KAVGAM


Bu makale 2016-11-22 13:29:53 eklenmiş ve 423 kez görüntülenmiştir.
Murat Doruk

Sergilen büyük tiyatroya göre ''halkın içinden çıkan mütevazı olduğunu iddia edilen kudretli bir lider'' olarak görüldü.


''Beni sınıfların ötesinde biriymişim gibi görebilir siniz ama halkıma bağlılığım dışında hiçbir şeyim yok.''


Oysa bu, kendini davasına adamış, kendini sadece halkına adamış biri gibi gösterilen, dikkatlice hazırlanmış imajı için, büyük bir propagandanın ürünüydü.


Öyle bir pazarlamaydı ki, ''fakirlikten gelen bir halk adamı'' olarak gösteriliyordu.


Oysa bu söylemler gerçekleri tamamen çarpıtıyordu.


Aksine çok rahat bir yaşam tarzı oldu, çok bohem bir hayatı vardı.


Geç kalkar, öğleden sonra kahve ve kek yerdi.


Akşamları film seyreder, dostlarıyla sohbet etmeye bayılırdı.


Propagandanın pazarladığı fakir ve işçi sınıfı adamdan çok uzakta, pasta ve kremalı pasta yiyen şımarık bir adam olmasından başka, vergi bile kaçırıyordu.


''Halkın adamı'' diye gösterilen adamın aslında halk gibi vergi ödemeye pek de niyeti olmadığı çok açıktı.


Vergilerden şikayet ediyor, yakınmalar yapıyor ve hiç parası olmadığını iddia ediyordu.


İlk sabıkasını bir sokak gösterisinde polisle çatışarak aldı. 5 yıl ceza yedi. 


Ancak sadece 8 ay sonra serbest kaldı.


Ama bu hapishane yatışı, ününe ün kattı. Davası ve mahkumiyeti büyük haber olmuştu.


Artık herkes tarafından biliniyordu.


Ekonomik krizi avantaj olarak görerek, bağlı bulunduğu partisiyle, borçla gazeteler ve matbaalar satın aldı.


Hiper eflasyon paranın değerini düşürmüş, ülke ekonomisi yerle bir olmuştu.


Milyonlarca vatandaşı fakirliğin esiri oldu.


Ama aynı şey onun ve partisi için geçerli değildi.


Onlar hem içerideki hemde dışarıdaki destekçilerinden para alıyorlardı.


Büyük Amerika'nın da o destekçilerden biri olduğu biliniyordu.


İktidara gelir gelmez bu destekçileri çılgınca para kazanmaya başladı.


Oysa arkasındaki büyük finansal desteği, ülkesindeki muhafazakar, zengin, dinci kitleden alıyordu.


Büyük finansal kaynaklarından biri de deniz aşırı olan dinci destekçilerinden geliyordu.


Partisinin finansal kaynakları ile kendi kişisel kaynakları giderek bulanıklaştı.


Partisinin sağdık destekçileri bile ''halkın adamı'' denen liderlerinin müsrif yaşamı karşında liderlerini sorgulamaya başladılar.


Artık bütün propagandasını yapacak kadar parası vardı.


Bunların hepsi rüşvet fonlarından ve irili ufaklı destekçilerinden geliyordu.


Ama mütevazı, işçi sınıfı, halkın adamı hiç vergi vermemişti. 


Bunca harcamayı fark eden gariban bir vergi memuru oldukça yüklü bir vergi çezası kesti.


Başlangıçta zorluklar yaşamış, halkın adamı imajı vardı.


Vergi dairesine parası olmayan bir adam olduğunu söylüyordu. Fakat söyledikleri vergi kayıtlarıyla hiç örtüşmüyordu.


Bu durum kendisinin hiç hoşuna gitmedi. Maliye Bakanlığından bu durum ile ilgilenmesi için birini görevlendirdi.


Vergi memuruna kendisi için bir istisna yapılması söylendi.


Vergi dairesi başkanı halkın adamının bütün vergilerinin kaldırılması için bir talimat verdi.


Vergiden muaftır diye bir açıklama yaptı.


Vergi dosyası kapatıldı.


Vergi açığını yakalayan keskin gözlü vergi memurunun ise akibetinin ne olduğu hiç bilinmedi.


Ömrü boyunca hiç vergi ödemedi.


Çılgınca paraya sahip olmasına rağmen, dikili bir ağacı bile olmayan fakir olduğunu iddia etmeye devam etti.


''Fakir ve işçi sınıfı bir adam'' propagandası imajının altında son derece lüks ortamlarda oturduğu, lüks harcamalar yaptığı bilinen bir gerçekti.


Gösterişli mitinglerinin paraya ihtiyacı vardı.


Güçlü bağışçıları partisinin kasasını doldurdu.


Ülkesi ekonomik kriz altında ezilirken onun ve partisinin kasası doluydu.


Ve bu durum müthiş bir fırsattı.


Propaganda vitesini arttırarak hızla yoluna devam etti. Bu halkın gözünde yükselmek için büyük bir fırsattı.


Basit Milliyetçi mesajları halkın gözünde onu daha da yükseltti. Fakat halkın durumu perişanken kendi durumu gayet iyiydi.


Güçlü bir diktatör olma yolunda hızla ilerliyordu.


Mutlak gücünün bir diktatör olarak değil, meşru ve demokratik yolla olmuş gibi gösterilmesi için büyük çaba sarfediyordu. Davasının meşru görünmesini istiyordu.


Kendisi bir devlet adamı gibi görünürken, yandaşları terör ve sindirme ile yönetilen bir iktidarın planlarını yapıyordu.


İktidara gelişi büyük bir zafer olarak görünsede halkın bir bölümünden hala destek alamamıştı.


Bunların arasında işçi sınıfı fazlaydı.


Oysa yalan propagandası onu sürekli mütevazı ve ayakları yere basan işçi sınıfının lideri olarak parlatmaya devam etti.


Partisinin propaganda makinesi acımasız ve etkiliydi. Kendisi için sıradan bir insan, bir halk adamı portresi çiziyordu.


Büyük bir fabrikanın işçilerine yapılan konuşma bu acımasız propagandanın tipik bir örneğiydi.


''Bende sizin geldiğiniz yerden geldim. Bir zamanlar sizin durduğunuz yerde durdum. Gayretlerimle, çalışarak ve açlık çekerek yavaşça yükseldim. Derinliklerimde köklerimi hiçbir zaman unutmadım.''


Gözü boyanan kalabalıklar ona selam duruyordu.


Oysa gaz verdiği işçilerden 40 kat fazla kazanıyordu.


Karakterinin çileci bir yönü vardı. Kendini hedeflerine fanatiklik derecede adamıştı.


Ama keşişler gibi çalıştığı, gece gündüz kendini halkına adadığı fikri tamamen bir yalandan ibaretti.


Hakkı olan maaşını reddetti ve partisine bağış olarak verilmesini istese de sessiz sedası parasını yine almaya devam etti.


Acımasız parti propagandası sürekli ''kendini adamış bir halk hizmetkarı'' olarak gösteriyordu.


Halkına gururlarını, otobanlar, yollar ve büyük kamu projeleriyle işlerini geri veriyordu.


Halkın desteğini satın alıyordu.

Kimse de bu desteğin maliyetini sorgulamıyordu.


Bütün işçilik maliyetleri ve harcamaların devletin kasasından çıktığı halkı ilgilendirmiyordu.


Halk, teoride kendi ceplerinden çıkan kredi ve borçlarla ilgilenmiyor, sadece günün sonunda ceplerine giren parayla ilgileniyordu.

 
Halk net maaşlarını yülsemesini istiyor, istediklerini de alıyorlardı.


Otoban projesi tutmuş, ağır silahlar üretilmeye başlanmıştı.


Tıpkı otoban projesi gibi bu da borç alınarak yapılıyordu.


Halkın adamı, alınan bu kadar kredi borçların ancak fethedilen yerlerden alınacak ganimetlerle ödeneceğini çok iyi biliyordu.


Halkın parasıyla silahlanıyor ama asla bu konu gündeme gelmiyordu.


Aksine sürekli barış, huzur mesajları veriliyordu.


Partisine gelen para o kadar fazlaydı ki, bir bölümü ile kendisene dağlarda milyarlarca tutan malikane yaptırdı. 


Tarihi ve sanat eserlerinden milyonlarca kazandı.


Sonunda savaşı kaybetti.


Bir bodrum katında ihtihar etti. 


Şimdi birader...


Sen kalk ''halk adamıyım'' de, ''ülkemin büyük hizmetkarıyım'' de ama tarih seni ''sanat hırsızı ve vergi kaçakçısı'' olarak ansın.


İlahi Diktatör Adolf Hitler.

Neyin Kavgasındaymış sın?

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
sanalbasin.com üyesidir
Arşiv Arama
- -

Anket
Adana Belediyelerinden Hangisinin İcraatlerini Daha Çok Beğeniyorsunuz ?
Seyhan Belediyesi
Çukurova Belediyesi
Ceyhan Belediyesi
Kozan Belediyesi
Pozantı Belediyesi
İmamoğlu Belediyesi
Saimbeyli Belediyesi
Aladağ Belediyesi
Feke Belediyesi
Adana Büyükşehir Belediyesi

Adana doruk Gazetesi
© Copyright 2013 Tüm hakkı www.adanadoruk.com'a aittir..
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
CapsLockTR Türkiye'nin Yeni Sosyal Ağı
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
Öneriler
Halı Yıkama
Perde Yıkama
Acıbadem Halı Yıkama
Ataşehir Halı Yıkama
En Kaliteli Halı Ve Perde Yıkama Siteleri
Sancaktepe perde yıkama
Ataşehir Halı Yıkama
Sancaktepe Halı yıkama
Sancaktepe Halı yıkama
Öneriler