Canlı hayvan taşımak


Bu makale 2018-08-29 17:12:08 eklenmiş ve 187 kez görüntülenmiştir.
Yumoş_Minik Tekbaş

Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, dijital çılgınlık bireyleri yalnızlaştırıyor.

Kişiler kimlerle bir ömür sürdüreceğine kendi karar veriyor. Son 20 yıldır epeyce kedi, köpek, kuş insan hayatına ortak oluyor.

Hadi bunlar alışabilir şeyler, insanlar akıllı telefonlara bağlanıyorlar, tabletlerden başlarını alamıyorlar.

İnternette cabası..

İnsanlar hayvan sahiplenirken, ilk aklına gelen, “Seyahat etme özgürlüğüm” diye aklına takılıyor.

Hayvan sahiplenecekse bile, bu aklına gelince büyük sorun oluyor ve almıyor. Barınaklar bu yüzden sahiplenip, sonra terkedenlerle dolu.

Kendimce dünyanın dünyanın dört kıtasına gittim.

Bir yere giderken şanslıydım, köpeklerime kardeşlerim bakıyordu.

Son 3 yıldır, bundan mahrumum.

2017 yılında 10 gün Azerbaycan ve Gürcistan’a giderken erkek kardeşim Zeynel Abidin Tekbaş baktı.  Ama hemen her gün internette canlı yayında onları izledim.

4 gün Barselona gezisinde de kardeşim baktı.

***

İstanbul’a gidecektim.

Uçakla gitmeye kalaktım, köpeğimin birini kargoya vermem gerektiğini, diğerini yanıma alabileceğimi söylediler. Bunu göze alamadım, çünkü bagajda ölen köpekler duymuştum.

Otobüs firmalarını dolaştım, hiçbiri “Canlı Hayvan taşıyamayız” diyerek ret ettiler.

Sebebini de açıklıyorlar.

Turizm Bakanlığı izin vermiyormuş. Oysa üç saatte bir otobüsler mola veriyor, hayvan sahibi isterse o yarım saat molada köpeğine hava aldırabilir, gezdirebilir.

“Nuh dediler, peygamber demediler.”

Acilen yasal düzenleme şart.

Geriye Demir Yolları kalıyor. 

Neyse bir bilette onlar için aldım.

Kafesin içinde tam 13 saat birlikte yolculuk yaptık. İstanbul Anadolu yakasında indik. Pendik’ten Kadıköy’e, oradan da metrobüse binip, Eyüp civarında indik, taksiye atlayıp eve geldik. Evden çıkışımızla eve varışımız tam 17 saat sürdü. 

Canlarım benimleydi ya, yorgunluğun ne önemi vardı ki..

Daha önceden bir torba mama getirmiştim, evde üçüncü günden sonra kediler tek tek pencereye üşüştüler, pervaz aralığından kedilere günde dört beş kez mama verdim. Kedilerin çok  yemek (mama) yediğini de öğrenmiş oldum.

İlk gün iki aylık yavru  köpek gördüm, Allah’ım bizi görünce nasıl kuyruğunu iki bacağının arasına alıp bir kaçışı var ki anlatamam. Onunla dostluk kurmam, güvenini kazanmam tam 20 gün sürdü. 2 Aylık ömründe ne yaşamış olabilirdi ki?

Onu gördüğümün üçüncü gününden sonra üç haftalık yavru bir köpek daha gördüm, her ikisi de dişi.

Yaşlı bir adamın yanında kalıyor.

Facebook’ta şu duygularla paylaştım.

 

HAYATTA NELER VAR?

Hiç kimse; “Ben ne oldum” değil, “Ne olacağım” demeli.

Hayat böyle bir şey işte. Nereye gidersem gideyim, hüzünlü bir hikayeye veya yolda yürürken mutlaka bir hayvana ras gelirim.

İki haftadır evimden uzakta, başka bir hayatı yaşarken...

Çocuklarımla (Köpeklerimle) gezerken, 2 aylık bir köpek gördüm, peşimize takılmasın diye yolumuzu uzattık. Çünkü Eyüp’ün Haliç kenarındaki Silahtarağa Caddesi üzerinde saniyeler içinde düzinelerle araç geçiyor.

İkinci günü mama götürdüm, bizden kaçıyor. Annesi onu atmış. Ona bakan yaşlı, kimsesiz bir adam var. Haliç kenarında dört kenarı tel örgülerle çevrili bir yer. İçine girdim, meğer ne kadar tehlikeli. Beni içeriye çeken şey, ikinci bir yavruyu görmüştüm, üç haftalık bir şeydi. Anne köpeği de gördüm, ayağı sakat.  Bütün yavrular Haliç’e akan kanalizasyona tek tek düşmüş. Bu kalmış. Birinin annesi ret etmiş, diğeri de nasılsa hayatta kalabilmiş. En fazla onlara bir hafta daha yemek götürebilirim.

Bayramda Adana’dayım.

İkinci üzücü şey, yaşlı adam üç tarafı betonla çevrili, terkedilmiş, baraka gibi bir bekçi kulübesini kendine barınak yapmış, orada yatıp kalkıyor.  Çevreden topladığı (Çöpten) şeylerle kendine yatacak bir yer yapmış. Kimi kimsesi olmadığı gibi, elektrik ve su da yok. Sadece kendine uyuyabileceği bir yer yapmış. Orada yılanda çıkabilir. Öyle bir yer. Soğuklarda kimbilir kendini nasıl koruyor? Kendi karnını doyurabilmiş gibi, iki yavru köpeğe de bakıyor.

İçim acıdı. Kendisine dün yemek götürdüm. Bugünde sırf onun için yemek yapacağım. Onun cebine para koyacak durumda değilim, ancak ekmeğimi paylaşabilirim. Size adresi tarif edeyim.

İSTOÇ dolmuşlarının durduğu TANSAÇ son durak. Hatta Haliç sahil yolu (Silahtarağa Caddesi) Yunus Gösteri Merkezi yanı.

Kim yardım etmek istiyorsa, dolmuşçulara sorsun, söylerler... Bu yavrunun da acilen oradan alınması gerekiyor. Barınak çözüm değil...

 

YARABBİ GÜZEL BİR İNSAN ÇIKAR KARŞISINA

Bugün bu yavruyu eve getirdim. Çok güzel yıkadım. Bitlerini ve parazitlerini temizledim. Bitler üzerinden yağmur gibi boşaldı. Karnını doyurdum. Bu haliyle yaşlı amcayı arıyor. Akşama evine gidecek. Birileri evinin bahçesini açamaz mı? Silahtarağa caddesi Eyüpsultan ilçesi Paylaşın lütfen, diye paylaştım. O küçük bedeni akşama kadar ağladı, yaşlı amcayı istiyordu.

(7 Ağustos 2009) Bugün kızım Yumoş’un ölüm yıl dönümü. 7.8. 2009 yılında kaybetmiştim. Kııtmır gibi mekanı cennet olsun, diye de anılarımı tazeledim.  Bunları yazarken, birde ne göreyim.

 

BİR ANNE KEDİ VE 4 YAVRUSU

İSTANBUL'DA YOKMU BİR İNSAN EVLADI.

Bunları buradan alacak insan evladı yok mu? Bir haftadan fazladır, bu anne ve 3 yavrusu bu parka atılmış. Aç ve susuz. Silahtarağa Caddesi Eyüpsultan İstanbul. Bana özelden mesaj atsınlar, telefonumu yazdığım zaman sapıklarda arıyor...Diye sosyal medyada paylaştım. Nasıl bir vicdan ki, anne ve dört enik kediyi evlerden uzak yere atıyor. Neyse şu an yavrular sağlıklı.

İyi bir insanda yardımına koştu.

Türkiye’de hayvanların durumu neyse, dünyada da öyle.

***

Allah izin verirse, bayramın 4 ncü günü Adana’ya dönüyorum. Yine benimkiler bana stres oldu, Pendik’e gidip gelmem, tam 5 saatimi aldı. Tren 07.30’da kalkıyor, 42 km. Birde buna trafiği ekleyin. Toplu taşıma saat 5’te mesaiye başlıyor, Marmaray sabah saat 6’da, feribotlar ise sabah saat 7’de başlıyor. Allah yardımcım olsun. Ne var yani uçaklar şu hayvanların ağırlıklarını 12 kiloya çıkarsa... işim o kadar kolaylaşırdı ki...

Otobüsler “Canlı hayvan taşımıyor” muş.

Avrupalı gittiği her yere, lokantaya, otele, metroya, seyahatlere çıkarabiliyor, bizde halen, tu-kaka ilan ediyoruz.

 19.8.2018 İstanbul

 

Dünyalı ile ortak noktamız

Hayvan konusunda hangi partiden, hangi görüşten, hangi kıtadan, hangi dinden olursak olalım, hepimiz acımasız ve gaddar olabiliyoruz.

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

Anket
Adana Belediyelerinden Hangisinin İcraatlerini Daha Çok Beğeniyorsunuz ?
Seyhan Belediyesi
Çukurova Belediyesi
Ceyhan Belediyesi
Kozan Belediyesi
Pozantı Belediyesi
İmamoğlu Belediyesi
Saimbeyli Belediyesi
Aladağ Belediyesi
Feke Belediyesi
Adana Büyükşehir Belediyesi
Yüreğir Belediyesi
Sarıçam Belediyesi
Yumurtalık Belediyesi
Karataş Belediyesi
Tufanbeyli Belediyesi
Karaisalı Belediyesi

Adana doruk Gazetesi
© Copyright 2013 Tüm hakkı www.adanadoruk.com'a aittir..
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
Work and Travel
Yurtdışı Eğitim
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
Öneriler
Öneriler