Ölünce Peygamberimiz şefaat edecek mi (I)


Bu makale 2018-04-21 11:30:06 eklenmiş ve 102 kez görüntülenmiştir.
Doğan Kuşman

“ÖLÜNCE PEYGAMBERİMİZ BİZE ŞEFAAT EDECEK” derler.

Cehennemde günahlarımız kadar yanacağız, sonra Allah bizi cennetine alacak.
Böyle bir garanti var mı? Yoksa Allah'a karşı bilmediğimiz bir şey mi söylüyoruz.
Bakalım Rabbimiz bu konuda ne söylüyor;
BAKARA - 80:Ve kâlû len temessenen nâru illâ eyyâmen ma’dûdeh(ma’dûdete), kul ettehaztum indallâhi ahden fe len yuhlifallâhu ahdehu(ahdehû) em tekûlûne alâllâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).Ve (o emaniyyeye tâbî olanlar): “Ateş bize ancak sayılı birkaç gün dokunacak (günahlarımız kadar yanıp cennete gireceğiz).” dediler. De ki: “Allah katından bir ahd mi edindiniz?” (Eğer böyle bir ahd, almışsanız) Allah, ahdinden asla dönmez (Allah'ın ahdinde hilâf olmaz). Yoksa Allah'a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?
Demek ki bizlere böyle şeyler öğretenler bizleri Allah'a karşı yalan söyleyen konumuna düşürüyor.
EN'AM - 21:Ve men azlemu mimmenifterâ alâllâhi keziben ev kezzebe bi âyâtih(âyatihî), innehu lâ yuflihuz zâlimûn(zâlimûne). Allah'a karşı yalanla iftira eden veya onun âyetlerini yalanlayan kimselerden daha zalim kim vardır? Muhakkak ki O, zalimleri felâha ulaştırmaz (kurtuluşa eremezler).

 

BAKARA - 81:Belâ men kesebe seyyieten ve ehâtat bihî hatîetuhu fe ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).Hayır, (sandığınız gibi değil) kim günah kazanmış da hataları kendisini kuşatmışsa; işte onlar, ateş halkıdır ve içinde de devamlı kalacaklardır.
Görüyorsunuz değil mi? Bizlere bunları öğretenler bizleri Rabbimize karşı yalancı durumuna düşürüp Allah'tan uzaklaşmamıza sebep oluyor ve sonsuz bir cehennem yaşantısı.
Demek ki şeytan insanlar da var ki bu sözler sıkça duyulan sözler ve işin ilginç tarafı çocuk yaşta öğretildiği için de unutulmayan sözler haline geliyor.
Tabi ki bu kadarla kalmıyor bunların yalanları,


“KİM LA İLAHE İLLALLAH DERSE ÖLÜNCE PEYGAMBERİMİZ ŞEFAAT EDECEK DENİR!”
Rabbimiz ise öldüğünüz zaman şefaat yoktur; ne olacak?
BAKARA - 48:Vettekû yevmen lâ teczî nefsun an nefsin şey’en ve lâ yukbelu minhâ şefâatun ve lâ yu’hazu minhâ adlun ve lâ hum yunsarûn(yunsarûne). Ve hiç kimseden bir kimseye bir şeyin ödenmediği ve ondan (hiç kimseden) bir şefaatin kabul olunmadığı ve hiç kimseden bir fidye alınmadığı ve onlara yardım da edilmediği günden sakının.
Peygamber Efendimiz Sallahu Ve Selem neden şefaat etsin ki? Bizleri çok sevdiğimiz için mi? Biz onu çok seviyoruz mu? Eğer Peygamberimiz sallahi vesselam Efendimiz’i çok seviyor olsak onun izinden gideriz ve ona layık bir ümmet oluruz değil mi? Eğer ona layık değilsek yani itaat etmiyorsak da, Peygamber Efendimiz Sallahu Ve Selem şefaat eder mi?
Ümmetine iki konuda seslenir, ama sadece ashabı onu dikkate almış sadakat ile itaat etmiştir.
Peki, sonra ne olmuş da bu köprünün altından çok sular geçmiş?
Rabbimiz Peygamber Efendimiz Sallahu Ve Selem’e verdiği görevlerin başın da ümmetini Allah'a davet et demiş. Allah'ın tasarrufunda olan o mübarek kişi tabiki saf rahmeti değiştirmeden iletmiş.
KASAS - 87:Ve lâ yasuddunneke an âyâtillâhi ba’de iz unzılet ileyke ved’u ilâ rabbike ve lâ tekûnenne minel muşrikîn(muşrikîne).

Ve Sana indirildikten sonra, Allah'ın âyetlerinden sakın seni alıkoymasınlar. Ve Rabbine davet et (Allah'a ulaşmaya çağır). Ve sakın müşriklerden olma!
Hepimizi Rabbimize davet etmiş, ama dini öğretmekle görevli olan kişiler böyle bir eğitim almamışlar ki emri iletsinler. Din eğitimi görüyorlar ama Kur-an-ı Kerim den o kadar uzaklar ki
Neden Peygamber Efendimiz Sallahu Ve Selem ümmetini Allah'a davet etmiş? Çünkü Allah'ın emri. Çünkü davete icabet edenler hidayete erenlerdir. Onlar için en güzeli vardır.
RAD - 18:Lillezînestecâbû li rabbihimul husnâ, vellezîne lem yestecibû lehu lev enne lehum mâ fîl ardı cemîan ve mislehu meahu leftedev bih(bihî), ulâike lehum sûul hısâbi ve me’vâhum cehennem(cehennemu), ve bi’sel mihâd(mihâdu).


Rab'lerine (Rabbinin emrine) icabet edenler için en güzeli vardır. Ve O'na icabet etmeyenler, yeryüzünde olanların hepsi ve bir o kadarı daha onların olsa, onu mutlaka fidye olarak verirlerdi. İşte onlar; onlar için hesabın kötüsü var. Ve onların barınacağı yer, cehennem; ne kötü bir döşektir.
Rabbimiz emrini farklı bir şekilde indirmiş, “Sırat-ı Mustakim üzeri olmamız”;
MU'MİNUN - 73:Ve inneke le ted’ûhum ilâ sırâtın mustakîm (mustakîmin).Ve muhakkak ki; sen, mutlaka onları Sıratı Mustakîm'e davet ediyorsun.
Neden Fatiha suresi ki dünyada en çok okunan suredir. Fatiha’yı okuyan insanlar aslında, Sırat-ı Müstakim’e davet edildikleri için isterler. Bu Sırat-ı Müstakim’e de bazıları Doğruyol olarak açıklamışlardır. Ne kadar anlamsız bir ifade, hâlbuki Müstakim istikameti bildirir. Yani bu yol bir yere istikametlenmiş. Onun için Peygamber Efendimiz Sallahu Ve Selem ümmetini Allah'ın emri ile oraya çağırıyor.
HUD - 56:İnnî tevekkeltu alâllâhi rabbî ve rabbikum, mâ min dâbbetin illâ huve âhızun bi nâsıyetihâ, inne rabbî alâ sırâtın mustekîm(mustekîmin).Muhakkak ki ben, benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a tevekkül ettim. Yürüyen hiçbir canlı mahlûk (dabbe) yoktur ki; O (Allahû Tealâ), onun perçeminden tutmuş (O'nun kontrolü altında) olmasın. Muhakkak ki benim Rabbim, Sıratı Mustakîm üzeredir.
Demek ki, ruhunu, veçhini, nefsini ve iradesini Allah'a teslim etmek için davete icabet ederek emanetleri sahibi olan Allah'a teslim etmesini istiyor Rabbimiz. Teslim olalım ki teslim (İSLÂM) dinini yaşayalım.
Eğer davete icabet edilirse Allah'ın teslim dini olan İslâm dinini Rabbimiz davete icabet edenlere yaşatır, bu sayede sadakatimize karşı yaşamış oluruz.
NİSA - 175:Fe emmellezîne âmenû billâhi va’tesamû bihî fe se yudhıluhum fî rahmetin minhu ve fadlın ve yehdîhim ileyhi sırâtan mustekîmâ (mustekîmen). Allah'a âmenû olanları ve O'na sarılanları (sarılmayı dileyenleri), Allah kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları, Kendisine ulaştıran Sıratı Mustakîm'e (Allah'a ulaştıran yola) hidayet edecektir, ulaştıracaktır.

Samimi kalben sadakat ile davete icabet edenler mutlaka Allah onları Sırat-ı Müstakim’e ulaştırarak kendisine ulaştırır.


Yeter ki bizi yaratan Rabbimize kavuşmayı yani vuslatı sadakat ile isteyelim ve kesin Rabbimizin bu icabetimize karşılık bizi mutlaka kendisine ulaştırır.
ANKEBUT - 5:Men kâne yercû likâallâhi fe inne ecelallâhi leât(leâtin), ve huves semîul alîm(alîmu).Kim Allah'a mülâki olmayı (hayattayken Allah'a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah'ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah'a ulaşacaktır). Ve O; en iyi işiten, en iyi bilendir.
Aslında davete icabet etmek istemeyen insanlar çoktur.
RUM - 8:E ve lem yetefekkerû fî enfusihim, mâ halakallâhus semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ illâ bil hakkı ve ecelin musemmâ(musemmen) ve inne kesîran minen nâsi bi likâi rabbihim le kâfirûn(kâfirûne).Onlar, kendi nefsleri hakkında tefekkür etmiyorlar mı (düşünmüyorlar mı)? Allah gökleri ve yeri ve ikisinin arasındaki şeyleri ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre ile yarattı. Ve muhakkak ki insanların çoğu, Rab'lerine mülâki olmayı (hayatta iken ruhlarını Allah'a ulaştırmayı) inkâr edenlerdir.

Onun için insanların çoğu cehenneme gidecektir. Rabbimiz böyle söylüyor;
A'RAF - 179:Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîren minel cinni vel insi lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn(gâfilûne).

Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin çoğuna hazırladık (yarattık). Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. İşte onlar, onlar gâfillerdir.
Neden dalalettedirler? Çünkü davete icabet etmemişlerdir.
KASAS - 50:Fe in lem yestecîbû leke fa’lem ennemâ yettebiûne ehvâehum, ve men edallu mimmenittebea hevâhu bi gayri huden minallâh(minallâhi), innallâhe lâ yehdil kavmez zâlimîn(zâlimîne). Bundan sonra eğer sana icabet etmezlerse (senin hidayete erdirme davetine uymazlarsa), bil ki onlar heveslerine tâbîdirler. Allah'tan bir hidayetci olmaksızın (hidayetçiye değil de) kendi heveslerine tâbî olandan daha çok dalâlette kim vardır? Muhakkak ki Allah, zalimler kavmini hidayete erdirmez.


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

Anket
Adana Belediyelerinden Hangisinin İcraatlerini Daha Çok Beğeniyorsunuz ?
Seyhan Belediyesi
Çukurova Belediyesi
Ceyhan Belediyesi
Kozan Belediyesi
Pozantı Belediyesi
İmamoğlu Belediyesi
Saimbeyli Belediyesi
Aladağ Belediyesi
Feke Belediyesi
Adana Büyükşehir Belediyesi
Yüreğir Belediyesi
Sarıçam Belediyesi
Yumurtalık Belediyesi
Karataş Belediyesi
Tufanbeyli Belediyesi
Karaisalı Belediyesi

Adana doruk Gazetesi
© Copyright 2013 Tüm hakkı www.adanadoruk.com'a aittir..
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
Work and Travel
Yurtdışı Eğitim
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
Öneriler
Öneriler