Bazı kişiler insanlara Allah'ın hidayet dinini anlatırken ücret almazlar (II)


Bu makale 2018-06-28 17:18:16 eklenmiş ve 100 kez görüntülenmiştir.
Doğan Kuşman

HER DÖNEMİN İMAMI KUR-AN-I KERİM İ ÖĞRETMEK İLE GÖREVLİDİR. VE TEK KİŞİDİR.

1-Bu hidayet üzeri olanların üzerine nimettir.
2- Allah'ın ayetlerini tilavet eder.(insanlara anlata bilmesi için canlı olması lazım)
3- Hidayet üzeri olanların nefslerini tezkiye eder.
4- Hidayet üzere olanlara Kur-an-ı Kerim i öğretir.
5- Hikmeti öğretir.
6- Dönemin imamı gelmeden, tebliği etmeden açık bir dalalette olunur.
1-Hidayet üzeri olanların üzerine nasıl nimet oluyor?
MU'MİN - 15:Refîud derecâti zul arş(arşi), yulkır rûha min emrihî alâ men yeşâu min ıbâdihî li yunzire yevmet telâk(telâkı). Dereceleri yükselten ve arşın sahibi olan Allah, kullarından (Kendisine ulaştırmayı) dilediği kişinin (Allah'a ulaşmayı dilediği için Allah'ın da Kendisine ulaştırmayı dilediği kişinin) üzerine (başının üzerine) Allah'a ulaşma gününün geldiğini (o kişinin ruhuna) ihtar etmek için, emrinden (Allah'ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır.
Allah'ın emrinde olan bu ruh bir nimet olarak hidayet üzere olanların başlarını üzerine veriliyor. Bu ruh ile destekliyor.
MUCADELE - 22:Lâ tecidu kavmen yû’munûne billâhi vel yevmil âhîri yuvâddûne men hâddallâhe ve resûlehu ve lev kânû âbâehum ve ebnâehum ve ihvânehum ev aşîretehum, ulâike ketebe fî kulûbihimul îmâne ve eyyedehum bi rûhin minh(minhu), ve yudhıluhum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ, radıyallâhu anhum ve radû anh(anhu), ulâike hizbullâh (hizbullâhi), e lâ inne hizbullâhi humul muflihûn(muflihûne). Allah'a ve âhiret gününe (ölmeden önce Allah'a ulaşmaya) îmân eden bir kavmi, Allah'a ve O'nun Resûl'üne karşı gelenlere muhabbet duyar bulamazsın. Ve onların babaları, oğulları, kardeşleri veya kendi aşiretleri olsa bile. İşte onlar ki, (Allah) onların kalplerinin içine îmânı yazdı. Ve onları, Kendinden bir ruh ile destekledi (orada eğitilmiş olan, devrin imamının ruhu onların başlarının üzerine yerleşir). Ve onları, altından nehirler akan cennetlere dahil edecek. Onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Allah, onlardan razı oldu. Ve onlar da O'ndan (Allah'tan) razı oldular. İşte onlar, Allah'ın taraftarlarıdır. Gerçekten Allah'ın taraftarları, onlar, felâha erenler değil mi?
Demek ki başlarının üzerinde nimet taşıyanlar aynı zamanda kalplerine imanda yazılanlar. Bunlar kim?
FATİHA - 7:Sırâtallezîne en’amte aleyhim gayril magdûbi aleyhim ve lâd dâllîn(dâllîne).O (SIRATI MUSTAKÎM) ki; (başlarının) üzerlerine (Devrin İmamı'nın ruhunu) ni'met olarak verdiklerinin yoludur. Üzerlerine gadap duyulmuşların ve dalâlette kalmışların (Allah'a ulaşmayı dilemeyenlerin) yolu değil.
Bu nimet verilenler Sırat-ı Mustakim üzeri olan kişiler, neden Sırat-ı Mustakim üzeredirler? Çünkü bu kişiler Allah’ı görmek için Allah'ın, Allah'a ulaşma (hidayet) dinin yaşamak isteyenleri kalben talep ettikleri.
NİSA - 175:Fe emmellezîne âmenû billâhi va’tesamû bihî fe se yudhıluhum fî rahmetin minhu ve fadlın ve yehdîhim ileyhi sırâtan mustekîmâ (mustekîmen). Allah'a âmenû olanları ve O'na sarılanları (sarılmayı dileyenleri), Allah kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları, Kendisine ulaştıran Sıratı Mustakîm'e (Allah'a ulaştıran yola) hidayet edecektir, ulaştıracaktır.
Allah'ın Kur-an-ı Kerim i hem rahmet hem hidayet olduğuna göre, insanlara Kur-an-ı Kerim öğretildi mi o kişi otomatik olarak Allah onu hidayete erdirmeli. Neden olmuyor öyleyse?
2. Görevi tilavet, bunun için canlı olması gerekir.
3. Nefsin tezkiyesi, nefs için çok önemlidir çünkü kurtuluşa ancak nefsin tezkiyesi ile ulaşa biliriz.
ŞEMS - 9:Kad efleha men zekkâhâ.Kim onu (nefsini) tezkiye etmişse felâha (kurtuluşa) ermiştir
Bu nefs tezkiyesi aynı zaman da mümin kişilere ait ve onlar mutlaka cennete gireceklerdir.
NİSA - 124:Ve men ya’mel mines sâlihâti min zekerin ev unsâ ve huve mu’minun fe ulâike yedhulûnel cennete ve lâ yuzlemûne nakîrâ(nakîren).Ve erkeklerden ve kadınlardan kim salih amelde bulunursa, kim salih amel işlerse yani nefsi (tezkiye edici amel) işlerse onlar, mü'minlerdir. İşte onlar, cennete girerler ve onlara zerre kadar, hurma çekirdeğinin lifi kadar zulüm yapılmaz.
Allah'ın ayetleriyle insanlara olması gerekli olanları hepsini vermiş de neden tebliğini para karşılığı yapanlar anlatmıyor? Çünkü hidayete ermemişler. Ve kendilerinin, bir mürşide, hatta Kur-an-ı Kerim e bile ihtiyaçları olmadığını savunuyorlar.
4. de kitabı öğretmeleri.
İşte esas konumuz da bu Allah'ın tayin ettiği nebi ve veli resullerin Kur-an-ı Kerim öğretmesi. İşin ilginç tarafı bu Allah dostları din ile uğraşanların beğenmedikleri kişilerdir. Sebebi de Kur-an-ı Kerim okumasını bilmezler. Yani kaidesi ile dedikleri şekilde okuyamazlar çünkü ümmidirler.(dini okuldan değil Allah'tan öğrenmişlerdir).
CUMA - 2:Huvellezî bease fîl ummiyyîne resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmeh(hikmete), ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn(mubînin). Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden (görevlendiren) O'dur. Onlara, O'nun (Allah'ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab'ı (Kur'ân-ı Kerim'i) ve hikmeti öğretir. Ve daha önce (resûle tâbî olmadan evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.
Bu Allah dostları Allah'ın ayetlerini tezekkür ederler.
KASAS - 51:Ve lekad vassalnâ lehumul kavle leallehum yetezekkerûn(yetezekkerûne).Ve andolsun ki, tezekkür etsinler diye sözü (âyetlerimizi) ardarda onlara ulaştırdık.
Allah dostlarının ayetleri açıklamasına katılan hidayet üzeri olan yani Allah'a ulaşmayı dileyen âmenûdurlar (“
ve mâ ene bi târidillezîne âmenû, innehum mulâkû rabbihim.. Ve ben âmenû olanları ((Allah'a ulaşmayı dileyenleri) tardedecek (uzaklaştıracak, kovacak) değilim. Muhakkak ki onlar, Rab'lerine mülâki olacaklar (ulaşacaklar)”.)
Bu dönemin müceddit’i de ayetleri okur, bu hidayet üzeri müminlerin üzerine ne etkisi olur bakalım.
TALÂK - 11:Resûlen yetlû aleykum âyâtillâhi mubeyyinâtin li yuhricellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti minez zulumâti ilen nûr(nûri), ve men yû'min billâhi ve ya'mel sâlihan yudhilhu cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), kad ahsenallâhu lehu rızkâ(rızkan).Resûl, âmenû olanları (ölmeden önce Allah'a ulaşmayı dileyenleri) ve amilüssalihat (salih amel, yani nefs tezkiyesi) yapanları, karanlıklardan nura çıkarmak için size Allah'ın âyetlerini açıklayarak okur. Ve kim, Allah'a îmân ederse ve salih (nefsi ıslâh eden) amel işlerse onu, içinde ebediyyen kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetlere dahil eder (koyar). Allah('ın Zat'ı), onun (resûl) için en güzel rızık olmuştur. 
Kur-an-ı Kerim ayetlerinin açıklanması amenu olan ve nefs tezkiyesi yapanların karanlıktan nura çıkmasını sağlıyor. Ayetlerin Peygamberimiz SAV deki gibi kalbe nur olarak girmesi olabilir mi
Bakalım Rabbimiz ne söylüyor.
ANKEBUT - 49:Bel huve âyâtun beyyinâtun fî sudûrillezîne ûtûl ilm(ilme), ve mâ yechadu bi âyâtinâ illez zâlimûn(zâlimûne). Hayır O (Kur'ân-ı Kerim), ilim verilenlerin sînelerinde beyan olunan âyetlerdir. Ve zalimler hariç, onlar ayetlerimizi bile bile inkâr etmezler.
Allah'ın kalplerine beyan olunan ayetler hidayetleri arttıkça kalplerinde Kur-an-ı Kerim bir nur gibi durur.
O zaman sormazlar mı Kur-an-ı Kerim “SATIRDAN MI OKUNUR? SADIRDAN MI?” ne cevap verirsiniz ki? İddia edebilir misiniz Kur-an-ı Kerimi din okullarında öğrenilir diye.
Kur-an-ı Kerim i Allah'ın tayin ettiği kişi mi öğretir yoksa bu günkü dini para karşılığı öğretenler mi?
Rabbimizin İLİM VERİLENLER dediği kişiler kimlerdir? Dersek;
SEBE - 6:Ve yerellezîne ûtûl ılmellezî unzile ileyke min rabbike huvel hakka ve yehdî ilâ sırâtıl azîzil hamîd(hamîdi). Ve kendilerine ilim verilenler, sana Rabbinden indirilenin hak olduğunu ve onun Azîz (ve) Hamîd Olan'ın (Allah'ın) yoluna (Allah'a ulaştıran Sıratı Mustakîm'e) hidayet ettiğini (ulaştırdığını) görüyorlar.
İlim verilenler; Allah'ın veli resulünün söylediklerinin hak olduğuna iman etmiş kişiler.
Günümüzde mürşide veya irşatla görevli kişilere inanan yoktur hatta kendilerini sapıklıkla itham edilir. Allah'ın katındaki durumlarını düşünmek bile istemem.
İlim verilenler ile ilim verilmeyenler yani nefslerine uyanlar, bu Allah dostlarını dinlerler ama nefslerine tabi olanlar hiçbir şey işitmez.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

Anket
Adana Belediyelerinden Hangisinin İcraatlerini Daha Çok Beğeniyorsunuz ?
Seyhan Belediyesi
Çukurova Belediyesi
Ceyhan Belediyesi
Kozan Belediyesi
Pozantı Belediyesi
İmamoğlu Belediyesi
Saimbeyli Belediyesi
Aladağ Belediyesi
Feke Belediyesi
Adana Büyükşehir Belediyesi
Yüreğir Belediyesi
Sarıçam Belediyesi
Yumurtalık Belediyesi
Karataş Belediyesi
Tufanbeyli Belediyesi
Karaisalı Belediyesi

Adana doruk Gazetesi
© Copyright 2013 Tüm hakkı www.adanadoruk.com'a aittir..
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
Work and Travel
Yurtdışı Eğitim
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
Öneriler
Öneriler