Kudüs!


Bu makale 2017-07-27 19:47:48 eklenmiş ve 329 kez görüntülenmiştir.
Fatoş Tekbaş

Bilinen kadarıyla Filistin toprakları, diğer adıyla Kenan diyarları, hep üzerinde kan ve gözyaşı vardı. Taa Hz. Musa’dan beri. Vaat edilmiş topraklar işgal altında. Hiç değişmedi. Kendi kitabımdan size alıntı yapmak istiyorum. Bu yazıyı Filistinlilere adıyorum. 

***

(İnsanlığın ortak değeri…)

Dünya’da ne yaşanırsa yaşansın, insanlığın kaderini sanki Kudüs belirliyordu. Çelişkiler dünyasında yaşayan insanlarda kaos eksik olmuyor, iktidar arayışı, güce tapınma, gücü elinde bulundurma, hükmetme, kudretini gösterme, illah edinme insanların genlerine işlemişti. Hep bir arayış içinde, hep bilinmeyeni merak etmiş… 

Güçsüz, takatsiz kendine bile hayrı olmayan tanrılara tapınma bir yanda, çeşitli sembollere tapınmayı, içsel yolculuğuna iyi geldiğini sanıyordu.  

İlahi semavi dinlerin inanışına göre yasakları çiğneyen Adem’i cezalandırmak, ve günahının kefaretini ödemesi için yeryüzüne gönderilmişti. 

Baş sorumlu şimdilik Adem ve kandırılan Havva biliniyordu.

5 Bin yıllık bir geçmişi olan Kudüs’ün üzerinden sayısız uygarlıklar gelip geçmişti. Mukaddes topraklar, Ortadoğu’nun kalbi, bütün insanlığın değeri, ortak mirası ve yazgısıydı adeta. 

Bir insan yüreği gibi Kudüs kırılgan ve nazlıydı. Bir genç kız gibi ilahi güzellikte, mistik ve gizemlerini koruyan, sihirli, büyülü, ürkek, çekingen, utangaç ve duygusaldı. Her yerde tanrının varlığı hissediliyordu. Üzerine yakılan ağıtlar ve yaslar bitmiyordu. 

Yazgısına ağlıyordu Kudüs. 

Topraklar, nehirler ve dağlar hıçkırıklara boğuluyordu. Göğsüne göğsüne vuruyordu. Onca yaşanan dramatik sahnelere tanıklık etmişti. Dokunsalar taş, toprak ve kaya dile gelecekti. Oluk oluk akan kanı temizleyemediği için su, su olmaktan utanacaktı. Toprak üzerinde yaşanan bütün çirkinlikleri, kirlilikleri, günahı içine çekiyor, intikamını bir şekilde alıyordu. Toprağa düşen, cesetler rüzgara karışıp, savrulup gidiyordu.  

Bilinen 25 elçi gelip geçmiş, Yahudi topluluğunun ıslahı için 17 peygamber gönderilmişti. 

Bu topraklarda bir çok Rabbin elçisinin kanı dökülmüş, taşlanmış, yuhlanmış,  kovulmuş, hakarete uğramış, zulüm görmüş, onuru zedelenmiş, çarmıha gerilmiş, utanç içinde feryatlar göğe yükselmişti.  

İnsanlar kendi çıkarları için burada da iki yüzlülüğünü sergilemiş, gücün yanında yer almıştı. 

Güce tapınmak zavalı insanların vazgeçilmeziydi.

***

O gün diller susmuş, o gün şeytana kulluk etmiş, o gün Göklerin Egemenliği, öyle istediği için öyle olmuştu. İnsanlık deneniyordu, bir sınavdan geçiriliyordu.  

Ya Kudüs ne yapıyordu bütün bu olanlara karşı, sadece ve sadece yazgısına boyun bükmeye devam ediyordu. Sessizliğini koruyor, içten içe fırtınalar kopuyordu. Gözyaşı hiç dinmiyordu bu diyarlarda. Dineceği de yoktu.

Başını vakarla hiç kaldıramadı, karşı koyamadı, göğsünü gere gere dimdik duramadı. Dile gelip; “Madem benden vazgeçmiyorsunuz, madem beni çok seviyorsunuz, madem ben kutsalım, madem ben mukkadesim, madem ben gücüm, ben eşsizim, neden beni hep üzdünüz, neden kanlı ellerinizi yüzüme vurdunuz, neden beni hiçe sayıp barışı ve huzuru sağlamadınız? Neden, niçin bu kanlı gözyaşı, bu çile, bu ızdırap, bu mutsuzluk, bu acı haykırışlar, bu huzursuzluk ve bitmeyen acılar ve pişmanlıklar?

Daha nereye kadar, ne olmalı, ne bekliyorsunuz?

Anladım benden vazgeçmiyorsunuz, siz yoksanız ben var olur muyum sanıyorsunuz. O halde söyleyin gözüpekler, gözükaralar, ben nasıl vazgeçeyim sizden? 

Allah aşkına durun artık! 

Durulun artık! 

Bitsin bu savaşlar, barış gelsin şehrimize, huzur gelsin, mutluluk gelsin, şarkılar söylensin. Gençler, kadınlar ve çocuklar ölmesin. Gencecik kadınlarımız dul kalmasın! Bu gökkube yeter hepimize. Ben hepinize yeterim. Sizinde, benimde tek sahibimiz, tek şahidimiz, tek tanığımız, tek ilahımız Allah’tır. 

Bilmez misiniz bütün dönüşler onadır.” diyemedi. Anlatamadı, sözcükler boğazında düğümlendi ve her zamanki gibi içine attı, kendi içinde sarsılarak hiçliğe karıştı. Sadece sessiz çığlıklar atarak her seferinde yutkundu. Kendisinden başka herkes ama herkes cirit atıyordu.

Kaderi üç beş insanın elinde oyuncaktı. Her seferinden rüzgar gibi oradan buraya savrulup duruyordu. Esenlik lazımdı, huzur lazımdı, durgunluk lazımdı, sakinlik lazımdı. 

Kendi kaderini kendi değil, zalim insanlar yazıp çiziyordu. 

Zaman zaman bu isyana nehirler katılıp, sel olup taşıyordu. Topraklar utancından içine kapanıyor, hasedinden çatır çatır çatlayıp kuruyordu. Yeri geliyor taş ve toprak sessiz, sedasız dövünüp biteviye ağlıyordu. Yıldırımlar eşlik edip şimşekler çakıyor, ardından yağmurlar coşarak, sel olup bentleri aşıyordu. Yeri geliyor dağlar geçit vermiyordu zalimlere. Zaman zaman yeryüzü onları uyardı, sallandı, sarsıldı. Ama kimse bana mısın demiyordu.  

Kimi taş ütüne taş yığdı, kimi taş üstüne taş bırakmadı. 

Kimi meydanlarda dolaşıp destanlar eşliğinde ağıt yaktı, kimi yüksekçe yerlere çıkıp hikayeler anlattıp, şiirler okudu. Dramatik sahnelerle figürünü ortaya koydu. Kimi atını dört nala sürüp, gök gürültüsü gibi şimşekler çakıp, tehditler yağdırıp, azrail olup, gövde üstünde baş koymadı, kılıçtan geçirdi hepsini, Kudüs sokakları oluk oluk kan revan içinde kaldı. 

Ne yazgıymış o öyle, nasıl bir kadermiş o öyle, hiç gülemeyecekti… 

Kan ve gözyaşı kimliği haline gelecek, üzerinde yaşayanlara saddet ve huzur getirmeyecekti. 

Barış bu topraklardan çok uzaklarda, kaf dağının ardında saklı gibiydi. Huzur ve mutluluk bu diyarlarda adı bilinmeyen yabancı iki sözcüktü. 

Bu bataklıkta güller açmıyor, yüzler gülmüyordu…

Peki dert neydi ve neden bütün bunlar oluyordu? 

Arayışlar, yakarışlar ve dualar bitmiyordu.

İnsanlığın aslında tüm arayışı, doğmamış, doğrulmamış, ezeli ve ebedi var olan, güçlü, kudretli, ne yer, ne içer, her şeyi yoktan var eden, efendi, mukkades, kutsal görünmez ve varlığı hissedilen, her şeyin tek sahibi Tanrı’ydı.

Fatoş Tekbaş roman (Pavlus’un Dinin’den say.1-2)


***

Her Kudüs’lünün gönül fermanında şunlar yazıyordu. 

“Ey Sevgili, 

Ey uykusuz gecelerimi kabusa çeviren yar, 

Senden başka kim yar olabilir, kim sever ve sarar beni, 

Senden başka kim önümde diz çöker, kim yaralarımı sarıp sarmalar, ruhumu tedavi eder… 

Sen gönül hanemde bir türküsün,

Sen yüreğimde bir ağıtsın, bir hasretsin, özlemimsin, yarınımsın, geleceğimsin, 

Sen ben, ben sensin…

Senden başka kim kralığını ilan eder, kim tacını geçirir başına? 

***

Ya Rab! 

Senden başka kime tapılır, kime yüz sürülür… 

Senden başka kime gidilir? 

Senden başka kimi sever insan… 

Senden başka kime aşık olunur? 

Senden başka kimin kapısında durulur?”  diyordu, her seferinde güzeller güzelli Kudüs… 

Fatoş Tekbaş roman (Pavlus’un Dinin’den say.6)


***

Yahudilerin bütün bu zulmü Kutsal Ahit Sandığını bulmak, yeniden mabedi inşa etmekti. Ve bunun için önüne kim gelirse gelsin, terminatör gibi yok edecekti. Bu toprakların üzerine 5 bin yıldır barış gelmemişti, kıyamete kadarda barış gelmeyecek gibi görünüyor…

Bu satırları en son romanımdan alıntı yaptım. Lakin 5 bin yıl önce Kudüs neyse, yine aynı kaderi yaşatarak yüreğimi ıslatmaya devam ediyor. En çok ta içimi acıtan masum insanların hayattan koparılması… 

Kudüs’ün yazgısı demek, insanlığın yazgısı demekle eş değer…

Barış bu topraklar için bir ütopya…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

Anket
Adana Belediyelerinden Hangisinin İcraatlerini Daha Çok Beğeniyorsunuz ?
Seyhan Belediyesi
Çukurova Belediyesi
Ceyhan Belediyesi
Kozan Belediyesi
Pozantı Belediyesi
İmamoğlu Belediyesi
Saimbeyli Belediyesi
Aladağ Belediyesi
Feke Belediyesi
Adana Büyükşehir Belediyesi
Yüreğir Belediyesi
Sarıçam Belediyesi
Yumurtalık Belediyesi
Karataş Belediyesi
Tufanbeyli Belediyesi
Karaisalı Belediyesi

Adana doruk Gazetesi
© Copyright 2013 Tüm hakkı www.adanadoruk.com'a aittir..
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
CapsLockTR Türkiye'nin Yeni Sosyal Ağı
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
Öneriler
Halı Yıkama
Perde Yıkama
Acıbadem Halı Yıkama
Ataşehir Halı Yıkama
En Kaliteli Halı Ve Perde Yıkama Siteleri
Sancaktepe perde yıkama
Ataşehir Halı Yıkama
Sancaktepe Halı yıkama
Sancaktepe Halı yıkama
Öneriler