İslam dinini bilmek için diploma mı lazım? (1)


Bu makale 2018-03-13 19:00:47 eklenmiş ve 85 kez görüntülenmiştir.
Doğan Kuşman

AMACIMIZ KİMSEYİ KIRMAK DEĞİL AMA GENEDE RABBİMİZİN GERÇEK DİNİNİ NEZAMAN ÖĞRENECEĞİ?

Allah insanlara yaşasınlar diye şeriat olan dinini indiriyor; düşüne biliyor musunuz her şeyi mükemmel yaratan Rabbimiz insanlar yaşasın diye indirdiği din insanları bağnaz mı yapar yoksa mükemmelleştirir mi?
O zaman dini; din yaşayandan Allah'ın dostlarından öğrenmek zorundasınız,
MAİDE - 68:Kul yâ ehlel kitâbi! lestum alâ şey’in hattâ tukîmût Tevrâte vel İncîle ve mâ unzile ileykum min rabbikum ve le yezîdenne kesîren minhum mâ unzile ileyke min rabbike tugyanen ve kufr(kufren), fe lâ te’se alâl kavmil kâfirîn(kâfirîne).De ki; "Ey Ehli Kitap! Tevrat'ı, İncil'i ve size Rabb'iniz tarafından indirileni, yerine getirip uygulamadıkça siz bir şey (bir din) üzerinde değilsiniz. Ve sana Rabb'inden indirilen, mutlaka onların birçoğunun azgınlık ve küfrünü artırır. Artık sen kâfirler topluluğuna üzülme.
Yani öğrenmek yetmiyor. Birde kimden öğrendiğiniz. “Rabb'iniz tarafından indirileni, yerine getirip uygulamadıkça siz bir şey (bir din) üzerinde değilsiniz”. Şimdi Allah'ın indirdiği şeriatı yaşıyor muyuz?
Eğer yaşamış olsaydık, dinimiz yani Rabbimiz bizleri sahabe gibi olmamızı sağlardı.
Bu, kalbinde hayır olmayan ve kibirli kişilerin yaşaması zor olan bir dindir.
Son günlerde gündemi dini bilen ve bilmeyen tartışması yapılmakta; hâlbuki dini bilenlerin ve bilmeyenlerin kimler olduğu Kur-an-ı Kerim de açıklanmıştır.
ZUMER - 9:Em men huve kânitun ânâel leyli sâciden ve kâimen yahzerul âhırete ve yercû rahmete rabbih(rabbihî), kul hel yestevîllezîne ya’lemûne vellezîne lâ ya’lemûn(ya’lemûne), innemâ yetezekkeru ulûl elbâb(elbâbi). Gece boyunca secde ederek ve kıyamda (ayakta) durarak kanitin olan, ahiretten çekinen (korkan) ve Rabbinin rahmetini dileyen mi? De ki: "(Hiç) BİLENLE BİLMEYEN BİR OLUR MU? Ancak ulûl'elbab (daimî zikir sahipleri) tezekkür eder."
Bu ayette rabbinin rahmetini dileyen kişilerin kim olduğunu Rabbimiz ayet ile açıklamış.
AL-İ İMRAN - 132:Ve atîûllâhe ver resûle leallekum turhamûn (turhamûne).Allah'a ve Resûl'e itaat edin ki; böylece (Allah'ın) rahmeti üzerinize olsun (ve merhamet edilenlerden olun).
Burada Resul olarak Peygamberimiz olarak iddia edebilirsiniz, O nebi resuldür ama hiç bir şey fark etmez mutlaka resule uymak gerekir ki, bu da resulün söylediğini yapmak.
KASAS – 87:Ve lâ yasuddunneke an âyâtillâhi ba’de iz unzılet ileyke ved’u ilâ rabbike ve lâ tekûnenne minel muşrikîn (muşrikîne). Ve Sana indirildikten sonra, Allah'ın âyetlerinden sakın seni alıkoymasınlar. Ve Rabbine davet et (Allah'a ulaşmaya çağır). Ve sakın müşriklerden olma!
Evet, sizler davete icabet ettiniz mi? Davete icabet etmişseniz mutlaka Allah’dan mürşidinizi hacet namazı ile sormuşsunuzdur. Çünkü Rabbimiz Sırat-ı Mustakim üzeri olmak için davete icabet edip Allah’dan hacet namazı ile kendisini irşad edecek makamı sormanızı ister. Ama mecbur değilsiniz bu sevgi ile aşk ile olacak bir şey.
AHKÂF - 31:Yâ kavmenâ ecîbû dâiyallâhi ve âminû bihî yagfir lekum min zunûbikum ve yucirkum min azâbin elîm(elîmin). Ey kavmimiz! Allah'ın davetçisine icabet edin. Ve O'na îmân edin ki, sizin günahlarınızı bağışlasın ve mağfiret etsin (sevaba çevirsin). Ve sizi elîm azaptan korusun.
AHKÂF - 32:Ve men lâ yucib dâiyallâhi fe leyse bi mu’cizin fîl ardı ve leyse lehu min dûnihî evliyâu, ulâike fî dalâlin mubîn(mubînin). Ve Allah'ın davetçisine icabet etmeyen kimse, yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah'tan başka dostları yoktur. İşte onlar apaçık dalâlet içindedirler.
İnşalar din eğitimi aldıkları zaman veya bir postun üzerine oturandan dini öğreneceklerini zan ederler. Öyle olsaydı Suudi Arabistanlıların lisanı Arapçadır. Kimse Araplar kadar Arapçayı bilemez. Sahabe gibi Arabistanlı gördünüz mü? Demek ki Kur-an-ı Kerim vahiy lisanı ile yazılmıştır. Arapça değil RAPCA dır. Hani demiş ya YUNUS; “medreseler müderrisi okumadılar bu dersi gönüllere yazılır bu kitabı suresi”.
Doğrumu acaba Yunus'un sözü?
ANKEBUT - 49:Bel huve âyâtun beyyinâtun fî sudûrillezîne ûtûl ilm(ilme), ve mâ yechadu bi âyâtinâ illez zâlimûn(zâlimûne). Hayır, O (Kur'ân-ı Kerim), ilim verilenlerin sînelerinde beyan olunan âyetlerdir. Ve zalimler hariç, onlar âyetlerimizi bile bile inkâr etmezler.
Hadi bakalım SATIRDAN okuyan mı doğru okur SADIRDAN okuyan mı?
Mutlaka bilenle bilmeyen bir olmaz ama kimin bildiğini ve kimin bilmediğini bizler nereden bileceğiz ki? Ancak Ulûl’elbab denilen kişilerin tezekkür edeceğini söylüyor Rabbimiz.
Bazı tefsirlerde Ulûl’elbab olan kişiler için olgun akıl sahibi olduğunu yazmışlardır. Ne anlama geliyorsa! Rabbimizin tarif ettiği Ulûl’elbab tarifi nasıl bakalım.
BAKARA - 269:Yu’til hikmete men yeşâu, ve men yu’tel hikmete fe kad ûtiye hayran kesîrâ(kesîren), ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi). (Allah) hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse böylece ona çok hayır verilmiştir, ulûl'elbabtan başkası tezekkür edemez.
Yani Ulûl’elbab denilince Allah'ın kendisine hikmet verdiği, yani yaşanan olayların arkasından Allah'ın neyi müjdelediğini bilen kişi. Çok hayır sahibi olması Allah'ın her zaman istediklerini yapan ve yasakladıklarını yapmayan ve asıl önemlisi, Rabbimiz tezekkür edebilme iznini bu kişilere vermesi.
Şimdi soralım diplomalı veya diplomasız Rabbimiz size böyle bir lütuf da bulundu mu?  Yoksa Allah hakkında bu tartışma bitmez.
HAC - 8:Ve minen nâsi men yucâdilu fîllâhi bi gayri ilmin ve lâ huden ve lâ kitâbin munîr(munîrin).Ve insanlardan (öyle) kimseler vardır ki; bir ilme, bir hidayetçiye ve nurlu (aydınlatıcı) bir kitaba sahip olmaksızın Allah hakkında mücâdele eder.
Hidayetçinin kabul edilmediği bir dönem de, yani Allah ile kul arasına kimse giremez denildiği sırada, çoğunun Kur-an-ı Kerim dışında konuşan, ayetlerle konuşmayan sadık olmayan kişiler sadra şifa olmayan teferruat ile uğraşıyorlar.
HAC - 9:Sâniye ıtfihî li yudılle an sebîlillâh(sebîlillâhi), lehu fid dunyâ hızyun ve nuzîkuhu yevmel kıyâmeti azâbel harîk(harîkı). Allah'ın yolundan saptırmak için onu (Allah'ın dînindeki esasları) eğip büker (değiştirir). Onun için dünyada rezillik vardır. Ve ona kıyâmet günü yakıcı bir azap tattıracağız.
Hidayetçi; Allah'a davet edilmiş ve davete icabet etmiş kişilerin Allah’dan hacet namazı ile kendi hidayetçisini sorarak, Allah'ın onlara gösterdiği irşat makamına tabi olan kişiyi Allah'a ulaşmasına yani hidayeti için görevli kişidir.
SECDE - 24:Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık ve sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk'ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.
Yok, öyle bir şey demeyin özellikle Allah'ın tayin ettiği imam bu imamlar genellikle veli resuldür işin ilginç yanı da din konusunda ümmidirler.
CUMA - 2:Huvellezî bease fîl ummiyyîne resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmeh(hikmete), ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn (mubînin).Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden (görevlendiren) O'dur. Onlara, O'nun (Allah'ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab'ı (Kur'ân-ı Kerim'i) ve hikmeti öğretir. Ve daha önce (resûle tâbî olmadan evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.
Allah'ın görevli kıldığı bu resuller, görevlerini yapabilmeleri için hay (canlı) olmaları lazımdır. Ölü olan kişilerin ayetleri okuya bilmesi mümkün değildir.
İşte, Allah'ın indirdiği şeriat da Allah neler söylüyor, kendisini (ruh, fizik, nefs ve irade olarak) Allah'a teslim etme (İslâm) dinini bilmeyenler anlatma yetkisini kendisin de görenler neler söylüyor. Eğer dini okullarda okuyanlar Kur-an-ı Kerimi iyi bilselerdi aralarında 341 tane fetöcü fitne gurubu bulundurmazlar ve onlara gerçek İslâm dinini öğretebilirdi.
Rabbimiz sadık olan insanlara şöyle sesleniyor;
BAKARA - 111:Ve kâlû len yedhulel cennete illâ men kâne hûden ev nasâr(nasârâ), tilke emâniyyuhum kul hâtû burhânekum in kuntum sâdikîn(sâdikîne).Dediler ki: “Cennete yahudi veya  hristiyan olan kişinin dışında kimse girmeyecektir.” Bu, onların emaniyye (zan ve kuruntularına ait bilgi)leridir. De ki: “Eğer siz (iddianızda) sadıklar iseniz delilinizi getirin.”  
Delil ayettir sadık olan kişiler mutlaka bilgilerini ayetler ile ispat ederler.
Peki, bu Kur-an-ı Kerim' in ayetleri sinelerine yazılan o ilim sahipleri kimlerdir?  Her şeyden önce Allah'ın ilim sahibi dedikleri ayette kim diye bakarsak.
HAC - 54:Ve li ya’lemellezîne ûtul ılme ennehul hakku min rabbike fe yu’minû bihî fe tuhbite lehu kulûbuhum, ve innallâhe le hâdillezîne âmenû ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin). Ve kendilerine ilim verilenlerin, onun (irşad makamının, Velî Resûl'ün, Nebî Resûl'ün) söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, O'na îmân etmeleri, onların kalplerinin O'nu (Allah'ı) idrak etmesi (kalplerinden ekinnetin alınıp yerine ihbat sistemi konarak kalplerin mutmain olması) içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları (Allah'a ulaşmayı dileyenleri) mutlaka Sıratı Mustakîm'e hidayet edendir.
Resul rabbimize davet ediyorken;
KASAS - 87:Ve lâ yasuddunneke an âyâtillâhi ba’de iz unzılet ileyke ved’u ilâ rabbike ve lâ tekûnenne minel muşrikîn(muşrikîne). Ve Sana indirildikten sonra, Allah'ın âyetlerinden sakın seni alıkoymasınlar. Ve Rabbine davet et (Allah'a ulaşmaya çağır). Ve sakın müşriklerden olma!
Resul bunu kendi kafasına göre yapmıyor, çünkü Allah da insanları kendine davet ediyor.
RAD – 14:Lehu da’vetul hakk(hakkı), vellezîne yed’ûne min dûnihî lâ yestecîbûne lehum bi şey’in illâ kebâsitı keffeyhi ilel mâi li yebluga fâhu ve mâ huve bi bâligıh(bâligıhî), ve mâ duâul kâfirîne illâ fî dalâl(dalâlin).Hakkın daveti O'nadır (Kendisinedir, Allah'adır). O'ndan başkasına davet ettikleri (şeyler), onlara bir şeyle icabet etmezler. Onlar ancak suya, onun ağzına, suyun ulaşması için avucunu açmış kimse gibidir. O (su), ona ulaşacak değildir. Ve kâfirlerin daveti, dalâletten (su nasıl onların ağızlarına ulaşamıyorsa, dalâlette olanlar da hidayete ulaşamaz) başka bir şey değildir.
İyide insanlar bu davete icabet etmiyor ve iman etmiyorlarsa hac 54 e göre ilim sahibi olma şansı yok ve hatta Sırat-ı Mustakim üzeri olma mümkün değil.
Zaten davete icabet edenler işitenlerdir.
EN'AM - 36:İnnemâ yestecîbullezîne yesmeûn(yesmeûne), vel mevtâ yeb’asuhumullâhu summe ileyhi yurceûn(yurceûne). (Davete) ancak işitenler icabet eder. Ve Allah, ölüleri (ölü olan sem'î isimli işitme hassasını, ölü olan fuad isimli idrak hassasını, ölü olan basar isimli görme hassasını) diriltir. Sonra ona döndürülürler. (Hayatta iken ruhu mürşid eliyle Allah'a döndürülür.)
İşitmeyenlerde davete icabet etmeyenlerdir.
NEML - 80:İnneke lâ tusmiul mevtâ ve lâ tusmius summed duâe izâ vellev mudbirîn(mudbirîne).Muhakkak ki sen, ölülere işittiremezsin ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da (Allah'ın) davetini işittiremezsin.
Şimdi bu ilim sahibi olmayanlar davete icabet ettiniz mi? Etmediyseniz Kur-an-ı Kerim'i yaşamanız mümkün değil, çünkü Kur-an-ı Kerim'i yaşayanlar Allah'ın terbiyesi ile yaşayanlar ve hayatlarını insanların mutluluğu için yaşayanlardır. Allah'ın terbiyesi insanın nefsindeki afetlerden kurtulmasına ve nurlanması hasletlerin nefsin kalbine dolması ve kötülükten kurtulmasına neden olur.
NİSA - 49:E lem tere ilellezîne yuzekkûne enfusehum belillâhu yuzekkî men yeşâu ve lâ yuzlemûne fetîlâ(fetîlen). (Habibim), nefslerini tezkiye ettiklerini söyleyenleri görmedin mi? Hayır, öyle değil (nefsini tezkiye ettiğini söyledi diye kimsenin nefsi tezkiye olmaz). Ancak Allah, dilediği kişinin nefsini tezkiye eder. Ve onlar, hurma çekirdeğinin ince ipliği kadar bile zulüm olunmazlar.  Devam edecek

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

Anket
Adana Belediyelerinden Hangisinin İcraatlerini Daha Çok Beğeniyorsunuz ?
Seyhan Belediyesi
Çukurova Belediyesi
Ceyhan Belediyesi
Kozan Belediyesi
Pozantı Belediyesi
İmamoğlu Belediyesi
Saimbeyli Belediyesi
Aladağ Belediyesi
Feke Belediyesi
Adana Büyükşehir Belediyesi
Yüreğir Belediyesi
Sarıçam Belediyesi
Yumurtalık Belediyesi
Karataş Belediyesi
Tufanbeyli Belediyesi
Karaisalı Belediyesi

Adana doruk Gazetesi
© Copyright 2013 Tüm hakkı www.adanadoruk.com'a aittir..
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
Work and Travel
Yurtdışı Eğitim
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
Öneriler
Öneriler