koza'nın kelebek etkisi (!)


Bu makale 2012-09-30 22:15:04 eklenmiş ve 307 kez görüntülenmiştir.
Fatoş Tekbaş

Bu yıl Altın Koza’dan bişey anlamadım.

Tamam şehitlerimiz vardı...

Ama bu hayatın bittiği anlamına gelmezdi ki...

Sadece onların ekmeğine yağ sürdü...

***

Rahatsız olduğum iki şeyi yazacağım.

Biz bişeyi organize edemiyoruz.

Ya da bir, iki görevli gönderip Cannes Film Festivali veya Antalya Altın Portakal Film Festivali nasıl yapılır, yerinde incelenmiyoruz.

Bu defa organizasyon bozuktu.

Herkes burnundan soluyordu.

Bir an önce “Yapılsın da bitsin, herkes evine gitsin" havasındaydı.

***

Mahalli basına iyi davranıldığını söyleyemem, hep üvey evlat muamelesi görmeye devam edildi, her yıl olduğu gibi. 

Eee şimdi en olacak?

Herkes evine döndü, kaldık mı biz yine başbaşa...

***

Altın Koza bu defa Büyükşehir Belediyesı Basın bürosundan habersiz iş tuttu.

Hiç takmadı, iplemedi bile. 

***

Galaya gelelim.

Basın için araç yoktu, herkes kendi imkanlarıyla 10-15 km. Yolu tepti. 

Fuar alanında yapıldı.

Herkes davetli idi.

Büyük yerde yapmalarının nedeni katılımın fazla olmasını sağlamaktı.

Elimde davetiyem A.2 Blok yerime geçtim. 

Sanatçıların arkasına düşüyordu. Birilerinin de gazeteye fotoğraf çekmesi gerekiyordu.

Dekorun renkleri arka sıralardan boğuk ve gözü rahatsız edici renklere bürünmüştü. Şöyle çevreme baktım sahne fena durmuyordu: “Muhteşem dekor...” dedim kendi kendime. 

Sonra o muhteşem büyük devasa salon irite etmeye başladı, insanlar heyecansız, soluksuz, soğuk ve sanki acıklı bir dram seyretmeye gelmiş halleri vardı. Çok az bir hareketlenme kırmızı halıda oldu. Sanatçıların yüzlerine bir iki flash patladı. 

***

Örneğin dışardan gelen gazeteciler ile yerel basın kırmızı halının dışında özel bir yer ayarlanıp rahat çekim yapmaları sağlansaydı. Kırmızı halıda yürüyen sanatçıların üzerine flashları patlasaydı ve arka fonda güzel soft müzik çalsaydı... 

Nasıl muhteşem olurdu. 

***

Konuklar ve sanatçılar yürüyüp gitti. Adanalı konuklar verilen davetiyerle kendi yerlerini bulup oturdu. Bunu bulduklarına adeta şükrediyorlardı. 

Sahne dekorun üzerinde ki beyaz perde arka sıralar için kurtarıcı bir rol üstlenmişti. 

Işık ve ses düzeni seçimi kötüydü.

Zulah Olcay dönemi geçmişti.

Erkek sunucu tutuktu.

Hiç heyecan yoktu.

***

Dekoru tamamlayan diğer sanatçılar mesela Mine Soley, Gülsen Tuncer, Selda Alkor, Selma Güneri ve eşleri şahane tuvaletlerini giyip salona yakışır bir şekilde yerlerini almışlardı.

Aslında Altın Koza konuklarına kılık kıyafet zorulluluğunu da getirmeliydi.

Cannes film festivali ve Oskar törenlerinde bu zorunluluk var.

Bizdekiler resmen paçavra gibi dökülüyorlardı.

Özensiz, kaba ve estetikten yoksun.

Bu söylemim bilmem kelebek etkisi yaratır mı? 

***

Daha önceleri sanatın ve sanatçıların özgürlüğü diye düşünürdüm. Sanatçı kendi özelinde 24 saat istediği kılıkla gezebilir, kimsenin buna bir diyeceği olamaz. Bunun bir de aması var. Bir sanatçı toplumun önderi, yenilikçisi, yol göstericisi, en azından Adanalı insanlara nezaketen saygılı olur ve giyimine kuşamına dikkat ederdi. 

“İnsanlar kıyafetiyle ağırlanmalı, bilgileriyle uğurlanmalı...” diye boşuna gırtlak patlamamış atalarımız. 

Erkekler bundan sonra skmokin, kadınlara ise her renk tuvalet giyme şartı getirilmeli. 

***

Türkan Şoray anos edildi, lakin gelemedi. Ödül törenin ortalarında sahneye davet edildi. Türkan Şoray güzeldi, ama o altın sarısı tuvalet üzerinde çiğ durmuştu. Onda her zaman Uzakdoğu’nun gizemli havası var, giydiği sarı tuvalet ile bütünleşememişti. Aşırı kilolu olması, kıyafetin içinde hoş durmuyordu. 

Dikkat ettim, bütün sanatçılar Türkan Sultanı ayakta alkışladı uzun uzun. 

Ayak parmağını kırmış acılar içinde sahneye gelmek, sekmeden yürümek, kolay olmazsa gerek, ama seyircisine saygıdan dolayı bunu hissetirmedi. 

Ödül töreni soğuk rüzgarlar estirdi, İlyas Salman’ın ve bir kaç ödüllü sanatçının verdiği mesajların yankısı o fuar alanında kaldı. Bu yıl festival heyecansız geçti. 

***

Rahatsız eden ikinci konu ise;

Türkan Şoray’ın kostümleri sergisi 75.Sanat Galerisi’nde tam bir hafta açık kaldı, günlük ziyaretçi sayısı 200’ün altına düşmemiş. Ben iki defa özel gittim, ayrıca birde Türkan Şoray geldiğinde gittim.

Türkan Şoray kostümlerin sergilendiği galeriyi gezemedi bile, neredeyse ezilecekti. Harbiden korktum, hınca hınç doluydu, o koca salon ve izdiham hat safhadaydı.

Şöyle bir formül bulunsaydı, Türkan Sultan salona girseydi, sergiyi gezseydi, peyder pey insanlar gruplar halinde içeriye alınsaydı, muhteşem bir buluşma gerçekleşirdi.

Herkesin içine sinerdi. 

Sinemanın Sultanı Türkan Şoray sandalyenin üzerine çıkarken bir hayli zorlandı, aşırı kilolu olması hareketlerini zorluyordu. Buna birde yaşlılığı eklemek lazım. Biz onu ne kadar çok sevsekte, o kilo almakla kendine çoktan ihanet etmişti bile.

***

İlk açılışta Yaşam Boyu Onur Ödülü'nde sahneye çıkan Hüsnü Şenlendirici’yi kimsenin dinlemeyip anında orayı terketmesi ise Şenlendirici’ye karşı çok büyük bir ayıptı. 

Küçük ama can sıkıcı ayrıntıları ise hiç yazmıyorum, kısacası bu yılki Altın Koza’dan hiç mi hiç keyif alamadım... ben heyecanı hissedemedim. Kelebek etkisi bu defa zayıf kaldı diye düşünüyorum...

 

NEŞET ERTAŞ

Onun türküleriyle geç tanıştım. Doktorum Doç. Dr. Sefa Kelekçi, gitar dersi aldığımı öğrenince: “Neşat Ertaş’ı bir dinle” demişti. Ne var bu adamda diye dikkat kesilmiştim o zaman. Türkülerine, sözlerine bir yaşamı sığıdırmıştı. 

Ben hep şuna çok üzülürüm. Hayatta iken değer vermeyenler, burun kıvıranlar, ölünce niye badem gözlü muamelesi çekerler?

Bu sadece bizim toplumumuza özgün bir kene gibi. 

Riya ve timsah gözyaşları sezdim ölümünün ardından, yazılanlara bakılınca, hangisi sahici, hangisi soğuk!

Öldükten sonra...

Ne önemi var...

Bana göre Neşat Ertaş toplumumuzun ortak bir değeri. Ben ona bu sıfatı yakıştırıyorum. Cenazesi de öyle kalktı. Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın. 

Bütün herkesin gönüllerini fethetti...

Bu herkese kısmet olmaz...

 

Yazı Tarihi :30.9.2012 

Okunma Sayısı :914

 


 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

Anket
Adana Belediyelerinden Hangisinin İcraatlerini Daha Çok Beğeniyorsunuz ?
Seyhan Belediyesi
Çukurova Belediyesi
Ceyhan Belediyesi
Kozan Belediyesi
Pozantı Belediyesi
İmamoğlu Belediyesi
Saimbeyli Belediyesi
Aladağ Belediyesi
Feke Belediyesi
Adana Büyükşehir Belediyesi
Yüreğir Belediyesi
Sarıçam Belediyesi
Yumurtalık Belediyesi
Karataş Belediyesi
Tufanbeyli Belediyesi
Karaisalı Belediyesi

Adana doruk Gazetesi
© Copyright 2013 Tüm hakkı www.adanadoruk.com'a aittir..
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
Work and Travel
Yurtdışı Eğitim
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
Öneriler
Öneriler