Kur-an-ı Kkerim'i yerine getirip uygulamadıkça, bir din üzere değilsiniz


Bu makale 2017-12-27 20:02:49 eklenmiş ve 149 kez görüntülenmiştir.
Doğan Kuşman

(1)
Dini yaşamayı isteyenlerden çoğu, kendilerine öğretilen sadece İslâm’ın beş şartından ileri gidemezler ve yeterli görürler; çünkü dini öğretmekle görevli kişiler İslâm’ın beş şartının yeterli olduğunu söyledikleri için; bu tarz bir yaşamın İslam dini olduğunu iddia da ederler.
Farz olan İslâm’ın beş şartı, eğer Allah'ın emrettiği bir din olsa idi; insanların farz olan İslâm’ın beş şartı ile yaşadıkları din, kendilerini mutluluğa götüren ve sahabe gibi kardeşçe ve mutlu yaşamalarını sağlardı. İnsanlar arasında bir ayrılık ve fırkalaşma, düşmanlık olmaz, birbirleri için (tevhit içinde) yaşayan insanlar olurlardı.
Allah insanları fizik beden, nefs, ruh ve serbest irade ile yaratmıştır. Bir insanın sahip olduğu üç beden ve iradesini, emanetlerin sahibi olan Allah'a teslim edilmesi emredilir.
NİSA - 58
:İnnallâhe ye’murukum en tueddûl emânâti ilâ ehlihâ ve izâ hakemtum beynen nâsi en tahkumû bil adl(adli), innallâhe niımmâ yeızukum bih(bihî), innallâhe kâne semîan basîrâ (basîran). Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi emreder. İnsanlar arasında hakemlik ettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Muhakkak ki Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Ve muhakkak ki Allah, işiten ve görendir.
İslam dininin Allah’a dört teslim ile teslim olma dini olduğunu bilmedikleri gibi,  insanlar, Allah'a ne teslim edilmesi gerekir ve nasıl teslim edilir bilmezler. Böyle bir dini öğretim de yoktur. Farz olan İslam’ın beş şartının mutluluğa götürmediğine de dikkat etmezler.
ANKEBUT - 45
:Utlu mâ ûhıye ileyke minel kitâbi ve ekımıs salât(salâte), innes salâte tenhâ anil fahşâi vel munker(munkeri), ve le zikrullâhi ekber(ekberu), vallâhu ya’lemu mâ tasneûn(tasneûne).Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku ve salâtı ikâme et (namazı kıl). Muhakkak ki salât (namaz), fuhuştan ve münkerden nehyeder (men eder). Ve Allah'ı zikretmek mutlaka en büyüktür. Ve Allah, yaptığınız şeyleri bilir.
Rabbimiz bu ayette, namazın “
Muhakkak ki salât (namaz), fuhuştan ve münkerden nehyeder (men eder).” Diye söylüyor. O zaman namaz kılan herkesin, kıldıkları namazın etkisi ile Allah'ın emretmediği bir eylemi yapmamaları gerekirdi. Evet, namazı kılanlar (her şeyden evvel Allah kabul etsin), etrafınızdaki kişiler veya aileniz ile aranız nasıl? Çevrenizdekiler sizi seviyorlar mı? Çevrenizdeki insanları üzüyorsanız o zaman namaz sizi korumuyordur. Rabbimiz yalan söylemeyeceğine göre, namaz o zaman sizi neden korumuyor, eksik olan bir şey mi var diye araştırmaz mı insan?
Ehli tariklerinde cami cemaatinden farkı olmadığını söyleyeceksiniz. Haklısınız.
Diyeceksiniz ki; “İyi de bir mürşitten tövbe almış tarikat üzeri olan kişilerde de bir değişiklik olmuyor?” Onlarda Kur-an-ı Kerim’i yaşamadıkları veya ayetlerin dışında başka ilim ile uğraştıkları için, umursamıyorlar. Çünkü sahabe gibi dinlerini yaşamıyorlar.
İman açısında bir anlayış farkı var ki sahabe gibi Allah'a iman edemiyoruz ve bu neden ile hidayete ulaşamıyoruz..
BAKARA - 137
:Fe in âmenû bi misli mâ âmentum bihî fe kadihtedev ve in tevellev fe innemâ hum fî şikâk(şikâkın) fe se yekfîke humullâh(humullâhu), ve huves semîul alîm(alîmu).Eğer onlar da sizin O'na (Allah'a) îmân ettiğiniz gibi îmân etselerdi, muhakkak ki hidayete ererlerdi. Ve eğer (yüz çevirirlerse) dönerlerse, mutlaka bir ayrılık içindedirler (Allah'ın yolundan ayrılmışlardır). Allah, (onlara karşı) sana kâfi (yeterli)dir. O, (herşeyi işiten ve bilen) Semîul Alîm'dir.
Evet; dinimiz HİDAYET dinidir ve Kur-an-ı Kerim insanlara dinlerini yaşamaları için Peygamberimiz SAV Efendimize indirilmiştir. Onun için Rabbimiz “Bu kitap takva sahipleri için hidayettir” der.
BAKARA - 2
:Zâlikel kitâbu lâ reybe fîh(fîhi), huden lil muttekîn (muttekîne).İşte bu Kitap; O'nda hiç(bir açıdan) şüphe yoktur. Takva sahipleri için bir hidayettir.
O zaman insan kendisine sormalı “ben takva sahibi miyim?” Diye. Hidayetin ne olduğunu anlatan din görevlisi yok ki takvayı bilelim. Sorsan hidayet nedir diye “doğru yol” diyecekler. Hâlbuki hidayeti Rabbimiz Kur-an-ı Kerim de açıklamış. “
kul inne hudâllâhi huvel hudâ.. De ki: “Muhakkak ki Allah'a ulaşmak (var ya) işte o, hidayettir.”(Bakara-120)  Başka bir ayette gene, “kul innel hudâ hudallâhi… de ki: “Hiç şüphesiz HİDAYET, Allah'ın (Kendisine) ulaştırmasıdır.”( Al-i imran-73)
Bir insan Allah'a ulaşmayı neden dilesin ki? Bakalım neden dilemesi gerekiyor?  
KASAS - 87
:Ve lâ yasuddunneke an âyâtillâhi ba’de iz unzılet ileyke ved’u ilâ rabbike ve lâ tekûnenne minel muşrikîn(muşrikîne). Ve Sana indirildikten sonra, Allah'ın ayetlerinden sakın seni alıkoymasınlar. Ve Rabbine davet et (Allah'a ulaşmaya çağır). Ve sakın müşriklerden olma!
Demek ki Peygamberimiz SAV Efendimize Rabbimiz emretmiş insanları Allah'a davet et. Sadece Peygamberimiz SAV Efendimiz mi davet etmiş? Onun ile birlikte ashabı da Allah'a davet etmiştir.
YUSUF - 108
:Kul hâzihî sebîlî ed’û ilallâhi alâ basîretin ene ve menittebeanî, ve subhânallâhi ve mâ ene minel muşrikîn (muşrikîne). De ki: “Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah'ı görerek) Allah'a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur. Allah'ı tenzih ederim. Ve ben, müşriklerden değilim.”
İslâm’ın beş şartı farzdır ama yeterli değildir ve kurtuluşa yani dinimizi yaşamaya yetmez.
Ey İman edenler! Peygamberimiz SAV Efendimizi sevmiyor musunuz da davetine icabet etmiyorsunuz. Kabul etmeye bilirsiniz ama seven ve sevilen, insanlar için yaşayan bir insan olamazsınız. Kabul etmiyorsanız Allah’ı aciz bırakamazsı
AHKÂF - 31:Yâ kavmenâ ecîbû dâiyallâhi ve âminû bihî yagfir lekum min zunûbikum ve yucirkum min azâbin elîm(elîmin).Ey kavmimiz! Allah'ın davetçisine icabet edin. Ve O'na îmân edin ki, sizin günahlarınızı bağışlasın ve mağfiret etsin (sevaba çevirsin). Ve sizi elîm azaptan korusun.

AHKÂF - 32:Ve men lâ yucib dâiyallâhi fe leyse bi mu’cizin fîl ardı ve leyse lehu min dûnihî evliyâu, ulâike fî dalâlin mubîn(mubînin).

Ve Allah'ın davetçisine icabet etmeyen kimse, yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah'tan başka dostları yoktur. İşte onlar apaçık dalâlet içindedirler.
Demek ki Allah'a davet edilenlerin davete icabet etmesi; onları, Peygamberimiz SAV Efendimiz ve ashabının yürüdüğü yoldan yürümesine sebep olacak. Bu daveti pek çok insan kabul etmez. 
YUSUF - 108:Kul hâzihî sebîlî ed’û ilallâhi alâ basîretin ene ve menittebeanî, ve subhânallâhi ve mâ ene minel muşrikîn (muşrikîne). De ki: “Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah'ı görerek) Allah'a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur. Allah'ı tenzih ederim. Ve ben, müşriklerden değilim.”
Ashabı ile Resulullah’ın davet ettikleri yol nedir ki? Bu Allah'ın emrettiği üzerinde olmamızın farz kıldığı yoldur,
MU'MİNUN - 73:Ve inneke le ted’ûhum ilâ sırâtın mustakîm (mustakîmin). Ve muhakkak ki; sen, mutlaka onları Sıratı Mustakîm'e davet ediyorsun.

Ve inanan insanlar bu yolu, her Fatiha okuyuşlarında Allah’dan isterler de ne istediklerini bilmezler.
FATİHA - 6:İhdinas sırâtel mustakîm(mustakîme). (Bu istiane'n ile) bizi, SIRATI MUSTAKÎM'e (Allah'a ulaştıran yola) hidayet et (ulaştır).
Sırat-ı Mustakim üzeri olsak ne olur, olmasak ne olur diyemezsiniz. Böyle bir hakkınız yok. Yoksa şeytan ile beraber olan, Allah'a kul olamayan ve mahlûk olarak kabul olunursunuz.
YASİN – 60 :E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn(mubinun). Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.
YASİN - 61:Ve eni’budûnî, hâzâ sırâtun mustekîm(mustekîmun).

Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.
Sırat-ı Mustakim üzeri olamazsanız, Allah'a kul olamazsınız aynı zamanda Allah'a davete icabet etmezseniz
;(Yusuf-108)Allah'a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur. Allah'ı tenzih ederim. Ve ben, müşriklerden değilim.” 
Sırat-ı Mustakim üzeri olmayan kişilerin Müşriklerden olduğu söylenmiş. Rabbimiz, aynı zamanda gadap duyulanların ve dalalette kalanların yolu olmadığını söylüyor.
FATİHA - 7:Sırâtallezîne en’amte aleyhim gayril magdûbi aleyhim ve lâd dâllîn(dâllîne).O (SIRATI MUSTAKÎM) ki; (başlarının) üzerlerine (Devrin İmamı'nın ruhunu) ni'met olarak verdiklerinin yoludur. Üzerlerine gadap duyulmuşların ve dalâlette kalmışların (Allah'a ulaşmayı dilemeyenlerin) yolu değil.
Hâlbuki sizi her zaman Allah'a davet edenler bulunur; sadece sizi “yaratılanı severim yaratandan ötürü” diye. Sebebimi sizlerin mutlu bir dünya ve sonsuz bir cennet yaşamına sahip olmanız için.
AL-İ İMRAN - 153:İz tus’idûne ve lâ telvûne alâ ehadin ver resûlu yed’ûkum fî uhrâkum fe esâbekum gammen bi gammin li keylâ tahzenû alâ mâ fâtekum ve lâ mâ asâbekum, vallâhu habîrun bimâ ta’melûn(ta’melûne). Hani siz uzaklaşıyor ve dönüp hiç kimseye bakmıyordunuz. (Allah'ın) Resûl'ü ise sizi arkanızdan çağırıp duruyordu. (Bu davete uymadığınız için) karşılığında (Allah da) size gam üstüne gam verdi ki; ne elinizden giden (zafer ve ganimet)e ve ne de size isabet eden şeye (musîbete) üzülmeyesiniz. Ve Allah, yaptıklarınızdan (haberdar) HABÎR'dir
İşte Allah’dan uzaklaşan insanları Allah dostları hep çağırır ama onlar idrak edemezler. Nefislerinin peşinden giderek dünyaya meylederler. Ve kendilerini ateşe atarlar.
YUNUS - 7:İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme'ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).

Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah'a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

YUNUS - 8:Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn (yeksibûne).İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).
Yaratılışta iblisin Allah'a sözü var ve bu sözünü yerine getirdiğini görüyoruz.

NİSA - 118:Leanehullâh(leanehullâhu), ve kâle le ettehizenne min ibâdike nasîben mefrûdâ(mefrûdan).Allah, ona (şeytana) lânet etti. O da dedi ki: “Elbette ben, Senin kullarından belirli bir pay edineceğim.”
Ayette Allah'a kul olanlardan bahsediliyor; hâlbuki her insan kendisini yaratılıştan Allah'a kul olduğunu zanneder. Allah'a kul olmanın standardı ayette açıklanmıştır.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

Anket
Adana Belediyelerinden Hangisinin İcraatlerini Daha Çok Beğeniyorsunuz ?
Seyhan Belediyesi
Çukurova Belediyesi
Ceyhan Belediyesi
Kozan Belediyesi
Pozantı Belediyesi
İmamoğlu Belediyesi
Saimbeyli Belediyesi
Aladağ Belediyesi
Feke Belediyesi
Adana Büyükşehir Belediyesi
Yüreğir Belediyesi
Sarıçam Belediyesi
Yumurtalık Belediyesi
Karataş Belediyesi
Tufanbeyli Belediyesi
Karaisalı Belediyesi

Adana doruk Gazetesi
© Copyright 2013 Tüm hakkı www.adanadoruk.com'a aittir..
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
CapsLockTR Türkiye'nin Yeni Sosyal Ağı
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
Öneriler
Halı Yıkama
Perde Yıkama
Acıbadem Halı Yıkama
Ataşehir Halı Yıkama
En Kaliteli Halı Ve Perde Yıkama Siteleri
Sancaktepe perde yıkama
Ataşehir Halı Yıkama
Sancaktepe Halı yıkama
Sancaktepe Halı yıkama
Öneriler