|
||
| “FON YOLSUZLUĞU, SOYGUNUN NE KADAR UTANMAZCA OLABİLECEĞİNİ GÖSTERDİ” | ||
| “FON YOLSUZLUĞU, SOYGUNUN NE KADAR UTANMAZCA OLABİLECEĞİNİ GÖSTERDİ” | ||
| SİYASET Haberi | ||
![]() |
||
“DÖVİZİN İNİŞ ÇIKIŞINI EKONOMİ ZANNEDEN BİR ANLAYIŞLA YÖNETİLİNCE ÇİFTÇİ AÇLIKLA, SANAYİCİ TASFİYEYLE, ESNAF İSE YOKLUKLA SINANMAK ZORUNDA KALIYOR. TÜRK MİLLETİ SEÇİMDEN ÜÇ AY ÖNCE YAPILAN SEÇİM ZAMLARIYLA KANDIRILMAYACAK BU SEFER. HEM MAHKUM OLUP VİLLADA YAŞANAMAYACAĞINA GÖRE ABDULLAH ÖCALAN SERBEST BIRAKILMIŞTIR. GÜLİSTAN KOÇYİĞİT SAHTE HASSASİYETLERLE TÜRK MİLLETİNİ KANDIRAMAZ, ELLERİNDE TÜRK ASKERİNİN KANI VAR” Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Aydın’da düzenlenen basın toplantısında Türkiye’nin gündemini değerlendirdi ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Prof. Dr. Ümit Özdağ: “İlk manşeti veriyorum şimdi size. Ümit Özdağ, basın toplantısından sonra hastaneye gidip serum aldı. Evet, buradan çünkü hastaneye gideceğim ve serum alacağım. Çünkü iki günlük bir Aydın ziyaretimiz var. Üç gün Denizli'deydik ve Ege Bölgesi'nde çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Türkiye'nin her yerinde gördüğümüz ekonomik buhranın yıkıcı sonuçlarını Aydın'da da gördük. Dün Denizli'de çiftçinin nasıl büyük bir ızdırap içerisinde tükenmişliğe doğru yürüdüğü ifade edildi arkadaşlarımız tarafından. Ağustos'ta kesilmesi ve toplanması gereken üzümler toplanmamış arkadaşlar. Üzüm üreticisi üzümlerini satamıyor. İki sene önce 30 lira olan üzüme iki hafta önce 6 lira, dün de 4 lira fiyat verdiler. Peki, Aydın'da durum farklı mı? Hayır. Zeytin üreticisi isyanı yaşıyor ve zeytinlikler çok ucuz rakamlara el değiştirebilecek duruma gelmiş. Keza incir üreticisi masraflarını ödeyemez durumda. Tabii sadece çiftçi değil, aynı zamanda sanayici de ağır bir baskıyla karşı karşıya. Türkiye sanayisizleşiyor. Sanayi işçisi sayısı azalıyor. Sanayi küçülüyor. Tekstil sanayi geçen sene 360 bine yakın işçisini kaybetti. Fabrikalarımız Mısır'a taşınıyor. Fas'a, Cezayir'e, İtalya'ya ve İspanya'ya giden Türk tekstil fabrikaları var. Avrupa Birliği'nin Hindistan'la imzaladığı serbest bölge anlaşmasından sonra Hindistan'ın Avrupa piyasalarına girmesi, bizim için de Türk sanayisi için de ağır bir darbe oluşturmaya başladı. Öte yandan, Çin mallarına karşı Avrupa piyasasını korumak için çıkartılan Avrupa'nın 'Made in Europe' politikası, Türk sanayi ürünlerini de ağır şekilde vuruyor. Burada Ticaret Bakanlığının, Avrupa Birliği tarafından istenen çalışmaları yapmaması da Avrupalıların yaptığı rezillik dışında, Ticaret Bakanlığı’nın ev ödevini yapmaması Türk iş dünyasını çok zor durumda bırakıyor. “Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik buhranlarından birisini yaşıyoruz”
“Düşman ceza hukuku uygulamasından vazgeçin” Yapılması gerekenler çok açık ve basittir. Anayasal düzene geri dönüş istiyoruz. Evet, anayasa iktidar tarafından askıya alınmıştır. Normalde askeri darbe dönemlerinde anayasalar askıya alınır. Ama şimdi anayasa iktidar tarafından askıya alınmıştır. Neden böyle söylüyorum? Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmıyor da onun için. Anayasal düzene dönün. Anayasa'nın 10. maddesini uygulayın. Yani herkes yasalar önünde, siyasi görüşü, dini görüşü ne olursa olsun eşit olsun. Düşman ceza hukuku uygulamasından vazgeçin. Doğruysa, birkaç günden beri şöyle bir uygulama çıkmış: Gözaltına alınıyor, 'Ben ne yaptım?' diye soruyor. Yani, 'Beni niye gözaltına aldınız?' diye. Diyor ki 'TCK şu maddeden aldım.' ‘TCK'nın o maddesinden aldım da yani ben ne yaptım?’ ‘Onu da öğreneceksin. Biliyorsun zaten.’ Arkadaşlar, böyle bir şey olmaz. İnsanlar, bir suç kendilerine atfedildiğinde onun somut ne olduğunu bilmek zorundadır. Düşman ceza hukuku uygulamalarına son verin. Ve foncuları korumayın. İsimlerini bütün millet öğrensin. Muhalif birisini soruşturduğunuz zaman nasıl her şeyi yayınlıyorsunuz? Hani onunla ilgili her belge açıklanıyor. Açıklanmaması gereken şeyler bile açıklanıyor. Evine sabah kamerayla girip karısını gecelikle çekip onu yayınlıyorsunuz ya! Ama foncuların birisini polis kameraları bize göstermedi gözaltına alınırken. Bu ülkede iki tane halk mı var? İktidar halkına ayrı yasalar, muhalefet halkına ayrı yasalar? Evet, Gelinen noktada ekonomiyi düzeltemeyeceğine inanan iktidar da anlaşılan seçimleri kazanmak için iki şeye umut bağlıyor. Ne yapıp yapıp siyasi tavizlerle dış borç verip 2024 ya 2027 veya 2028 bütçesine sosyal yardımlar için büyük para koymak, emekli maaşlarını üç ay iyi hissedecek şekilde artırmak, bir de DEM’in istediği değişiklikleri yaparak anayasada, yani Anayasa'nın 42. ve 66. maddelerini değiştirip anayasadan Türklüğü çıkartıp Türkçe eğitimin önünü açıp oradan alacakları oyla seçimi tekrar kazanmak. Türk milleti buna müsaade etmeyecek. Türk milleti, seçimden üç ay önce yapılan seçim zamlarıyla kandırılmayacak bu sefer. Türk milletini korkutup yıldırmak için yapılan bu baskıların hesabını milletimiz sandık başında, düdüğü lehimlenmiş düdüklü tencere gibi patlayarak soracak.” Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın “Kuşadası Belediyesi’ne rüşvet operasyonu kapsamında Yeni Parti Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın kızı Avukat Ezgi Tezcan Yaşar ve damadı Avukat Umut Yaşar iki aydır İngiltere’de firari durumunda. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?” sorusuna verdiği yanıt: “Bir şey düşünmüyorum. Hiç aklıma bile gelmedi. Şimdi desem ki olması gereken, adalete teslim olmaları. Gitsinler, ifade versinler. Öte yandan, adaletin olmadığını kendimiz söylüyoruz. Evet, nedense hiçbir iktidar yanlısı belediyede operasyon yapılmıyor. Ben CHP'li veya Yeni Partili belediyelerde yolsuzluk olduğunu ya da olmadığını söylemiyorum. Oluyordur veya olmuyordur, bilmiyorum. Ama sadece muhalefette yolsuzluk olacak ve iktidar belediyeleri ise pirüpak olacak. Buna kimse inanmıyor. Onun için bu tür tek taraflı yapılan operasyonların millet vicdanında karşılığı yok. Kişiler üzerinden meseleyi ele almaya da gerek yok.” Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın “Erzincan İliç’teki maden faciası öncesinde partinizin bölgeye yönelik yoğun çalışmaları kamuoyunun gündemine gelmişti. Aydın’ın Germencik ilçesinde de özellikle jeotermal enerji santralleri ve jeotermal kuyularla ilgili üreticilerin şikâyetleri bulunuyor. Partinizin bu konudaki politikası nedir? Görüşleriniz nedir?” sorusuna verdiği yanıt: “İliç'ten Germencik'e nasıl geldin ya? Bravo, bravo. Germencik'e de gidecek arkadaşlarımız. Özcan Pehlivanoğlu, Genel Başkan Yardımcımız, muhakkak ziyaret edecektir. Mahmut Karaaslan yine Ege Bölgesi'nde çalışmaları sürdürüyor. Onlar da üretici arkadaşlarımızı ziyaret edecekler.” Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın “Cumhurbaşkanlığı seçimi için seçim stratejiniz belli mi?” sorusuna verdiği yanıt: “Çok zor bir soru sordunuz. Açıklarsak adamı tutuklarlar. Geçici olarak size açıklayalım, sizi tutukladıktan sonra gerçek adayımızı çıkartırız. Ne dersiniz?”
“Şimdi öncelikle şunu biliyorum: Yeni Parti genel başkan yardımcıları, genel başkan değil ama genel başkan yardımcıları, fondakilerin listesinin kendilerinde olduğunu açıkladılar. Biz de öyle öğrendik. Sonra ben bir başka partinin genel başkan yardımcısıyla sohbet ederken dedi ki 'Hocam, bizde de var listeler. Bizim genel başkan da zamanı gelince açıklayacak.' dedi. Bizde yok, bak, söyleyeyim. Bizde yok. İktidarın neden açıklamadığını anlıyorum. Ama Sayın Özgür Özel'in neden açıklamadığını anlamıyorum. Onun için Özgür Bey'e sesleniyorum. Diyorum ki, Özgür Bey, siz açıklamayacaksanız bize verin, biz açıklarız. Bu ikinci çağrım. Aksi takdirde hem 'Bunlar bizde var.' deyip hem de iktidara 'Sen açıkla.' diyorsanız orada başka bir pazarlık var demektir. Millet böyle pazarlıklar istemiyor. Neyin pazarlığını yapıyorsunuz? Açık açık söyleyin millete. Deyin ki 'Biz bunu açıklamayacağız. Bunun karşılığında şunu alıyoruz.' ‘Yok, böyle bir şey.’ Yoksa bir şey almıyorsanız, bir pazarlık yapmıyorsanız açıklayın. Evet, bu ikinci çağrım Özgür Bey'e. Neden açıklamıyor? Henüz anlamış değiliz. O da mı unutulmasını istiyor acaba? Benim elimde olsaydı ben hemen açıklardım. Belki de verenler, onun için vermiyorlar bize. Bunlar hemen diyorlar.” Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın “Geçtiğimiz günlerde Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılma sürecine girdiğimizi söylemiştiniz. Bu konuyu tekrar değerlendirir misiniz?” sorusuna verdiği yanıt: “Bunu tekrar değerlendirecek bir şey yok hanımefendi. Serbest kalmıştır Abdullah Öcalan. Bir mahkum hapishanede olur. Öcalan nerede? Villada. Bir mahkumun statüsü bellidir, komisyon üyesi olamaz. Öcalan komisyon üyesidir. Hem komisyon üyesi hem mahkum olunamayacağına, hem mahkum olup villada yaşanamayacağına göre Abdullah Öcalan serbest bırakılmıştır. Türk milleti bunun farkına varmak durumundadır artık. Zannediyorlar ki İmralı'da olunca serbest kalmadı. Hayır, İmralı'da artık Öcalan kendisine tahsis edilmiş adada siyasi çalışmalarını yürütüyormuş. Yine açıkladılar saraydan. Hukukçular önümüzdeki günlerde de görüşmelere başlayacakmış. Dünyanın değişik yerlerinden gazeteciler gelecek, onlarla görüşecekmiş. Doğru mu? Doğru.” Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın “Son dönemde Türkiye ile Azerbaycan arasında karşılıklı açıklamalar üzerinden bir gerginlik yaşandı. Siz bu konuda neler söyleyeceksiniz?” sorusuna verdiği yanıt: “Azerbaycan'la olan ilişkilerimiz başka bir ülkeyle karşılaştırılabilecek ilişkiler değildir. Üzerinde hassasiyetle durulmalı. Türkiye'den bazı sorumsuz açıklamalar yapıldı, resmi gayriresmi iktidar trolleri ve kardeş Azerbaycan aşağılanmaya çalışıldı. Biz de buna Zafer Partisi olarak ağır bir tepki verdik ve bu tür ikili ilişkileri bozmaya yönelik girişimlerin Türkiye'nin menfaatine olmadığını, ancak Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin mükemmel olmasından rahatsız olan İsrail'in, İran'ın, Rusya'nın, Suudi Arabistan'ın bundan memnunluk duyabileceğini ifade ettik. En son Erdoğan ile İlham Aliyev arasında bir telefon görüşmesi oldu. Bu telefon görüşmesinin Erdoğan tarafından aranılarak başlatıldığını duyduk doğruysa eğer ve doğru olduğunu düşünüyoruz. İlişkilerde yapıcı olmak Türkiye'ye yakışan bir şeydir ve doğrusunu yapmıştır Erdoğan telefon ederek. Ayın 29'unda Ankara'da yapılacak toplantıda İlham Aliyev'in muhakkak bulunmasının bu krizin aşılmasında önemli bir faktör olduğu açıktır.” Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın “Tunceli’den Söke’ye bir komando tugayının sevk edildiği belirtiliyor. Bu sevkiyatın Yunanistan’la Ege’de yaşanabilecek olası bir gerilime karşı caydırıcılık amacı taşıdığı değerlendiriliyor. Bu gelişmeyi nasıl yorumluyorsunuz?” sorusuna verdiği yanıt: “Evet, Tunceli'den Ege'de Yunanistan'la çıkacak bir çatışmada caydırıcı olması için en deneyimli komando birliklerimizden birisi getirildi. Bu, Yunanistan'ın Ege'de hangi maceralara girebileceğinin bir göstergesidir. Ama burada dikkatli de olmak zorundayız. Ege'de biliyorsunuz, 1987'de bir kriz çıkmıştı ve 85-86'da komandolar PKK'yı yok olma noktasına getirmişlerdi. Kriz çıkınca o sene komando birliklerimiz Güneydoğu'ya yazın yollanmadılar, Ege Denizi'ne yollandılar, Ege illerine yollandılar. O, PKK'nın dirilmesi için bir fırsat oldu o sene. Şimdi burada ölçülü davranmak lazım. PKK silah bırakmadı. PKK'nın Türkiye içerisine, PKK'nın üç ile sızdığına dair bilgi var. Eylem arayışı içerisinde olduğuna dair bilgiler geliyor. Ve hal böyleyken 'Aman, her şey yolunda gidiyor. PKK'ya tavizleri veriyoruz, istediklerini yapıyoruz. Onlar da bir şey yapmazlar. Artık uyuşturucu satmıyorlar, lolipop satıyorlar. Silahlarını verdiler, ellerine su tabancası aldılar.' Böyle bir şey yok arkadaşlar. Terör örgütü, terör örgütü olmaya ve terörünü yapmaya devam ediyor. Silahlarını vermiyor. 'Biz silahlarımızı vermeyiz. Kürdistan'ın diğer bölgelerindeki halkımızın öz savunma birliklerine teslim edeceğiz.' diyorlar. Yani PKK, PKK'ya teslim edecekmiş. Durum bu. Buna rağmen iktidar, sanki PKK silah bırakıyormuş, kendisini dağıtıyormuş gibi Türk halkına gerçekle ilgisi olmayan bilgiler veriyor. Aynen 'Suriyeliler geri dönecekler.' demişlerdi. Bakın, 6 Haziran 2026'da Türkiye'nin Şam Büyükelçisi, 'Türkiye'de 2,3 milyon Suriyeli kaldı. Artık onları almayacağız, Türkiye'ye entegre edeceğiz. Türkiye'de kalacaklar.' diye açıklama yaptı. Zafer Partisi'nin yıllardan beri gündeme getirdiği konuda haklı çıktığını gördünüz mü? Daha şimdiye kadar ne kadarına, kaç yüz bin Suriyeliye, belki milyon Suriyeliye vatandaşlık verdikten sonra şimdi '2 milyon 300 bin kaldı, onlara da veriyoruz.' diyorlar. Oysa rakamın daha yüksek olma ihtimali çok yüksek. Çünkü 2025'te Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda okuyan Suriyeli sayısı 777 bin 444'tü. Bunların bir annesi, bir babası olsa zaten 2 milyon 300 binden fazla oluyor arkadaşlar.” Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın “DEM Parti Kars Milletvekili Gülistan Koçyiğit geçen hafta, 'Suudi Arabistan'ın çıkarları için Yemen'e Türk gençlerini göndermeyin, onları oralarda öldürmeyin.' şeklinde bir açıklamada bulundu. Bu konudaki görüşleriniz?” sorusuna verdiği yanıt: “Bir görüşüm yok, gerek de yok değerlendirmeye. Sağ olun. Dem şöyle mi dedi? 'Bırakın Mehmetçikleri burada PKK saldırsın mı?' dedi? Ekledi, böyle mi ekledi? Bırak Allah aşkına. Bu insanların bu tür provokasyonlarından bıktık yıllardan, on yıllardan beri. Samimiyetsizliklerinden bıktık. Ellerinde Türk askerinin kanı vardır bu siyasi yapıların. 'Arkamızda PKK terör örgütü var.' diye siyaset yapmadılar mı? Şimdi sahte hassasiyetlerle bizi de kandıramazlar, Türk milletini de kandıramazlar.” Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın seçim ittifakına ilişkin sorulan soruya verdiği yanıt: “Biz Atatürk'te birleşelim diyoruz. Bunun dışında bir çözüm de görmüyoruz. Atatürk Cumhuriyeti'nden taviz vermeyen bütün vatanseverleri, Atatürkçüleri, Türk milliyetçileri bir seçim ittifakında bir araya gelmeliyiz. Bu kadar. Bunun detayları ancak seçim sath-ı mailine girince konuşulur.” |
||
|
||
| Etiketler: “FON, YOLSUZLUĞU,, SOYGUNUN, NE, KADAR, UTANMAZCA, OLABİLECEĞİNİ, GÖSTERDİ”, |
|
Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.








