Yazı Detayı
03 Ocak 2026 - Cumartesi 18:13 Bu yazı 85 kez okundu
 
TÜRKİYE'DE YARGI HANTALLIĞI
Fatoş TEKBAŞ
adanadoruk01@gmail.com
 
 

Yazarlık serüvenimde ajandam hiçbir zaman boş kalmaz; konular o kadar çok, meseleler o kadar derin ki, unutmamak için her an notlar alırım. Gazetemi aylık periyotlarla çıkardığım için konuları seçerken kılı kırk yararım. Bu ay ki yazı konum; "Polisler neden intihar ediyor?" olacaktı. Küçük çaplı bir araştırmayla başladığım bu yolculukta gördüm ki; bu trajik ölümler açık kaynaklarda, gazetelerin o soğuk üçüncü sayfalarında sıradan birer haber halini alıyor!
***
Kendi hayat tempom ise bu toplumsal meselelerle iç içe geçmiş durumda. Günümün en az 3 saatini sokaktaki canlara ayırıyorum. Haber peşinde koştururken, eve gelip mutfağa girmek, ibadetlerimi yerine getirmek derken bilgisayarın başına ancak gece 22.00 sularında geçebiliyorum. 2026 yılındaki kitap fuarına yeni eserlerimle yetişme gayretindeyim; son iki aydır çocuk kitapları üzerine o kadar yoğun çalışıyorum ki, başımı kaşıyacak zamanım yok! Ancak hayat, bazen siz planlar yaparken, en savunmasız yerinizden vurabiliyor!
***
2 ve 4 Aralık 2025, benim için bir adalet sınavına dönüştü. Her şey 8,5 yıl boyunca baktığım sokak canı Tontiş’e bir motorun çarpmasıyla başladı. 
Onu tedavi için götürdükleri A. Veterinerlik’te yaşadığım engellemeler ve maruz kaldığım tavır üzerine, hislerimi sosyal medyada yazarak paylaştım; "Tontiş’i Kaybettim" başlıklı yazımdan sonra, olaylar akıl almaz bir boyuta ulaştı!
****
22 Aralık tarihinde, yazdığım yazı nedeniyle kardeşimin evinin önüne gidilerek edilen küfürler ve savrulan tehditler, sistemli bir tacizin ilk sinyalleriydi. Yazımda herhangi bir hakaret veya kişilik haklarına saldırı bulunmamasına rağmen, karşı tarafın uzlaşmak yerine şiddeti seçmesi durumun vahametini ortaya koydu.
***
Tacizler sadece sözlü tehditlerle sınırlı kalmadı. 23 Aralık günü, gündüz saat 15 sularında, ilk telefonu açtığımda ağız dolusu küfürler savurunca telefonu kapatmak zorunda kaldım. 8 defa üst üstte uzun uzun çaldı. 
Adana Veterinerler Odası’na ve avukatıma bildirdim. 
Av.Ahmet Kızıl; “Hemen şikayet et” dedi. Saat geçti, hayvanları besleme saatimdi. 
Ancak aynı günün akşamı aldığım bir telefonla dünyamı başıma yıktı.  Kardeşim, evinin basıldığını ve darp edildiğini haber verdi.
Bir yazı kaleme almanın bedeli, aileme yönelik bir fiziksel saldırı olmamalıydı.
***
Yaşanan bu süreçte; sokaktaki canlarımızı korumaya çalışırken, kendi can güvenliğimizin ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu bir kez daha acıyla yaşadık! Belediye tarafından alınan köpeğim Dino’nun üzüntüsü henüz tazeyken, kardeşimin uğradığı bu saldırı sabrımı ve adalet inancımı sınamaya devam ediyor. Bu olay, sadece şahsıma ve aileme yapılmış bir saldırı değil; bir gazetecinin gördüğü yanlışı dile getirmesine karşı yapılan bir susturma girişimi oldu. Konu artık yargıda ve adaletin tecelli edeceğine dair inancımı korumak istiyorum.

OLAY NASIL GELİŞTİ?
Eve döndüm. Her zamanki gibi ikindi vakti namazı kılıp, dolaptan eti alıp beslemeye çaktım. Kardeşimle ben akşam yemeğimizi saat 18 sularında yedik. O evine gitti, ben hazırlandım, Selçuk Polat’ın evine gitmek için tam evden çıkerken kardeşim saat 18.15’te beni aradı.
“Evi basıp beni darp etti abla” dedi. Elim ayağım buz kesti, koşarak kardeşimin evine vardım. Yolda 155’i arayıp yardım istedim. Kardeşimin evine geldiğimde komşuları kuaför bey vardı. Kardeşimi teskin ediyordu. Sadece evin içinde gürültüleri duymuş, ikinci kattan koşar ayak aşağıya inerken, bu sesleri duyan veteriner yamağı da haneye tecavüzün şahidi olmasın diye o hızla kendini dışarı atmış. 
Kız kardeşim Rabia beni aradı, durumu anlatınca; o da koşarak geldi. 
Ambülans kardeşimi hastaneye götürdü. Polis otosuyla karakola gittim. Orada bu yazdıklarımın aynısını söyledim, sosyal medya da yazdığım yazıyı da kopyaladılar.
***
Kardeşimi döven veteriner yamağı girişte oturuyordu. Sağlamdı. Ben içeriye geçip ifademi verdim, “Benim yüzümden oldu” dedim. Beklemeye koyuldum. Bu arada Ak Parti İl Başkanı Tamer Dağlı’ yı aradım. Ankara’da istişare toplantısındaymış, “Dönünce görüşelim” dedi.O’na da özet geçtim.
***
Veteriner yamağının gözaltına alınacağını umuyordum. Maalesef yalan ifade vermiş. Polis; “Sizin o sokakta ne işiniz vardı? Neden gittiniz, bu arkadaşı tanıyor musun” diye sormamış. Maalesef yamağın babası geldi, daha önce birlikte hayvanları beslediğimiz kadında geldi. Kardeşimin evini onun gösterdiğinden adım kadar eminim. Birlikte saat on gibi rapor almaya ellerini kollarını sallayarak gittiler.
Yalnız dönüşleri muhteşem oldu!!!
Veteriner Yamağı elleri sargılı döndü, sözde kardeşim iki elini kırmış-mış!
Sen eve gir, yumrukları art arda salla, tabi ki o da kendini koruyacak, birlikte merdivenlerden aşağıya yuvarlanmışlar.
Vücutta ki her hangi bir kırık, bir yer iki saat sonra şişer, istediğiniz doktora sorun. Ama bileklerde sadece sargı bezi vardı, alçı yoktu. Alınan raporun gerçekçiliği üzerine bende şüphe oluştu. Ayrıca 23 Aralık 2025 karakol kameralarından görülebilir.
***
Sadece verilen ifade tutanaklarına dayanarak Savcı tutuklama kararı verdi. İçimde bir şeyler kopup gitti. Hem evinizde saldırıya uğrayacak, ağzınız burnunuz dağılacak, şikayetçi olacaksınız, arkasından yalan ifadeden yola çıkılarak, hiç araştırılmadan, mağdur kişi de tutuklanacak!
***
Sayın Savcı Veterinerler odasından bunu öğrenebilir. Bu şahıs daha önce başka bir kadın veterinerin kliniğini de basmış, kendisine köpek getiren bir beyefendiyi de haşat etmiş. Böyle vukuatları varmış!
***
2000’li yıllardı. Adana eski baro başkanı, eski CHP’li Milletvekili Hukukçu Ziya Yergök’le röportaj yapmıştım. Yargının sorunlarını dile getirirken, uzayan ve çeyrek asırları bulan davalarda mağduriyetin arttığını, dava sonuçlarını görmeden bu hayata veda edenleri anlattı.
Ardından özellikle Cumhuriyet Savcılığına bağlı kolluk görevlilerinin olması gerektiğini, bu savcılığa bağlı kolluk görevlileri delil toplamada, sonuca ulaşma da, mahkemelerin işlerini kolaylaştıracağını, davaların böyle sürünceme de kalmayacağını vurgulamıştı.
Kardeşimle biz ne yaşadık o zaman?
***
Evimi kiraya verdim, kiracı 3 ay kirayı, elektrik, su ve aidatı ödemedi, avukat  zoruyla evi boşalttık, ama ev, ev değil. Yasal yoldan hakkımızı aradık. Sözleşmemiz olmasına, karşı tarafın hiçbir belge sunmamasına rağmen, maalesef davayı kaybettim.
***
Benim küçüğüm, erkek kardeşim trafik kazasında öldü, 28 yaşındaydı. Dava açıldı, 28 yılda dava sonuçlanmadı. Ama Avukat rahmetli oldu.
***
İstanbul’da ki evimi su bastı. Kanalizasyon akmış, evde halılarım, beyaz eşyam, kanepe hepsi atıldı. En zoru da parkeleri sökmek oldu.
Pandemi vardı, işin başında duramadım. Yönetici zararı hiç ödettirmedi. Mahkemeye verdim. 6 yıl geçmesine rağmen neticelenmedi.   
Evi bana satan Sevim Çağan evin tadilatı için benden ücret istedi.O dönem 100 dolar 700 liraydı. Sadece kadına o tarihte 7 bin lira ödeme yaptım.Tamir esnasında mutfak aletleri de çalınmıştı.
Parkeler, evin boyanmasına, buzdolabın yenilenmesine, üçlü koltuk bana epeyce pahalıya patladı. Avukattın masrafları, bilirkişilerin gelmesi için yatırılan ücret… Mağdur oldum, ama mahkeme halen devam ediyor. 
Davalar neden uzayıp gidiyor, ömür bitiyor davalar kaplumbağa hızında, gıdım gıdımy mehter marşı gibi...
***
Şubat 2024 yılında 45 bin dolar dolandırıldım. Mahkemeye gitmedim. Çünkü önümde birçok yıpratıcı örnek vardı. Üç defa Adana Emniyet Müdürlüğü’nde, bir defa karakol da, bir defa da Cumhuriyet Savcılığında ifade verdim. Ta o zamanlarda bankaların mobil hesaplarını kapattım, bankalara dilekçe yazdım. Bütün bankalara tek tek giderek hesaplarımı kapattım. Bu dosyalar neden birleştirilmiyor, mağdur olan benim, her seferinde ifadeye gitmekten yıldım. Neredeyse bana yapılanları unutacağım yani... Bu defa dolandırıcılar benim iban numaramdan işlem yapmışlar. Bir nevi benim adım da dolandırıcıya çıkmak üzere. Korkacağım bir şey yok. Bankalar orada. Adım soyadım belli, TC’m belli. Para akışını rahatlıkla bankalara sorarak öğrenebilirler. Bu adalet sistemiyle hapise girmek artık çok basit! Ama üzerindeki leke ömür boyu seni takip eder!
***
Konuya döneyim. Yargıda reform şart. Özellikle savcıların kolluk birimi acilen kurulmalı, davalar yersiz, zamansız uzamamalı. Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü ilkesi her zaman geçerli olmalı.
Şimdi 50 bin insan cezaevlerinden salınıyor. Dayak yiyen kardeşim cezaevinde. Gel de isyan etme. Geç gelen adalet, adaletsizliği doğuruyor. Biz sahi sırtımızı kime ve neye dayayacağız! Af yetkisi devlette olmamalı. Her seferinde tokat yiyen tarafız, adalet bir günde benim gibilere işlesin. 
Eminim bu da geçecek ama içimizde açılan yaralar asla kapanmayacak!
2025 yılının son 10 günü kabus gibiydi benim için... 
Oysa doktorlarım hiç üzülmemem gerektiğini söylemişti. Kimin umrunda. 33 yıllık meslek yaşamım içinde çok tehdit aldım, ama fiili şiddeti bu yıl gördük.
***
Hakim ve Savcılar hukuk fakültelerinde okurken empati yapıyorlar mı, hukuk çoğu zaman vicdane ve yoruma dayanıyor. Franz Kafka’nın  Dava kitabını ve  Sokrates’in savunmasını okuyup, analiz yapsınlar. Siz mahkeme de davacıyı konuşturmayın, bu davalar uzar gider. 
Benim kardeşim gibi mağdur olur ceza evini boylar. Sormak istiyorum kardeşim olması dışında, başka ne suç işledi?

 

 
Etiketler: TÜRKİYE'DE, YARGI, HANTALLIĞI,
Yorumlar
Diğer Yazılar
ADANA BİTMİŞ!
İRAN DEĞİŞİME HAZIR!
GiTME, KüSME HANZALA!
Herkes tanrıcılık oynuyor!
Vatan Nedir?
Motosikletliler trafik canavarı mı?
Tamer Dağlı efsaneleşebilir mi?
YANDEX RAHATLIĞI
TÜRKCELL BİZİ KANDIRIYOR
28 Şubat yeniden mi yaşanıyor?
Başkalarının acısının üzerinde tepinmek!
Ali Demirçalı beni şaşırtıyor!
Akıllı kavşak mı, yoksa deli!
Hak ararken... Adalet nerede?
Güvenli Sokaklar mı?
Bu ülkede 4 şey olmayacaksın!
EMEKLİLERE ÖLÜN DİYOR!
Türkmenistan’da neler oluyor?
Ben anne değilim
Kimlikler nasıl kayboluyor?
Herkes ketüm!
Basına böyle davranmayın!
BİZİ DE GÖR TAYYİP ERDOĞAN
AYAĞA KALK HANZALA
İçimizdeki İsrailliler
BİZ SİZE NE YAPTIK?
EMEKLİ'NİN HER ADIMI PARA!
Sıcaklar vuruyor!
Kapımı çalan davetsiz misafir
Yumoş'um
Dürüst olmak suç mu?
Bizim bir Gökhan Naz’ımız yok
Beni kim durdurur?
Felaketi yaşadık!
Mollalar kendi ayağına sıkıyor
Hayallerim seyahat etmek!
Adana’nın içini boşaltılar!
İran'da kadın olmak!
Adana Kirli Bir Şehir!
Biri İmamoğlu, biri Özgan
Bir de Ferman'ı benden dinleyin!
Yerel basının gücü
TEYZEMİ KAYBETTİM
HAÇLI RUHU UYANDI
İnsanlar neden ülkelerinden kaçarlar?
Fatih Bayhan ve hedefleri
Bugün günlerden Fatih Mehmet Kocaispir
Ev Alma Komşu Al
Belediyeler kaldırımları satsın!
Kötülüklerin anası kadınlar!
SAVCILIK BENİ ÇAĞIRSIN
Akşener’in Adana ziyareti
Kudüs'ü kaybettik!!!
Fikret Yeni Filmi başa sarsaydı
Yerel basın mı hadi ordan!!!
Kitaplarım nerede?
Benim ekonomim
YENİ UMUTLAR
Cumhurbaşkanının yerinde olsam
Haçlı zihniyeti hortluyor mu?
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Adana

Güncelleme: 06.07.2022
İmsak
Sabah
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı