301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Haber Detayı
04 Ekim 2026 - Pazar 19:09
 
“BİZ TÜRKİYE'NİN ORTA DOĞU OLMASINI KABUL ETMİYORUZ”
“BİZ TÜRKİYE'NİN ORTA DOĞU OLMASINI KABUL ETMİYORUZ”
SİYASET Haberi


“TÜRK MİLLETİ DAHA FAZLA SIĞINMACI VE KAÇAKLARIN YÜKÜNÜ TAŞIMAMALI. SINIRLARDA VE SOKAKLARDA DEVLETİN HÂKİM OLDUĞU BİR TÜRKİYE SÖZÜ VERİYORUZ. TÜRKİYE'Yİ KURŞUN GEÇİRMEZ OKUL ÇANTASI ÜRETECEK NOKTAYA GETİRDİLER”

Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Adana’da düzenlenen “Atatürk’ün Kızları Buluşuyor” programında Türk kadınlarına seslendi.

Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Zafer Partisi bundan beş sene önce kuruldu. Ve beş sene önce kurulduğu zaman, 2021 yılında Türkiye'de 13 milyon sığınmacı ve kaçak vardı. Bu 13 milyon sığınmacı ve kaçağı sizler çocuklarınızın kursağından kestiğiniz paralarla besliyordunuz. Bunların 5 milyonu kayıtlı Suriyeli sığınmacıydı. 2 milyonu kayıtsız kaçaktı. 2 milyon Afgan. 2 milyon Afrikalı. Sayı 11 milyona yükseliyordu. Ve dünyanın 165 ülkesinden, Bangladeş'ten Fas'a kadar gelenlerle de sayı 13 milyonu buluyordu. Biz Türkiye'de 5 milyon kayıtlı, 2 milyon kayıtsız, 7 milyon Suriyeli var derken, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü resmi rakam, Türkiye'de 3 milyon 700 bin Suriyeli var diyordu. Geçtiğimiz ay Türkiye'nin Şam Büyükelçisi, 2011 sonrasında Türkiye'ye 15 milyon Suriyelinin gelip geçtiğini ve en yüksek noktaya çıktığında Türkiye'de 6 milyon Suriyeli olduğunu söyledi. Böylece Türk milletine yıllarca resmi rakamlarla yalan söylendiği ortaya çıktı.

Şimdi biz sığınmacılar ve kaçaklar vatanlarına dönsün dediğimiz zaman, dediler ki, 'Siz bunları ateşin içerisine mi atmak istiyorsunuz? Suriye'de iç savaş devam ederken nasıl geri yollarız bunları?' İç savaş bitti. Suriyeliler hâlâ burada. Diyorlar ki 2 milyon 300 bin kaldı Türkiye'de ve Şam Büyükelçisi 6 Haziran'da açıklama yaptı. ‘Artık geri dönüş olmayacak, bunları entegre edeceğiz.’ Yani vatandaşlık verecekler. Entegre edeceğiz demek bu. Bir ay sonra İçişleri Bakanı açıklama yaptı. Suriyelilerin geri dönüşü istenmiyor, dedi. Kim istemiyor? Neden istenmiyormuş? Kime sordunuz? Bunun cevabı yok. Tabii 2 milyon 300 bin rakamı acaba doğru mu? İçişleri Bakanlığı, 2 milyon 300 bin Suriyeli vatanına döndü diyor. Bak, Türkiye'de diyor, şu anda diğerleri döndüler diyor. Nereden döndüler? 6 milyondan 2 milyon 300 bin mi kaldı? Yoksa 3 milyon 700 binden mi?

Peki gerçekten 2 milyon 300 bin mi kaldı? Bakıyoruz, 2025 yılında Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığı'nın resmi verilerine göre ilkokul, ortaokul, lise ve üniversitede okuyan 777 bin 444 tane Suriyeli öğrenci var. Şimdi kendinize sorun, sevgili Adanalılar. 777 bin Suriyeli Türkiye'de öğrenci ise toplam Suriyeli sayısının 2 milyon 300 bin olması mümkün olabilir mi? Her birisinin bir tane annesi, bir tane babası olsa sayı zaten 2 milyon 300 bini aşıyor. Yine doğru söylemiyorlar. Geri yollayacağız dediler. Yollamadılar. Şimdi kalacaklar, entegre olacaklar. Yani vatandaşlık verecekler. Peki bedeli ne bize? Şu ana kadar 144 milyar dolar harcadık. Siz harcadınız. Hani foncular 20 milyar dolar çaldılar diye kızıyoruz ya, 144 milyar 20 milyardan yedi kat daha büyük. Üstelik seçimler yaklaşıyor. Anketler yayınlanıyor. Bu parti şu kadar alacak, bu parti bu kadar alacak diye. Seçimlere kadar entegre edeceğiz deyip vatandaşlık verirlerse bu anket sonuçları kökten değişmez mi arkadaşlar? Biz geçen seçimlerden önce de uyarmamış mıydık? Bakın, verdikleri rakamlar doğru değil. Daha fazla vatandaşlık verdiler, söylediklerinden. Gelin bu seçimlerde bir yasa değişikliği yapalım. Vatandaşlık aldıktan sonra 10 sene Türkiye'de kalmamış olan kişi oy kullanamasın diye. O zaman kendilerine muhalefet diyen hiçbir parti bize destek olmadı. Yasa değişikliği teklifimizi desteklemedi. Şimdi İçişleri Bakanı geri dönmeleri istenmiyor diyor. Hiçbir bakanlıktan, hiçbir partiden ses yok. Şam Büyükelçisi geri dönmeyecekler, entegre edeceğiz diyor. Yine Zafer Partisi dışında hiçbir partiden ses yok.

Hanımlar, içinizde altı çocuğu olan var mı? Yok. Beş çocuğu olan var mı? Bak, salonda bir tane beş çocuk babası var. Dört çocuğu olan var mı hanımlar? Dört. Gördünüz mü arkadaşlar? Eğer bu toplantıyı Suriyelilerle yapmış olsaydım, altı çocuk dediğimde salonun yüzde doksanı el kaldıracaktı. Bu matematik. Ve artık Türkiye, sığınmacı ve kaçakların vatanlarına dönmesinin zamanının geldiğini konuşmak zorunda. Bu yükü daha fazla Türk milleti taşıyamaz ve taşımamalı. Ve bu sadece bir ekonomik mesele değil. Demokratik değişim meselesi değil. Aynı zamanda bir güvenlik meselesi. Dünyanın dört bir yanından bu ülkeye kaçak olarak gelen insanların bu ülkenin sokaklarını, meydanlarını nasıl güvensiz hale getirdiğini yaşayarak görüyoruz. Adana'da da İstanbul'da da Ankara'da da Türkiye'nin her yerinde insanların, bırakın kadınların, erkeklerin girmekten çekindiği bölgeler oluştu. Neden İstanbul'da bir Türk kadın tek başına belirli bir saatte metroya binmekten, otobüse binmekten, metrobüsle seyahat etmekten korksun? Neden bir genç üniversite öğrencisi metrodan çıktıktan sonra 400 metre ilerideki yurduna yürürken kalbi korkuyla atsın da annesini, babasını telefonla aramak zorunda kalsın?

Tanınmış bir gazeteci arkadaşla konuşuyoruz. Dedi ki, kızım şu üniversiteden mezun oldu. Sonra Avrupa'da şu başkentte yüksek lisans, şu başkentte de doktora yaptı, dedi. Bu başkentteyken de aramadım, endişe etmedim. Öbüründe de doktorasını yaparken endişe etmedim. Ama dedi, İstanbul'a gelip sokağa çıkınca telefon ediyorum, 'Kızım, neredesin?' diye soruyorum. Arkadaşlar, biz sınırlarda devletin hâkim olduğu, sokaklarda devletin hâkim olduğu, polisin, jandarmanın hâkim olduğu, kadın erkek bütün vatandaşların kendilerini güvende htiği, çetelerin bel kemiğinin kırıldığı, baronların hapishanelerde süründüğü bir Türkiye sözü veriyoruz size. Ve biz gençlerin güven içerisinde olduğu, anne babaların çocuklarını okula korkmadan yollayacakları bir Türkiye'nin mümkün olduğunu biliyoruz ve böyle bir Türkiye'yi de inşa etmek için sizlerin desteğini bekliyoruz.

Şimdi sosyal medyada bir reklam dolaşmaya başladı. Bir okul çantası reklamı. Kurşun geçirmez okul çantası. İlkokul ve ortaokul çocukları için kurşun geçirmez sırt çantası. Bu noktaya getirdiler Türkiye'yi. İnsanları bu ölçüde korku içerisine girmeye sevk ettiler. Arkadaşlar, bu ülke hiçbir anlamda iyi yönetilmiyor. Erkekler için de iyi yönetilmiyor, kadınlar için de iyi yönetilmiyor.

Bakın, bu ülkede 4 milyon uyuşturucu bağımlısı, 2 milyon sanal kumar bağımlısı var. Genç bir akademisyen arkadaşım vardı. Çok da başarılı, birkaç dil biliyor. Ama kumara olan bağımlılığı onu bir felakete sürükledi. Bir gün yanıma geldi. İçeriye girince dedim, 'Sen eroine mi başladın, uyuşturucuya mı başladın?' 'Yok hocam.' dedi. Aynı etkiyi yapıyormuş. Fiziksel olarak aynı yıkıntıyı yaratıyormuş kumar bağımlılığı da. Geçtiğimiz günlerde aile içi şiddet komisyonumuz var. O komisyonun başkanı bir arkadaşla birlikte beni ziyarete geldiler. Ankara'da bir aile, iki çocuklarından birisini evlendiriyor ve adam diyor ki, 'Hanım, senin altınları satalım, çocuğa bir ev alalım.' Olur diyor, altınları alıyorlar. Ankara'da Anafartalar’da kuyumcuya giriyorlar. Kuyumcu altınları alıyor, diyor ki, 'Bunlar sahte.' Kadın da şok, adam da şok. 'Nasıl sahte olur ya?' diyor. Hemen polise gidiyorlar. Polis araştırma yapıyor. Eve aileden başka giren kimse yok. Küçük oğlandan şüpheleniyorlar. Küçük oğlan babasıyla kavga ediyor, evden ayrılıyor. Ertesi hafta anne, bir akraba eve geldiği zaman akrabaya diyor ki kadına, 'Ya bu kolundaki,' diyor, 'iki tane altın bileziği bana ver. Gelecek hafta ben sana üç tane vereceğim.' Meğer ev hanımı kumar oynuyormuş arkadaşlar. Altınları kadın satmış ve oğlunun suçlanmasına izin vermiş. Bağımlılık böyle bir şey arkadaşlar.

İki milyon kumar, dört milyon uyuşturucu bağımlısı var. Biz Tertemiz Türkiye Projesi'yle bu bağımlılığı Anadolu'dan sileceğiz. Ve uyuşturucu bağımlısı anne babalarına ve annelerine şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Çocuklarınızı sağlıklı olarak size vereceğiz. Çünkü tedaviyi zorunlu hale getireceğiz. Uyuşturucu ve kumar bağımlıları zorunlu tedavi süreci içerisine alınacaklar. Adana'da hepiniz seyrettiniz. Bir emekli polis oğlunu altı defa vurarak öldürdü. Doğru değil mi arkadaşlar? Gördünüz mü? Bak, bir el ateş etmedi ya. Altı el ateş etti. Silah kullanmayı bilen birisi. Bunu yapan polis. Bu bir bireysel trajedi değil. Bu bir toplumsal trajedi. Ama Zafer Partisi dışında, nasıl sığınmacılar konusunda sadece Zafer Partisi'nin politikası varsa, uyuşturucu ve sanal kumarla mücadele ve kökten kazıma konusunda da Zafer Partisi dışında hiçbir partinin politikası yok.

Değerli arkadaşlar, sınırlar güvenli olunca Türkiye tekrar eskiden olduğu gibi Orta Doğu ile Avrupa arasında köprü haline gelecek. Ben Gaziantepliyim. Ama hep anlatırım. Bir gün Gaziantep'e konferansa gidiyorum. Davet eden arkadaşlar kendi aralarında konuşmuşlar ya. 'Hocaya yer ayırttınız mı otelde?' diye. Birilerine demişler ya, 'Hoca Antepli, burada akrabalarında kalır.' Öbürlerine demişler ki, 'Nereden çıkarttınız? Hoca Kayserili. Adam ortada kalacak. Buna bir otelde yer bulalım.' Tartışmışlar, Kayserili ve Antepli diye karar verememişler. Benim sekreterimi aramışlar. Demişler ki, 'Ya biz karar veremedik, hoca Antepli mi? Yoksa Kayserili mi?' Sekreterim 'Nereden çıkardınız? Hoca Adanalı ya.' demiş. İndim, herkes gülüyor, 'Hocam, biz sizin Adanalı olduğunuzu bilmiyorduk.' dediler. ‘Vallahi ben de bilmiyordum.’ dedim. Sonra dönünce sordum sekreterime. Dedim ki, 'Serpil kızım, sen benim Adanalı olduğumu nereden çıkardın?' dedim. 'Bana hep Adanalı gibi geldiniz.' dedi. Ben de Adanalılar gibi kitabın ortasından konuşuyorum arkadaşlar. Onun için kendimi Adanalı da kabul ediyorum.

Tabii bu partinin politikalarına da yansıyor. Yani biz hiçbir şeyi böyle yumuşak, köşesiz söylemiyoruz. Diyoruz ki, Gazi Mustafa Kemal Atatürk bizim kırmızı çizgimizdir, taviz vermeyiz. Atatürk'e ihanet eden Türk milletine ihanet etmiştir. Türk devletine ihanet etmiştir. Gereken cevabı verdik, vermeye devam edeceğiz. Ve biraz önce dedim ki, ben Gaziantepliyim. Arkadaşlar, eskiden Orta Doğu Gaziantep'te biterdi. Şanlıurfa'da biterdi. Hatta birçok Arap memleketinin insanı Şam'a geldiği zaman kendisini Avrupa'ya gelmiş sayardı. Şimdi Orta Doğu Edirne'ye doğru ilerliyor. Şimdi Orta Doğu Adana'da. Şimdi Orta Doğu Konya'da. Orta Doğu Isparta'da. Biz Türkiye'nin Orta Doğu olmasını kabul etmiyoruz. Ve Türk kadınının Atatürk devrimleriyle erişmiş olduğu özgürlüklerin elinden alınmasına da izin vermeyeceğiz. Aksine bunların gelişmesini sağlayacağız.

Kadın, Çocuk ve Aileden Sorumlu Başkanımız Suzan Hanım kadın cinayetlerinden bahsetti. Evet, gerçekten korkutucu ölçüde kadın cinayetlerinin arttığını görüyoruz. Kadına yönelik şiddetin arttığını görüyoruz. Şiddet övgüsünün arttığını görüyoruz. Silahlanmanın, bireysel silahlanmanın arttığını görüyoruz. Çünkü televizyonlar, diziler aracılığıyla kontrolsüz bir şekilde şiddeti, hedonist, zevkçi bir hayatı, çalışmadan zengin olanları, şiddet uygulamasıyla sonuç alan ama başlarına hiç hukuki bir yaptırım gelmeyen mafyaları övgülerini gösteriyor. Korkunç bir ekonomik buhran halkın yüzde doksanını fakirleştirirken yüzde on ise bu ülkenin zenginliklerini haksız bir şekilde sömürüyor.

16 bin lira dul maaşı alan bir kadın beni Ankara'da meyve sebze halinde, Ulus'ta durdurdu. Dedi ki, 'Ben 16 bin lirayla geçiniyorum. Eşim vefat etti ve ben kanser hastasıyım. Bana ne yapacağımı söyleyin.' Benden önce bu kadına ne yapacağını söylemesi gerekenler fon oynayıp fon manipülasyonu yapıp bu ülkenin zenginliklerini çalanlar. 'Biz garip gurebanın partisiyiz.' diyorsunuz ya. Hadi bu garip gurebaya söyleyin bakayım ne yapacak. 12 milyar dolar yurt dışında gayrimenkul satın almaya gitmiş arkadaşlar. Fabrikalarımız yurt dışına kaçıyor. Dünyanın en fazla faizini ödeyerek para bulan ülkelerden birisiydik. Şimdi bu açgözlü çetenin yapmış olduğu manipülasyonlardan dolayı Türkiye'nin dışarıdan borçlanmasının faizi daha da yükselecek.

Böyle bir ortamda şiddet ve kadına yönelik şiddet de artıyor. Fakat ilginç şeyler de oluyor. Buradan çıktınız, yolda evinize gidiyorsunuz. Bu konuşmayı da dinlediniz. Baktınız, adamın birisi eşini, kız arkadaşını veya kızını dövüyor. Elinde bıçak var. Müdahale eder misiniz? Bak, 'Kaçarız.' dedi. Doğru söylüyor. Çünkü yasalar öyle ki müdahale edip kurtarmak için araya girseniz ve o bıçak kullanan adama bir şey olsa hapse gireceksiniz. Yani sokakta gidip sadece bir insanı kurtarmak için müdahale ediyorsunuz ve özgürlüğünüzden mahrum oluyorsunuz. Örnek mi? Eskişehir'deki Afgan saldırganı durdurmak isterken Afgan'ın ölümüyle sonuçlanan olayda içeriye giren genç Eskişehirli. Ya da Konya'da parkta dayak yiyen kadını kurtarmak için müdahale eden gencin başına gelen. Arkadaşlar, işin doğrusu polis bile silah kullanmaya çekiniyor. Bak, polis bile silah kullanmaya çekiniyor. Özetle, bu hukuksal sistemin değişmesi gerekiyor.

Ortaokul ve lisede eğitim müfredatı içerisine şiddete yönelik bilinçlendirici eğitimin alınması gerekiyor. Ve bu konuda cezaların arttırılması, boşanma davalarının uzadıkça şiddet potansiyeli yükseliyor. Altı ayda sonuçlandıracak şekilde mahkemeler tarafından düzenlenmesi gerekiyor. Bütün bunlar bizim kadın programımızın parçaları. Eğer uzaklaştırma emrine karşı çıkarsa, elektronik kilide karşı çıkarsa, para cezası değil hapis cezası uygulamasının gündeme getirilmesi bizim önerdiğimiz yasal değişikliğin bir parçası olmak durumunda. Özetle, bir zihniyet değişimine ihtiyaç var.

Çok değerli Adanalılar, çok değerli hanımefendiler, bu mücadeleyi birlikte gerçekleştireceğiz. Zafer Partisi, Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi Adana'da da güçlü hamlelerle ilerlemeye devam ediyor. Teşkilatlarımız güçleniyor, üye sayımız artıyor ve Zafer Partisi kadroları sahada vatandaşa Zafer Partisi'nin değişik konulardaki politikalarını güçlü bir şekilde anlatıyorlar. Ben de arkadaşlarımla birlikte sürekli yollardayım. Türkiye'yi dolaşıyorum, dolaşmaya devam edeceğim. Televizyonların koymuş olduğu ambargoyu vatandaşla yüz yüze gelerek, konuşarak, esnaf ziyaretleri, fabrika ziyaretleri, tarla ziyaretleri yaparak aşıyoruz, telafi ediyoruz ve Zafer Partisi'nin duruşu, Türkiye'nin birliği, millî, üniter, laik Atatürk Cumhuriyeti'nin devamı için herkese güvence veriyor. Biz bunun farkındayız. Vatandaş biliyor ki Zafer Partisi Cumhuriyet'in kuruluş ilkelerinden, İstiklal Harbi'nin felsefesinden taviz vermez, verilmesine de izin vermez. Sizleri de bu mücadelede partimize destek olmaya, bu mücadeleyi Türk milletinin zaferine birlikte götürmeye davet ediyorum ve inşallah bunu gerçekleştireceğiz.”

Nazif Okumuş

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: “BİZ, TÜRKİYE'NİN, ORTA, DOĞU, OLMASINI, KABUL, ETMİYORUZ”,
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Adana

Güncelleme: 06.07.2022
İmsak
Sabah
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı