Adalet


Bu makale 2017-02-19 13:31:50 eklenmiş ve 321 kez görüntülenmiştir.
Fatoş Tekbaş

Hazreti Ömer (r.a.), 1400 küsur yıl önce söylemiş... “Adalet mülkün temelidir” demiş... “Mülk” ne?.. Elbette “devlet”... Yani, “devletin temeli”nde “adalet” olmalıdır...

***

21 Şubat’ta Adana 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde Hüseyin Sözlü’nün davası görülecek. Kanıt olarak 1 ihbar mektubu delil gösterilmiş, dava açılmış.

***

Biliyorsunuz Türkiye’de bir Ergenekon davası süreci başladı, ardından; Sarıkız, Ayşığı, Yakamoz, Eldiven davaları peşpeşe açıldı.

Savcılar harekete geçip TSK ve diğer kurumları ayaklar altına alıp, insanları fişleyip, Genel Kurmaybaşkanı’nı bile hapse attı. Onların aileleri, çoluk çocukları hepsi mağdur oldu. Kimisi üzüntüden kanser oldu, kimisi intihar etti. Yıllarca içerde tutulup itibarları zedelendi ve bu insanlar vatan haini ilan edildi.

Yıllar sonra anlıyoruz ki, bütün bunları terör örgütü başı FETÖ yapmış.

Peki o insanların onuru, içerde geçen zamanı, telafi edilemeyen tsunami etkisindeki duyguları…

Bu iddiaları ortaya atan savcı Zekeriya Öz şimdi nerede?

***

Adalet hepimiz için, adalet tüm kurumların üzerinde olmalı, Adalet Cumhurbaşkanı'na ve sokakta ki dilenciye de eşit işlemeli. 

Size çarpıcı üç örnek;

 

HZ. ÖMER ADALETİ

Hz. Ömer’in halifeliği döneminde Şam valisi olan ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in arkadaşlarından olan Sad b. Ebi Vakkas (r.a.) Şam’daki bir camiyi genişletmek ister.

Bu nedenle de caminin civarındaki arsaları kamulaştırır. Herkes arsasının bedelini alır ve isteyerek arsasını camiye devreder. Ancak Şam’da yaşayan bir Yahudi, camiye bitişik olan arsasını satmak istemez. Vali arsasının değerini fazlasıyla verse de Yahudi vatandaş arsasının kamulaştırılmasına rıza göstermez. Bunun üzerine vali arsaya el koyar ve bedelini adama gönderir.

Arsasını kaybeden Yahudi, komşusu olan bir Müslüman’a derdini anlatır. Sızlanır. Bana zulmedildi, der. Müslüman vatandaş da kendisine, Medine’ye git. Orada halife Hz. Ömer vardır. Derdini anlat. Ömer,son derece adildir, elbette seni dinler, der. Şamlı Yahudi Medine’nin yolunu tutar. Yorucu bir yolculuktan sonra Medine’ye ulaşır. Halifeyi sorar. Vatandaşlar bir hurma ağacının gölgesinde dinlenen halifeyi gösterirler. İşte halife bu zattır, derler. Adam Hz. Ömer’in yanına gider. Selam verip yanına oturur. Derdini anlatır. Hz. Ömer adamı dinler. Sonra bulduğu bir deri veya kemik parçasının üzerine şu cümleyi yazar: “Bilesin ki, ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim.” Kısa ve özlü bir cümle.

Yahudi bu yazıyı alıp ayrılır. Ama yolda giderken de kendi kendine şöyle konuşur: “Şam’daki idarecilerin giyim, kuşam ve oturdukları yerdeki ihtişam ve debdebe nerde, Medine’deki halifede bulunan tevazu nerde. Şam’dakiler şu mütevazı halifeyi ciddiye alırlar mı? Hiç sanmıyorum.” Kendi kendine böyle konuşur.Sonunda Şam’a varır. Doğrusu valiye gitmek de istemez. Çünkü sonuç alamayacağı kanaatindedir. Bununla beraber, mademki yorulup da oralara kadar gittim, bari halifenin şu yazdığı cümleyi valiye vereyim, der. Valinin huzuruna çıkar ve deri parçasını uzatır.

Medine’deki halifenin size mesajıdır, der. Vali bu cümleyi okuyunca, sapsarı kesilir. Uzun müddet başını yerden kaldıramaz. Sonra endişe içinde, başını kaldırıp şöyle der; arsanız size geri verilmiştir.

Yahudi vatandaş hayret eder. Şaşırır. Bir tek cümlenin valiyi bu kadar sarsacağını hiç tahmin edememişti. Merak ve dehşet içinde sorar. Lütfen bana bu cümlenin neden sizi bu kadar dehşete düşürdüğünü anlatır mısınız der.

Şam valisi Hz. Sad, bak der, sana bu cümlenin hikayesini anlatayım. O zaman benim neden bu kadar ürperdiğimi anlarsın:

İslam’dan önce ben ve bugün halife olan Hz. Ömer İran taraflarına ticaret için gittik. Yanımıza 200 deve almıştık. İran’a vardık. Orada cirit oynayan gençleri seyrederken, birileri zorla elimizdeki develere el koydular. Çok kalabalık bir çete grubuydu, bir şey yapamadık. Elimizde para da kalmamıştı. Üzgün bir şekilde, geceleyeceğimiz bir eski han bulduk. Hanın sahibine de sıkıntımızı anlattık. Adam iyi biriydi. Bize yardım etti. Sonra da; gidip krala durumunuzu anlatın, o adil bir adamdır, mutlaka size yardım eder, dedi. Biz de sabahleyin kralın huzuruna çıkıp durumu anlattık. Şikayetimizi bir mütercim krala tercüme etti. Kral Nuşirevan dikkatle dinledikten sonra her birimize birer kese altın verdi ve olayı inceleteceğini söyledi. Bize de, memleketinize dönün, dedi.

Biz tekrar Han’a döndük. Ama doğrusu sonuçtan çok da memnun olmamıştık. Hancı sonucu öğrenince son derece üzüldü ve burada bir hata var, dedi. Gelin beraberce gidelim, ben size tercümanlık yapayım, teklifinde bulundu. Biz de gittik. Huzura çıktık.

Hancı durumu Nuşirevan’a anlattı. Develerimize el koyan kişilerin kıyafetini, halini, olayın geçtiği yeri anlattı. Dikkat ettik, Nuşirevan’ın yüzü sapsarı kesildi.

Bir gün önceki mütercimi çağırttı. Ona sorular sordu. Sonra ayağa kalktı, her birimize 2 şer kese altın verdi, akşama kadar develeriniz gelecek, develeri alın ve sabahleyin burayı terk edin dedi. Ama giderken biriniz doğu kapısından, diğeriniz de batı kapısından çıkın, talimatını verdi. Bizler de bir şey anlamadan huzurundan çıktık.

Akşamleyin 200 devemiz kapıya geldi. Durumu anlamak için hancıya sorduk. Neler oluyor dedik. Hancı şöyle dedi: Sizin develerinize el koyan kişi Nuşirevan’ın büyük oğlu ile veziridir.

Bunlar bir çete kurmuşlar. Garibanların mallarına el koyuyorlar. Siz ilk gittiğinizde, mütercim bunu anlamış. Ama sizin sözlerinizi Nuşirevan’a yanlış tercüme etmiş. Böylece kralın oğlunu ve veziri korumuş. Ben sizinle gidip durumu anlatınca Nuşirevan bu oyunu anladı. Ama neden ayrı kapılardan gidin, dedi, ben de anlayamadım. Hele yarın olsun anlarız, dedi. Hz. Sad, anlatmaya devam ediyor: Ertesi gün ben doğu kapısından çıktım. Kapının çıkışında iki kişinin darağacına asılı olduğunu gördüm. 

Halk toplanmış seyrediyordu. Sordum kim bunlar ve suçları ne, diye. Dediler ki, bunlardan biri Nuşirevan’ın büyük oğlu diğeri de veziridir. Bunlar, buraya gelen iki Arap’ı soymuşlar. Ceza olarak Nuşirevan ikisini de asarak idam etmiştir. Nuşirevan kendi öz oğlunu idam etmişti. 

Hz. Ömer’in çıktığı kapıda ise bizim şikayetlerimizi yanlış tercüme ederek, kralın oğlunu korumaya çalışan kişinin asılı olduğunu gördük.

İşte Hz. Ömer senin eline verdiği deri parçasının üzerine “Bilesin ki, ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim” sözüyle bana bunu hatırlatıyor. Halkına zulmedersen seni darağacına çekerim diyor.

Senin gözyaşlarına bakmam, tıpkı Nuşirevan’ın öz oğlunun gözyaşına bakmadığı gibi. Şimdi anladın mı neden benim benzim sarardı?

Bu hadiseyi bire bir yaşayan Yahudi vatandaş, hem arsasını hibe etti ve hem de İslam’a girdi.

***

İkincisi  Almanya’dan…

 

‘UNUTMAYIN Kİ BERLİN’DE HAKİMLER VARDIR’

 28 yaşındaki Friedrich (1712-1786) Prusya tahtına oturunca ilk yaptığı, işkenceyi yasaklamak oldu. Basın üzerindeki sansürü kaldırdı. Büyük besteci Bach’ın arkadaşıydı; ondan flüt dersi alıyordu. Fransız aydınlanmacı Voltaiere ile mektuplaşıyordu. Kendisi de yazardı.

(Osmanlı padişahı III. Osman, Almanya'yı Almanya yapan “Büyük Friedrich e  mektup yazarak başarısının nedenini öğrenmek ister.

II. Friedrich  iktidarının beşinci yılında, Berlin yakınlarında Postdam’da yazlık saray yaptırmaya karar verdi. Fakat saray’ın yanında daha büyük olmasına engel olan  bir değirmen vardı; satın alınarak hemen yıkılmasını emretti. Ne var ki değirmenci satma­dı; yüksek paralar talebine rağmen değirmenini elden çıkarmaya yanaşmadı. Sonunda  Sonun­da II. Friedrich kalkıp değirmenciye gitti. Kendisinin kral olduğunu, isterse tek kuruş vermeden değirmenini yıkabileceğini savundu.

Değirmenci bu söz üzerine, insanlık tarihi unutulmaz yanıtlarından birini verdi.

“Sayın efendim unutmayınız ki Berlin’de Hakimler var!”

Bugün…

Postdam'da ki Sanssouci Sarayı'nın yanında bir değirmen vardır.

O değirmen Almanya'da adaletin simgesidir!

O adalet ki, imparator ile köylüyü komşu yapmıştır…

 

üçüncü örneğe gelirsek;

 

ÇAN, BEŞ DEFA ÇALINCA!

Hani, bir hikâye vardır.

Belki bilirsiniz...

Ölümlerin “çan çalarak” ilan edildiği bir ülke varmış.

Çan bir defa çalındığında, “halktan biri” ölmüştür.

“İki” defa çalındığında, halk içinden tanınmış, “eşraftan biri” ölmüştür.

“Üç” defa çalındığında, “saray çevresi”nden, yani “bürokrasiden biri” ölmüştür.

“Dört” defa üst üste çalındığında ise “kral” ölmüştür.

Günün birinde yine bir çan sesi duyulur. İnsanlar, biri öldü sanırlar.

Peşinden hemen ikincisi... “Oo, ölen eşraftan biriymiş, kim acaba?” der halk...

Peşinden üçüncü vuruş... İnsanlar iyice meraklanmış, “saraydan kim öldü” diye...

Dördüncü çan sesi geldiğinde ise insanlar “kral öldü” heyecanıyla kilisenin etrafında toplanmaya başlamışlar.

Ama o da ne! Çan beşinci defa çalmış.

Art arda “beş çan sesi”nin ne olduğuna meraklanan kalabalık, çan sesinin geldiği yere koşmuş.

Bakmışlar adamın biri...

“Ne oldu? Kim öldü? Nedir bu beş çan sesi?” diye soranlara:

“Adalet öldü!” demiş adam;

“Bu ülkede adalet öldü.”

Sonra da mahkemede hakkına nasıl tecavüz edildiğini anlatmış.

***

Hukuk yoruma müsait, adalet ise asla. Allah’ın adaleti hiç şaşmaz. Adaleti korumak sivillerden çok, hukukçuların, yani hakimlerin, yani savcıların, yani savunma yapan avukatların işi. Ayak altına alınmasın. Cumhuriyet Savcısı Sözlü’ye diyor ki; “Kendini akla” nasıl, aklanacak? İddiayı ortaya atın savcı, iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.

Hüseyin Sözlü’ye yapılan budur.

Adana yine vekillerle idare edilmesin, cezasını verecekse seçmen vermeli. 

Gerçeklerin er geç ortaya çıkma gibi kötü bir huyu var. Tıpkı Ergenekonlardan ve diğer davalardan mahkum olup, çile çekip, gerçek ortaya çıkınca salıverilmeleri gibi…

Bu da onlardan biri olmasın, el vicdan…

Umarım hakim ve savcılarımız vereceği kararla Adalet sarsılmaz, adalete güven kaybolmaz.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

Anket
Adana Belediyelerinden Hangisinin İcraatlerini Daha Çok Beğeniyorsunuz ?
Seyhan Belediyesi
Çukurova Belediyesi
Ceyhan Belediyesi
Kozan Belediyesi
Pozantı Belediyesi
İmamoğlu Belediyesi
Saimbeyli Belediyesi
Aladağ Belediyesi
Feke Belediyesi
Adana Büyükşehir Belediyesi
Yüreğir Belediyesi
Sarıçam Belediyesi
Yumurtalık Belediyesi
Karataş Belediyesi
Tufanbeyli Belediyesi
Karaisalı Belediyesi

Adana doruk Gazetesi
© Copyright 2013 Tüm hakkı www.adanadoruk.com'a aittir..
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
CapsLockTR Türkiye'nin Yeni Sosyal Ağı
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
Öneriler
Halı Yıkama
Perde Yıkama
Acıbadem Halı Yıkama
Ataşehir Halı Yıkama
En Kaliteli Halı Ve Perde Yıkama Siteleri
Sancaktepe perde yıkama
Ataşehir Halı Yıkama
Sancaktepe Halı yıkama
Sancaktepe Halı yıkama
Öneriler