|
||
| 20 Temmuz 1974’e bakmak yeterli değildir. Çünkü olaylar o gün başlamadı. | ||
| 20 Temmuz 1974’e bakmak yeterli değildir. Çünkü olaylar o gün başlamadı. | ||
| KÜLTÜR SANAT Haberi | ||
![]() |
||
İLHAN KARAÇAY YAZDIKIBRIS konusuna ilgi duyan değerli okurlarıma, belge ve tanıklıklara dayanan bu kapsamlı dosyayı okumalarını ve ileride yeniden başvurmak üzere saklamalarını tavsiye ederim. Çünkü Kıbrıs meselesi, tek bir tarihten ibaret değildir.Maarten van Aalderen’in yazısından hareketle hazırlanmış belge ve tanıklık dosyası. Kıbrıs’ı doğru anlamak için sadece 1974’e değil, öncesine de bakmak gerekir. De Telegraaf’ta yayımlanan bir Kıbrıs yazısı, beni yarım asırlık arşivimi yeniden açmaya yöneltti. Çünkü bazı tarihî gerçeklerin eksik kaldığını düşündüm. Bu yazı dizisi, herhangi bir tarafı haklı çıkarmak için değil; Kıbrıs meselesinin eksik anlatılan sayfalarını belge, tanıklık ve uluslararası kaynaklar ışığında tamamlamak amacıyla hazırlandı. Üç ayrı Kıbrıs ziyareti, dönemin devlet adamlarıyla yaptığım röportajlar, yıllar içinde oluşturduğum gazetecilik arşivi ve uluslararası belgeler, bu dosyanın temelini oluşturdu. Kıbrıs, yalnızca 20 Temmuz 1974’ten ibaret değildir. Bu dosya, 1960’tan günümüze uzanan süreci, çoğu zaman göz ardı edilen gelişmeleriyle birlikte kronolojik olarak ele alıyor. Gazeteciliğin görevi hüküm vermek değil, eksik kalan bilgileri tamamlayarak okuyucunun kendi değerlendirmesini yapmasına yardımcı olmaktır. Elinizdeki çalışma da bu anlayışla kaleme alındı. Bu dosya, tarihe yeni bir hüküm vermek için değil; eksik kalan sayfaları tamamlayarak okuyucunun kendi hükmünü oluşturmasına katkı sağlamak amacıyla hazırlandı. (Haberin Hollandacası en altta.
İlhan KARAÇAY yazdı Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs konusunda yeniden girişimde bulunması ve Avrupa Birliği’nin çözüm çağrılarını artırması üzerine, Hollanda’nın en çok okunan gazetelerinden De Telegraaf, deneyimli dış politika yazarı Maarten van Aalderen imzasıyla geniş bir Kıbrıs dosyası yayımladı. Yazıyı büyük bir dikkatle okudum. Ancak… Van Aalderen yazmış: “Magosa’nın Maraş bölgesi, 1974’ten sonra hayalet şehre dönüştü.”
İşin gerçeği şu: Evet…
Bundan beş gün önce, 15 Temmuz 1974’te, Yunanistan’daki askerî cunta, Nikos Sampson aracılığıyla Cumhurbaşkanı Makarios’a darbe yaptı. Darbenin amacı, Kıbrıs’ı bağımsız bir devlet olarak yaşatmak değil, adayı Yunanistan’a bağlamaktı. Van Aalderen yazmış: Makarios bağımsız Kıbrıs’ın ilk cumhurbaşkanıydı…
Meslektaşım Maarten van Aalderen, Makarios’u bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı olarak tanıtıyor. Bu bilgi doğrudur. 1950’li yıllarda Rum toplumunun önemli bir kesimi, “Enosis”, yani Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasını savunuyordu. Bu hedef doğrultusunda kurulan EOKA örgütü, İngiliz yönetimine karşı silahlı mücadele başlatmıştı. Fakat 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti ile birlikte Makarios, zaman içinde farklı bir çizgiye yöneldi. Artık hedefi, Kıbrıs’ın ne Yunanistan’a bağlanması ne de Türkiye ile paylaşılmasıydı. Bağımsız bir Kıbrıs devleti istiyordu. İşte kırılma noktası da burada yaşandı. Van Aalderen yazısında bu darbeye yalnızca dolaylı biçimde değiniyor.
1974’ü değerlendirmek isteyen herkesin önce 15 Temmuz’u, 15 Temmuz’u anlayabilmek için de 1960’tan sonra yaşanan gelişmeleri bilmesi gerekir. Tarih, yalnızca sonuçları anlatarak değil, o sonuçlara götüren sebepleri de ortaya koyarak yazıldığında gerçek anlamına kavuşur. Van Aalderen yazmış: Kıbrıs sorunu 1974’ten sonra bugünkü hâlini aldı…
İşin gerçeği şu: Kıbrıs meselesini yalnızca 1974’ten başlatmak, yarım asırlık bir filmi son sahnesinden izlemek gibidir. Oysa adadaki acılar çok daha önce başladı. Ne var ki bu ortaklık uzun ömürlü olmadı. Gerilim giderek arttı.
O günlerde yaşanan vahşetin simgelerinden biri de, banyolarında öldürülen kadınlar ve çocuklar oldu. Bu fotoğraflar, aradan geçen onlarca yıla rağmen Kıbrıs Türklerinin hafızasından hiç silinmedi. Saldırılar yalnızca Lefkoşa ile sınırlı kalmadı. Oysa Van Aalderen yazısında bu döneme hemen hiç değinmiyor. Van Aalderen yazmış: “Rumlar Kuzey Kıbrıs’ı işgal edilmiş toprak olarak görüyor.” İşin gerçeği şu: Evet… Cumhurbaşkanı Makarios canını zor kurtararak adadan kaçtı. İşte Türkiye, beş gün sonra, 1960 Garanti Antlaşması’nın kendisine tanıdığı hakka dayanarak askerî harekât başlattığını açıkladı.
Rum tarafı ise aynı olaya farklı bakmaktadır. Aradan yarım asır geçti. İşte bu nedenle, Kıbrıs meselesini anlatan her gazeteci, yalnızca bir tarafın kullandığı kavramlarla yetinmemeli; diğer tarafın gerekçelerini de okuyucuya aktarmalıdır. Van Aalderen yazmış: “İki toplumun yeniden bir arada yaşaması kolay değil.” İşin gerçeği şu: Sınır kapılarının açılmasından sonra her gün binlerce kişi iki kesim arasında geçiş yapıyor. Bu tablo gösteriyor ki, siyasetin çözemediği birçok engel, insanlar arasında yavaş yavaş aşılmaya başlanmış durumda. Van Aalderen’in yazısında da buna ilişkin bazı örnekler yer alıyor. Bu, geleceğe dair umut veren bir gelişmedir. PEKİ ÇÖZÜM NEDİR? Bugün elli yılı aşkın süredir süren bu anlaşmazlığın kolay bir çözümü yok. Geçmişte yaşanan katliamlar, zorunlu göçler ve kayıplar, kim tarafından yapılmış olursa olsun, ortak bir vicdanla değerlendirilmelidir. VAN ALDEREN’E…
Sayın Maarten van Aalderen… Buraya kadar De Telegraaf’ta yer alan değerlendirmeleri tarihî belgeler ışığında ele almaya çalıştım. Şimdi ise, Kıbrıs tarihinin çoğu zaman eksik anlatılan bazı önemli dönüm noktalarını kronolojik olarak hatırlatmak istiyorum. Bugün, De Telegraaf’ta yayımlanan Kıbrıs dosyasında eksik kaldığını düşündüğüm bazı tarihî noktalara değindim. Ancak bunlar, Kıbrıs meselesinin yalnızca giriş sayfalarıdır. Asıl hikâye, 1963 ile 1974 yılları arasında yaşanan ve adanın kaderini değiştiren olaylarda gizlidir. Yarın, belgeler, tanıklıklar ve tarihî gelişmeler ışığında şu sorunun cevabını arayacağız: |
||
|
||
| Etiketler: 20, Temmuz, 1974’e, bakmak, yeterli, değildir., Çünkü, olaylar, o, gün, başlamadı., |
|
Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.








