BİLDİĞİNİZ GİBİ DEĞİL!


Bu makale 2017-10-14 17:10:36 eklenmiş ve 167 kez görüntülenmiştir.
Yumoş_Minik Tekbaş

Einstein; “Ön yargıları parçalamak, atomu parçalamaktan daha zor” demiş.

Arkadaşım Songül Batu paylaşınca farkettim.

Sosyal medyada tanıdım, kuvvetli hislerim beni hiç yanıltmaz. 

Adıyaman’ın bir ilçesi olunca dikkatimi çekti. Ne de olsa ata memleketi… 

Hayvanlar ormana atılıyor perişan halde idi. O tarihte bütçeme göre 1 torba mama göndermiştim. Mamayı da istememişti. 

Adıyaman’a bağlı Besni ilçesinde  Devlet memuru olan İbrahim ve eşi Gülçin Aslantürk kendilerini hayvanlara adamışlar…

Paylaşımlarından bunu farkediyorduk. Sonra bir takım çamurlar, iftiralar atıldı. Hayvanları seviyorsan, bu gibi durumlara bağışıklık kazanacaksın, sende kulp yoksa, hemen bir kulp bulup takarlar.  

Onlara göre sen en pislik insansın, bu işten rant sağlıyorsun, geçiniyorsun derler, derler de derler… 

Karalama konusunda banko birinciyiz. 

Söz konusu hayvanlar olunca insanlar her türlü şiddete, baskıya, mobbinge katlanıyorlar, üzülüyorlar… 

Dertlerini anlatamıyorlar, kendi kabuklarına çekiliyorlar. Çevreyle bağlarını koparmak zorunda kalıyorlar, bir başına, tek başına mücadele etmek, hayvanlara yarar sağlamazsada bu yolu tercih ediyorlar.  Belediyeler yine bildiğini okuyor, toplu toplu katliamlar, öldürmeler aralıksız devam ediyor, bir yandan da bireysel vatandaşların şiddetine maruz kalıyor. 

Hayvan sevdiğini, hayvan haklarını koruduğunu sananlarda ‘kim iyi baktı, kim kötü baktı, ben daha iyi bakıyorum, yok sen kötü bakıyorsun. Rant sağlıyorsun”  falan filan diyerek kendi iç kavgalarında boğuluyorlar. 

Birlik olmadığı için, yine ağzı olup dili olmayan bu hayvanlara oluyor.  

Asıl konuya dönersek…

Kaldığım yerden devam edeyim bari… 

Bu iki insana çok iftira attılar. Dövmeye, yollarını kesmeye, hakaretler etmeye işi vardırdılar.  Can güvenlikleri yok gibi. 

Bende araştırayım dedim, insan neye inanmak istiyorsa, ona inanır. 

***

Mutlaka o yere gitmeli gözlerimle görmeliydim. Daha önce KİHAYKO’nun Başkanı Metin Yıldırım gitmiş, başkandan hayvan barınağı sözünü almış…  

Siyaset bu, bazen verilen sözler tutulmayabilir. Sonra Belediye Başkanını araştırdım, İmam Hatip mezunu, vicdanlı, ‘Yaratılanı severim  yaratandan ötürü” sloganına amentü gibi inanmış biri ve aynı zamanda şefkatli, merhametli bir insan olarak biliniyor.  

***

Carrefour-Sa’ya gidip mama fiyatlarına baktım, uygun olunca dört torba aldım.  Evde kullanılmayan iki paspası koydum. Babamın köyündeki kediler için evde kalan iki kilo kedi mamasını da ilave ettim. 

Songül Batu evinden 2 koca torba dolusu battaniye getirdi. ‘Bunları da götür, önümüz kış’dedi. 

***

Yumoş ve Ares’i de yanımıza aldık. Önce köye gittik, iki kilo kedi mamasını köyde bıraktım, dönüşte bir torba mamayı da Kömür Jandarma Komutanlığına teslim ettik. Orada da bir anne köpek vardı. Ardından Adıyaman’da annemin mezarını ziyaret ettik. Sonra Besni Belediye başkanını arayıp randevu istedim. 

Kardeşim Zeynel Abidin Tekbaş benim şoförlüğümü yaptı. 

***

Öğleden sonra saat 3’te Besni’de olduk. Belediye başkanı ile görüşürken, bana İbrahim Aslantürk’ün Balıkesir’li güzel eşi Gülçin Aslantürk eşlik etti. Allah var  Besni Belediye Başkanı İbrahim Öztürk bizi iyi karşıladı. Beni yanıltmadı. Kendimi tanıttım, sokak hayvanlarının durumunun içler acısı olduğunu söyledim, mutlaka yaşlı, düşkün, bakıma muhtaç, sokak hayvanları için Hayvanbarınağı (Bakımevi) şart dedim. Görüşmede üç bayan daha vardı. Hayvanların toplatılmasını istiyordu. Bende 5 yaşındaki kız çocuklarına şiddet uygulayan, tecavüze  kalkışan, 5 yaşındaki oğlan çocuğunu 25 defa bıçaklayan insanların toplatılarak, toplumdan tecrit edilmesi gerektiğini, bazen hayvanlarda da tek tük kötü hayvan çıkabileceğini, bunun bütün hayvanlara mal edilemeyeceğini örnekleyerek vurguladım.

***

Başkanı zar zor ikna ettik, hatta Aslantürk çiftinin besleme yapması için, bir belediye aracı ve bir şoför de veriyor. İyi niyet bu olsa gerek.

***

Başkan İbrahim Öztürk’e 5199 sayılı hayvan hakları yasasını iyice anlattığımı sanıyorum. Kendisine hayvanlar için yazdığım projeyi gönderdim.

***

Gülçin Aslantürk bizi evine götürdü, bizi çok iyi ağırladı. Kendi yaptığı güzel pastalardan ikram etti. Hepsi birbirinden lezetli idi. Evin bir bölümünü sakat, gözü kör, cılız, hastalıklı  bakıma muhtaç kedilere ayırmışlar, kediler her yere girip çıkıyor. 

Evleri hayvan besleyen, bakan tüm insanların evi gibi.  Kirada oturuyorlar, ev kentsel dönüşüme giriyor. Kimse ev vermek istemiyor. Suçları kedi/köpek beslemek. 

Mesai bitiminden sonra İbrahim bey geldi. Sohbet epeyce ilerledi. Çok samimi, içten bir aile. Karı-kocadan ibaretler. İbrahim Aslantürk eşini okutuyor, mali müşavir olacak ve yüksek lisans yapıyor. 

***

Adıyaman’a bağlı Besni ilçesi 30 bini aşkın bir nüfusa sahip, çevre köy ve beldelerle birlikte nüfus 75 bini buluyor. Hayvanlara bakan tek kişiler diyebilirim. Bütün şehir kendilerine karşı. Hayvan besledikleri için hepsi nefret ediyor. 

Belediye Başkanı İbrahim Öztürk çevre ilçelerden  kendilerine hayvan bıraktıklarını tespit ettiğini söyledi.  Bununla başedemediklerini de söylemeden geçmedi. 

BİLDİĞİNİZ HER  ŞEYİ UNUTUN

Evde bir tek İbrahim Aslantürk çalışıyor, her ay 200-ila 300 lira hayvanlara ilaç alıyor. Kimseden yardım almıyor.  Araç bulduğu anda da hemen hergün beslemeye çıkıyor.  Mama yetiştirmek mümkün değil.

***

Besleme saati geldiğinde, karı koca üzerlerini değişti.  Sonra aşağıya birlikte indik. Belediyenin küçük  pikapı geldi, üzeri kapalı idi. Üzerinde “her canlının yaşama hakkı vardır” yazıyordu. Benim getirdiğim torbalardan iki tane aldılar. İmamam Hatip lisesinden bir kova artık yemek, ve bir kova da  sepet dolusu da ekmek aldılar.

Karıkoca onu birlikte aşağıya indirdiler. Arabaya yerleştirdiler.  Kendileri küçük ama yüreği büyük insanlar. Mama odasını açtı, bir banyo kadar, yani ikiye, iki metre kare. On kadar mama torbası vardı. Onlara çaktırmadan bütün evi gezmiştim. Öyle istifleyecekleri bir mama odaları da yoktu. Getirdiğimiz battaniyeleri de tuvalet kadar yer olan bir kilere koydular. İki ay içerisinde de bu evi boşaltmak zorundalar.

***

Ya bu iki kahraman olmasaydı, kedi ve köpekleri hali Besni de nice olurdu, düşünmek bile istemiyorum.

Allah onları oraya özel göndermiş, hatta görevlendirmiş, diye düşünüyorum.

Besni halkı onlara müteşekkir olmalı. 

***

Neyse mama besleme ekibi yola çıktık, bizde arabayla takip ettik. Şehrin dışına çıktık, sadece yolun geçtiği bir yere geldik, aman Allah’ım her yer zifiri karanlık, el feneriyle  (Cep telefonun ışıklarıyla)  işlerini  görüyorlar. Dağın başına köpekleri atmışlar.  Karanlıkta çok az çekebildim.  İbrahim bey hepsini tek tek başını okşuyor, isimler vermiş, yanına çağırıyor, vahşi olanlar ise kaçıyor…  Yerlere bir şeyler sererek üzerine mama döküyorlar, bazen besleme yapan insanlar direk toprağa döküyorlar. Bu güzel davranışta herkese umarım örnek olur. 

Burası resmen dağın etekleri, sonra ormanlık alana iniyoruz,  biraz korkuyorum, çünkü hayvanlar beni tanımıyor, iğne stokumu çoktan aşmışım.  Sağlıklı hallerim onların işine yarar, hastalıklı değil.

Birden o karanlıklardan yola fırlayan bir buçuk aylık sokak köpeklerini görüyorum, annelerin memişleri sarkık sarkık. 

Ormanda kedilerin ne işleri var, kafayı yiyeceğim, getiren atmış. Bütün kediler ve köpekler iç içe, kimse kimseye bir şey yapmıyor, yanyana mama yiyorlar.

Gülçin Aslantürk’ün sesi geliyor. “İbrahim bu tarafa gel, bak buraya enik etmışlar” diyor.

Gidip bakıyoruz, içim parçalanıyor, henüz iki haftalık bile değiller, nasıl ağlıyorlar, annelerini arıyorlar. Onlara mama veriyorlar, hatta her iki kahraman elleriyle bu üç eniklere yediriyorlar, keşke süt olsaydı, ama nerde? 

Bir buçuk aylık olan yavru köpek, enike saldırıyor, eniği yemeğini paylaştığı için ısırıyor, eniği susturmak mümkün değil. 

İçimden bütün küfürleri, bu enikleri annelerinden koparıp getirip ormana atanlara saydırıyorum. Ormanın içi kedi köpek dolu.  İbrahim Aslantürk Donkişot gibi, nasıl başa çıkacak hepsiyle doğrusu bilmiyorum. Bir elin nesi var, iki elin sesi var. Destek şart.

Belediye görevliside bazen yemeklere yardım ediyor. 

Saat sekize geliyordu gördüklerimiz yeterli kanıtlardı, ayrılmak istediğimizi söylüyoruz, İbrahim bey; “Hayır asıl şehir içini göreceksiniz, sizi bırakmam diyor…” 

‘Emir demiri keserdi.’

Tekrar evinin oraya geldik, sokakta onlarca köpek, neredeyse yüzlerce kedi, Aslantürk çiftini bekliyor. Tabi köpeklerden biri beni hazzetmedi, punduna getirse beni ısıracak, korkmadım desem yalan söylemiş olurum. 

İbrahim bey haklı imiş, devlet yardımı yok, insan yardımı yok, hatta STK’lar yardımı da yok, bir başına bu insanlar yüzlerce kedi ve köpeğe bakıp besliyorlar, olacak iş mi, ama yapıyorlar. 

Nereye kadar dayanırlar bilmiyorum. 

Destek ve yardım şart. 

Allah’ım yüzlerce kedi, hemen onların arkasında ise onlarca köpek, bu sadece kendi sokağı… Böyle üç nokta daha varmış. Eşiyle birlikte önce kedilere veriyor, sonra da köpeklere mama döktüler. 

***

Zaman zaman İbrahim Aslantürk  bunu sosyal medyada paylaşıyor, Besni insanları duyarsız ve vicdansız… 

Bunu birkez daha gözlerimle görerek tanıklık ettim. 

***

Sahi İbrahim Aslantürk ve işi olmasaydı. Daha çok şeyi yazmıyorum, yerim dar. Kim yorgun argın işten eve döner de, gece 11’lere kadar  ormanda, dağ başında besleme yapar? Üstelik can güvenlikleri hiç yok. (Ben geldikten sonra iki yavdru köpeğin başını kesmişler. Hayvanları dövüştürmüşler.)

O üç enik gözlerimin önüne gelince, adaletsiz bir dünyayı Allah değil, insanlar eliyle yarıtıldığı düncesine saplanıp kalıyorum. 

Bir an önce burada bir ‘Bakımevi’ şart, içine küçük bir idari bina ve bir ameliyat odası, ilaçlar falan… veteriner gelecek bakacak ve gerekeni yapacak.

Belediyenini Veterineride hayvanlardan korkuyormuş, iğne yaparken, kendisi yarım metre kaçıyormuş… Okul bu veterinere veya böyle veterinerlere nasıl diploma verdi acaba? 

Ben barınak yapılıncaya kadar bu işin peşini bırakmayacağım, söz senettir, söz bir defa delikanlı adamın ağzından çıkar. Arkadaşım mimar Nurgül Çölkesen projeyi çiziyor. Başkan zaten o sözü verdi. En azından popülasyon önlenir, kısırlaştırma işi devam eder.  Kısırlaştırma işi olursa, kısa zamanda Besni köpek papülasyonlarından kurtulur.

İyi ki İbrahim Bey ve güzel işi Gülçin Hanım varmış… Onlar artık benim bir kardeşim…

Atılan çamurar, iftiralar, karalamalar… Ne kadar acı…Size yazdım, gerçek sizin bildiğiniz gibi değil!

İşte bütün gerçek bu… Kolay yazıldı ama, bütün olanlar kolay yaşanmadı emin olun buna. Belediye başkanı mert bir adam, söylediğini yapacak biri.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

Anket
Adana Belediyelerinden Hangisinin İcraatlerini Daha Çok Beğeniyorsunuz ?
Seyhan Belediyesi
Çukurova Belediyesi
Ceyhan Belediyesi
Kozan Belediyesi
Pozantı Belediyesi
İmamoğlu Belediyesi
Saimbeyli Belediyesi
Aladağ Belediyesi
Feke Belediyesi
Adana Büyükşehir Belediyesi
Yüreğir Belediyesi
Sarıçam Belediyesi
Yumurtalık Belediyesi
Karataş Belediyesi
Tufanbeyli Belediyesi
Karaisalı Belediyesi

Adana doruk Gazetesi
© Copyright 2013 Tüm hakkı www.adanadoruk.com'a aittir..
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
CapsLockTR Türkiye'nin Yeni Sosyal Ağı
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
Öneriler
Halı Yıkama
Perde Yıkama
Acıbadem Halı Yıkama
Ataşehir Halı Yıkama
En Kaliteli Halı Ve Perde Yıkama Siteleri
Sancaktepe perde yıkama
Ataşehir Halı Yıkama
Sancaktepe Halı yıkama
Sancaktepe Halı yıkama
Öneriler