301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
18 Şubat 2026 - Çarşamba 17:12 Bu yazı 27 kez okundu
 
PAZARCILAR NEDEN DENETLENMİYOR?
Yumoş-Minik TEKBAŞ
adanadoruk01@gmail.com
 
 

Emeğin Gölgesinde Nezaket Krizi: Semt Pazarlarında Denetim ve Davranış Sorunu, olaylara gebe kalıyor. 
Türkiye’de semt pazarları, sadece bir alışveriş noktası değil; mahalle kültürünün, taze gıdaya erişimin ve toplumsal etkileşimin merkezidir. Ancak son yıllarda bu geleneksel yapı, ciddi bir tezatla karşı karşıya: Bir yanda şafak vakti başlayan insanüstü bir emek, diğer yanda ise müşteriye yönelen ve tahammül sınırlarını zorlayan nezaketsizlik.
Zorlu Mesai, Haklı Gerekçe Mi?
Pazarcılık mesleği, dışarıdan bakıldığında sadece ürün satışı gibi görünse de arka planında büyük bir fiziksel direnç barındırır. Gece yarısı halden başlayan mal alım süreci, kışın dondurucu ayazında, yazın ise kavurucu sıcakta meyve ve sebze kasalarını kamyonlara  yükleyip boşaltmakla devam eder. Saatlerce ayakta duran, uykusuzlukla ve ağır yüklerle mücadele eden bir esnaf profilinden bahsediyoruz. Bu ağır şartların insan psikolojisi üzerinde gerginlik yaratması kaçınılmaz bir gerçektir.
Ancak burada temel bir ayrım yapmak gerekir: Zor şartlar altında çalışmak bir fedakarlıktır, ancak bu fedekarlık müşteriye saygısızlık etme hakkını doğurmaz.
En zor meslek ise, güneşin kavurucu sıcaklığı altında toprakla uğraşmak, inşaat sektöründe çalışmak, daha da zor mesleklerler var. 


Denetim Boşluğu ve "Ben Yaptım Oldu" Kültürü
Pazarlardaki en büyük sorunlardan biri, denetimlerin sadece kağıt üzerinde veya belirli fiziksel kurallarla (çizgi ihlali, işgaliye vb.) sınırlı kalmasıdır. Esnafın müşteriyle kurduğu iletişimin kalitesi, satış etiği ve üslubu genellikle bir denetim kriteri olarak görülmemektedir. Bu denetimsizlik, bazı pazarcılarda "Buranın kralı benim" algısını oluşturmakta; sonuç olarak müşteriyi azarlayan, seçme hakkına müdahale eden, hatta eleştiri karşısında agresifleşen bir tutum ortaya çıkmaktadır.
Müşterinin sadece ürün değil, aynı zamanda bir hizmet satın aldığı gerçeği unutulmaktadır. Alaycı tavırlar, "beğenmiyorsan alma" kestirip atmaları veya poşetin altına çürük ürün koyma gibi pratikler, pazarcılık mesleğinin saygınlığına en büyük darbeyi yine kendi içinden vurmaktadır.


Çözüm Yolu: Eğitim ve Etkin Denetim
Pazarlardaki bu "gergin" atmosferi dağıtmak için iki aşamalı bir yol izlenmelidir:
1.Belediye ve Oda Denetimleri: Zabıta ekipleri sadece etiket kontrolü yapmamalı, aynı zamanda halkla ilişkiler ve davranış modelleri konusunda da aktif gözlemci olmalıdır. Sürekli şikayet alan tezgahlar için caydırıcı yaptırımlar (yer değişikliği, geçici kapatma vb.) uygulanmalıdır.


2.Mesleki Eğitim: Pazarcılar Odası, üyelerine stres yönetimi ve müşteri iletişimi üzerine eğitimler vermelidir. Zor şartların öfkeye değil, profesyonelliğe dönüştürülmesi hedeflenmelidir.

Sonuç
Pazar esnafı, soframıza gelen taze gıdanın isimsiz kahramanıdır; buna şüphe yok. Ancak kahramanlık, sadece yük taşımakla değil, o yükü alana güler yüzle teslim etmekle tamamlanır. Tüketici, ödediği ücretin karşılığında sadece taze sebze değil, insani bir nezaket de talep etmektedir. Denetimlerin sıkılaştırılması ve esnafın "müşteri velinimettir" düsturunu yeniden hatırlaması, semt pazarlarının o eski, samimi havasını korumanın tek yolu saygı şarttır. 

BU YAZI NEDEN YAZILDI?
Bir müşteri alışverişe kendi köpeği ile çıktı. Tasması sahibinin elinde, pazarda bir feryat figan, pazarcı bas bas bağırıyor.
Kimsenin dinine diyanetine karışan yok, ama bu kadarı da çok fazla gibiydi.
“Bu köpek bana değseydi ya” diye çemkirmeye devam ediyor. 
Maşallah pazarcılar örgüt elemanları gibi birbirlerine arka çıkıyorlar.
“Sen nasıl pazarın içinden köpeğinle geçiyorsun, ya bana değseydi. Ya bana değseydi” diye bozuk plak gibi yüksek sesle öfkeli bir şekilde bağırmaya devam etti. 
Köpek sahibiyle yoluna devam etmiş, ama değmemişti.
Lakin avazı çıktığı kadarıyla terör estirerek, “Bana dokunsaydı abdestim bozalıcaktı’ diye söylenmelerine devam etti.
Meşteri hanımefendi ise nezaketeni bozmadan;  “Ama siz değmedi.”
Dedi sessizce. 

Diğer müşteriler ise olayın büyemesini engellemek için kadına kaş göz işareti yaparak, “Sen yoluna git, söylenip dursunlar” tepkilerini ortaya koydular. Herkesin mutlaka bir diyeceği olacaktır elbet.
Bu bir alışveriş pazar yeri. Yani müşteri kiminle isterse, onunla alışverişe çıkar. Sonuçta terörist değil. Altı üstü bir can. Kıyamet kopar mı ya?

Ama koptu.
Nezaketsizlik, saygısızlık, öfke gırla gitti.
Neden bu pazarcılar denetlenmiyor.
Müşteri velinimettir, nasıl bağırır?
Hakaret eder, ama ediyorlar.
Kimi kime şikayet edecek ki?
Belediye görevini yapmıyor.
Yol da babasının yolu değil, sırf tezgahını kuracak diye, insanlar o pazarın içinden araçlarıyla evlerine gidemiyor. 
Mahalle sakinleri yıllardır tahammül ediyo,r ama pazarcılar etmiyor.
O zaman bu işi yapmasınlar.
Hoşgörü yoksa, tahammül yoksa, bu işi yapmayacaklar.
İnsanları gerim gerim geriyorlar. Aslında buradan çok hikaye çıkarda, sadece birini örnek olarak yazdım. 
Kendi dini kendine, esnaflık yapıyorsa, saygılı olmayı öğrenecek...
***
Rabbim bile peygambere sadece tebliğ et demiş, zorlamamış.

Sen kim oluyorsun? 

 

 
Etiketler: PAZARCILAR, NEDEN, DENETLENMİYOR?,
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Adana

Güncelleme: 06.07.2022
İmsak
Sabah
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı